Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Evet yönetim gecikti

EVET.. Taraftarın beklentisi çok büyüktü.. Başkan Aziz Yıldırım, 100. yıl öncesi dünyanın en büyük yıldızlarını getirmişti Kadıköy’e.

Yönetimin ve Başkan’ın bu transfer becerisine bir de 100. yıl beklentisi eklenince, çıta daha da yükselmişti elbette.

Ama olmadı.. Aziz Yıldırım’ın istifası, geri dönüşü, Roberto Carlos, Ricardo Oliveira derken Dinamo Kiev maçı geldi çattı ve Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’nden bağıra çağıra elendi. Yönetimin transfer konusundaki yavaşlığı pek çok kesim tarafından eleştirildi. Bunlar bir noktaya kadar anlaşılabilir tepkilerdi.

Şimdi F.Bahçe’yi bekleyen tehlike daha büyük. Yeni transferlerin yararlı olup olamayacağı tartışılacak. F.Bahçe’yi gerçekten sevenler; eleştirilere bir yenisini mi ekleyecekler, ya da 100. yılında ne olursa olsun takımlarını mı destekleyecekler?

"Bak olmadı" demenin keyfini mi yaşamak isteyecekler, yoksa tam destek mi verecekler? "Taraftardan korkup alelacele transfer yaptılar?" mı diyecekler yoksa, "Böyle iyi 3 transferi iki gün içinde Türkiye’de başka bir kulüp bitiremezdi" deyip yönetimin hakkını mı verecekler?

Bizler, 100. yılı görme ihtimali olanlar şanslıyız. 100. yılı çocuklarımıza ve torunlarımıza anlatacağız belki de. O halde bunun keyfini çıkarabilmek için el ele mi olacağız, yoksa kişisel kırgınlıklarla F.Bahçe’yi yalnız mı bırakacağız?..

Asıl soru şu; F.Bahçe’yi şampiyon yapmamak(!) için bir sürü etken(!) ortada dururken, Fenerbahçeliler, Şampiyonlar Ligi’ndeki başarısızlığı, transferdeki gecikmeleri dillerine dolayıp, "Bak ben demiştim" demenin keyfini mi sürecekler, yoksa "Çünkü Fenerbahçeliyiz" mi diyecekler.. Karar F.Bahçeliler’in elbette.

Uzaya sorular...

* FUTBOL eleştirmenleri kendilerini, her konunun uzmanı sanıp ahkam kesince daha mı çok para kazanıyorlar, yoksa her şeyi bilirim mesajı mı veriyorlar?

* Baş başa yemek yiyen, başkanlar ve yöneticiler, yeni buluşma yerlerini basından gizliyor mu, yoksa aralarına soğukluk mu girdi?

* Şike, rüşvet, teşvik diyen Denizli Başkanı Ali İpek ile suçlanan birçok spor adamından el ayak çekildi mi, yoksa federasyonumuz başka formül mü buldu?

* Irkçı yazar olmak genetik mi, yoksa duruma göre sonradan mı olur?

* Levent Bıçakçı federasyona ödettiği şoförünün maaşını şimdi kendi mi ödüyor, yoksa adamcağızı işten kovdu mu?

El değmemiş bir lig

GEÇEN yıl Anelka’nın elle attığı golden sonra ortalık ayağa kalkmıştı. Ne F.Bahçe’nin hakemleri satın aldığı kalmıştı, ne de Anelka’nın emek hırsızlığı... Tribünlerde özel pankartlar dalgalanmamış mıydı? Spor programları, kamuoyu ve medya bununla yatıp kalkmamış mıydı? Peki şimdi o pankartları açanlar, F.Bahçe’yi topa tutanlar neredeler? Koskoca camialarda başkanlık, yöneticilik yapanlar, camialarının hedefini F.Bahçe’yi şampiyon yapmamak olarak belirleyeceklerine, kendi kulüplerinin başarısını hedefleseler belki o zaman el değmemiş bir lig görebiliriz. Ama söylediğim gibi, BELKİ...

Şapka ve Zico

SAKARYASPOR maçı F.Bahçe için bir uyarıdır. Erken uyarı. Zico iyi niyetli bir hoca olabilir. Ama başında olduğu takımın F.Bahçe olduğunun bir an önce farkına varmalı. Sakarya gibi bir deplasmanda, galibiyeti yakalamak Murat Hacıoğlu’nun forvet becerisine kalıyorsa, Brezilyalı hoca şapkayı önüne koyup düşünmelidir.

MAÇIN 3 ADAMI: 1- Kezman 2- Souza 3- Edu
X