Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

EVİMDE HAYALETLER OLMASINI İSTERİM!

19. Adana Altın Koza Film Festivali’nde Jüri Başkanı olan yönetmen Ferzan Özpetek, festivale ayrıca ‘Şahane Misafir’ olarak katıldı.

Sicilyalı Pietro’nun (Elio Germano) oyuncu olmak için Roma’ya gelişiyle başından geçen ilginç olayların konu edildiği ve geçtiğimiz yıl İtalya’da birçok ödül alan, son olarak da Moskova Uluslararası Film Festivali’nde ‘Büyük Seyirci Ödülü’ne layık görülen Ferzan Özpetek’in 9. filmi ‘Şahane Misafir’ Adana’da ‘Altın Koza Film Festivali’ kapsamında izleyicilerle buluştu.

Hayaller - hayaletler!

Cem Yılmaz’ın da rol aldığı, Sezen Aksu’nun ve Pasquale Catalono’nun da, müziklerde imzasının bulunduğu filmde ilginç sahneler var. İnsanların yaşadığı hayaller ve hayaletler…

Gerçek bir olay!

Film sonunda konuştuğumuz Ferzan Özpetek, filmin konusuyla ilgili olarak bir arkadaşının başından geçen gerçek bir olaydan yola çıktığını belirtiyor.

/images/100/0x0/55eb0a1bf018fbb8f8a71242İtalyan oyuncu Oscar alıp uçunca Cem Yılmaz’la…

Türk oyuncularından neden Cem Yılmaz’la çalıştığını sorunca; İtalyan bir oyuncuyla çalışacaktık. Oscar alınca uçtu. Türk oyuncularımızdan çalışmayı çok istediğim isimler var. Cem’le çalışmamın nedeni de, hayat verdiği karakterlere hem trajik hem de komik türlerde oyunculuğunu iyi yansıtıyor. Ayrıca güldürürken düşündürmeyi de çok iyi biliyor.

Fellini’ye benzetilmek benim için şeref!

Filmdeki bazı karelerdeki sahne makyajının ve kostümlerin Fellini eserlerindekilerle benzerlik gösterdiğini belirttiğimde ‘Fellini’ye benzetilmek benim için şeref. Ama onun yaptıklarına benzesin diye bir düşüncede olmadım.” diyor.

İlk filmim Hamam’ı çekerken kültürümüzden utandığımız dönemlerdi!

İki kültürü yaşamanın hem avantaj hem dezavantajlarını sorduğumda “İki kültür arasında kalmanın avantajlarının ve dezavantajlarının olduğunu da “Avantajlarından birinin, ilk aklıma geleni paylaşayım, üniversite yıllarımda Amerika’daki müzede her yıl yapılan dünyaca ünlü yönetmenlerin katıldığı toplu gösterimlerde onların aralarında benim de bulunuşum mesela. Dezavantajına gelince bizim kültürümüzün yanlış tanınıyor ve tanıtılıyor olması. Hamam’ı çekerken kültürümüzden utandığımız dönemlerdi. Hatta Harem Suare’yi çekerken birçok kişi ‘N’apıyorsun, niye çekiyorsun? Bir şey değişmeyecek’ demişti. Ama o filmi çektikten sonra birçok kişi İstanbul’a geldi. Yanlış tanıtıldığını gelip gördüklerinde fark ettiler. İki kültürü yaşıyor olmanın avantajları daha fazla tabii.” diye cevaplıyor.

Evde 7,5 hayali insan var!

Filmin parolası olan ‘Hayal – Hayal’in insanları başka başka yerlere götürmesinin paralelinde başka yollara ve olgulara da yönlendiriyor.

Yabancı bir ülkedesiniz. Ev kiralıyorsunuz. Taşındıktan sonra öğreniyorsunuz ki evde sizden başkaları da yaşıyor!

N’aparsınız?

Pietro’nun evinde bulunan 7,5 hayalet, onu, korkuları, zayıflıkları ile yüzleştirerek, kişiliği sürecinde yeni bir oluşuma girmesini sağlıyor.

Filmi izlerken hayatta nelerin gerçek neyin yalan olduğunu da içimizde sorgularken fark ettiğimiz diğer bir şey de ‘Hayaller, gerçekler, yalanlar, hayat… Yalan, gerçekten çok inandırıcıdır. Ama gerçek daha inandırıcıdır.’ olgusu.

Evimde hayaletler olmasını isterim!

Evdeki hayaletleri sorduğumda ise ‘O hayaletler aslında hepimizin zaman zaman geçmişe giderek ve şimdiki zamanlarımızda karşılaştığımız, hatırladığımız ‘An’lar ve olaylardır. Ben de evimde hayaletler olmasını isterim’ diyor.

Sinemadan çıkarken hayattaki yalanların sahnedeki gerçekler olarak yüzümüze vurulması nüansı hem düşünceler beyin kıvrımlarında yol alırken filmdeki ilginç görseller de gözlerimde dans ediyor.

X