Gündem Haberleri

    Evlenme vaadiyle arsa satışı Yargıtay'dan döndü

    Hürriyet Haber
    15.09.2005 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Evlenme vaadiyle mülkiyetini sevgilisine devreden H.K., sevgilisi kendisinden ayrılınca soluğu "aldatıldım" diyerek mahkemede aldı. Salihli 2’nci Asliye Hukuk Mahkemesi yazılı delil olmadığı gerekçesiyle davayı reddetti ama Yargıtay hile davalarında diğer delillerle de duruşmanın görülebileceğini belirterek, kararı bozdu.H.K. ile F.Ç. arasındaki mülkiyetli evlilik anlaşmazlığı Yargıtay’a taşındı. H.K., F.Ç.’ye evlenme teklifi etti. F.Ç. bu teklifi ancak H.K.’nin sahip olduğu taşınmazdan kendisine pay vermesi halinde kabul edebileceğini belirtti. Bunun üzerine, H.K. sahibi olduğu çıplak mülkiyetini davalıya devretti. Ancak, belli bir süre sonra, H.K. ile beraber yaşayan F.Ç. nikah yapmaya yanaşmadı. F.Ç. evlenmekten vazgeçince, H.K. "hileli davranışıyla taşınmazın devrini sağladığı" gerekçesiyle soluğu mahkemede aldı. H.K., Salihli 2’nci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde aldatıldığı gerekçesiyle, satış işlemini yaptığı tapunun iptal ve tescil isteğiyle dava açtı. DAVA REDDEDİLDİ H.K., F.Ç.’nin kendisiyle evlenmesi koşuluyla satışı yaptığını, ancak taşınmazın satışı yapıldıktan sonra evlilik birliğinin kurulamadığını, F.Ç.’nin evlenmekten kaçındığını ileri sürerek hile ile aldatıldığını iddia etti. Mahkeme, taraflar arasındaki ilişkinin inançlı işlemden kaynaklandığı kabul ederken, yazılı delil bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddine karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay’a taşındı. HİLE İLE YAPILAN SÖZLEŞMEDEN GERİ DÖNÜLEBİLİR Dosya Yargıtay 1’inci Hukuk Dairesi’ne geldi. Hukuk Dairesi kararında, hilenin, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için karşı tarafta kasten hatalı bir kanı uyandırmak, veya esasen var olan hatalı bir kanıyı korumak yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanabileceği belirtildi. Hatada yanılma, hilede yanıltmanın söz konusu olduğuna dikkat çekilen kararda, taraflardan birinin diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla gerçekleştirilen sözleşmenin bağlayıcı sayılamayacağı kaydedildi. Kararda, "Bu koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir" denildi. Hilenin her türlü delille ispat edilebileceği gibi ispat hakkının kullanılmasının hiç bir şekle bağlı olmayacağına işaret edilen kararda, "Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir" denildi. Kararda, bu nedenle yazılı delil olmadığı gerekçesiyle davanın reddedilemeyeceği belirterek, karar bozuldu.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı