Evet, kayınvalidem düğünümü basmıştı

Güncelleme Tarihi:

Evet, kayınvalidem düğünümü basmıştı
Oluşturulma Tarihi: Ekim 19, 2005 00:54

Üçüncü eşi Arben İçli ile olaylı bir nikah töreni yaşayan Yeşim Salkım, biten evliliğini anlattı: ‘Nikah günü kayınvalidemin düğün törenini basması, şarap kadehini fırlatması doğruydu. Aşıksan, yine de mücadele edersin. Mücadeleyi hak eden bir evlilik olmamış demek ki!’

Paris’ten döndüğünde seninle röportaj yapmıştık. Eski eşin Arben İçli’ye çok aşık olduğunu anlatmıştın. Hatırladın mı?

Y.S:
Evet, hatırladım. Yalan söylemişim, ne diyeyim!

- Neden yalan söyledin?

Y.S:
Çünkü her şeyi bırakıp gitmek çok zordu. Ama dönmek daha da zordu. Açıkçası burada beni ne beklediğini bilmiyordum. Bir evlilikle gitmiştim. Giderken biraz mecburiyet de vardı.

- Arben İçli’ye aşık değil miydin?

Y.S:
Değilmişim! Şimdi burada olmadığı için onun hakkında konuşmak istemiyorum. Ama şöyle bir gerçek var ki, bir kadın 35’inden sonra bazı şeyleri çok daha farklı yaşıyor. Ama özel, ama iş anlamında hayatın boyunca hep bir şey ararsın. Ben, mesleğimde aradığımı yakalamıştım ama özel hayatımda bir türlü aradığımı tutturamıyordum. Ben, Arben ile evlenerek, bazı şeylerden uzaklaşacağımı düşünmüştüm. Bazı evlilikler vardır, tanıdıkça seversin. İlla aşık olup da evlenmen gerekmez. Ben, onunla mutlu olabileceğimi düşünmüştüm. Olmadı.

OĞLUNA AŞIKTI

- Arben İçli’nin annesi için, ‘Oğluna aşık bir anne’ demiştin. Eski kayınvaliden yüzünden mi bitti evliliğin?

Y.S:
Genelde dünyaya baktığınız zaman, anneler erkek çocuklarına çok farklı yaklaşırlar. Babalar da kız çocuklarına. Erkek, annesi gibi, ona bakan, ona sahip çıkan, onunla ilgilenen bir kadınla olmak ister. Kadınlar ise ancak belli bir yaştan sonra anneliğin tecrübesini kazanır. Bu anlamda ben, karşı taraf ne kadar isterse istesin, o anneye benzemiyordum. Oğluna aşıktı. Buna saygı gösteriyorum. Benim annem de oğluna aşık. Türkiye’de evlenilirken, aileler, ‘Ne oluyor, oğlum kiminle evleniyor’ diye hemen ayağa kalkıyor. Bırak, çocuğun kendisi yaşasın ve görsün. Her şey bir tecrübedir. Sonuç olarak ben, yaşadığım hiçbir şeyden pişmanlık duymuyorum.

İLKER’E SAYGIM VAR

- Peki nikah günü yaşananlar, yani kayınvalidenin düğün törenini basması, şarap kadehini fırlatması... Bunlar doğru muydu?

Y.S:
Bitmiş şeyin ardından konuşulmaz. Ama, evet doğruydu! O dönem bir şey söylemedim. Çünkü beraber olduğum insanın ailesi hakkında konuşmak, bana yakışmazdı. Bir şey başlarsa başlar, biterse de biter.

- Ama aşıksan, seviyorsan mücadele edersin...

Y.S:
Mücadeleyi hak eden bir evlilik olmamış demek ki. İyi ki de olmamış. Çünkü o zaman İlker olmayacaktı. (Gülüşmeler)

- Son beş yıldır inanılmaz bir hayat yaşadın. Bir zamanlar tahtta oturan bir kraliçeydin. Şimdi ise koltuk üzerinde dans eden bir kadın var.

Y.S:
O sırça köşkte, kraliçeler gibi oturan kadın ben değildim. Şimdi, benim! İlker’le olmaktan gurur duyuyorum. Yanımda yürüyüp elimi tuttuğunda, dans ederken, ‘Gel şuraya otur’ dediğinde o kadar mutlu oluyorum ki! Bugüne kadar hiç kimse beni bu kadar sahiplenmedi. Ve o yüzden İlker’e çok saygı duyuyorum. O işler, öyle olmuyormuş.

- Parayla, mücevherle...

Y.S:
Evet, kır çiçekleriyle oluyor. Şu anda benim evimin her yeri kır çiçekleriyle dolu. İlker nasıl kahve içtiğimi, içine kaç tane şeker attığımı biliyor. İşte gerçek hayat, gerçek ilişki budur. Ve ben gerçeğime döndüğüm için çok mutluyum. Fakat bir nokta var ki, eskisine göre çok daha güçlüyüm. Bu kez savaşacak kadar güçlüyüm. Bu ilişkiye zarar vermeye kalkışacak kişi, babamın oğlu olsa bile tanımam. Benim ne kadar gözü kara bir kadın olduğumu tüm Türkiye öğrendi.

- ‘Beni öldü bilin, adımı bile yazmayın’ diyen kadın, şimdi gündeme gelmek için koltuk üzerinde dans ediyor’ iddialarına ne diyeceksin?

Y.S:
Bir kadın, altı ay boyunca aynı konuda gündeme gelirse, sonunda ‘Artık yeter’ der. Tek başıma bir kadındım ve benim bir kızım, ailem vardı. Sadece kızımı ve ailemi korumaya çalıştım. Yoksa tek başıma olsaydım belki bu kadar umursamazdım. Bunu kendime bir reklam aracı yapar, gider bir albüm çıkarırdım.

Sabırlı olmayı son dört yılda öğrendim

- Aslında Yeşim’le ortak noktalarınız çok. Senin de onun gibi kaçışların oluyor. Mesela Güzide Duran ile Amerika’ya gitmen...

İ.I:
Doğru, hem Amerika’yı sevdiğim, hem de eski birlikte olduğum insana destek olabilmek için Amerika’ya gittim. Bundan önce de çok kaçışlarım oldu. Çünkü ben, çok çabuk küsebiliyorum. Şu anda Türkiye’de olmamın, tekrar bir şeyler yapmak istememin en büyük sebebi Yeşim’dir. Yoksa yine gidecektim. Şimdi bir film projemiz var. O yüzden sabahları daha bir heyecanla uyanıyorum. Bu kez küsmeyeceğim...

Y.S: Daha dün akşam bana, ‘Buradan gidelim’ dedi!

- Neden?

İ.I:
Mesleki anlamda biraz kolay pes eden birisiyim. Uzun zaman önce bir TV kanalına, altı bölümlük bir dizi film anlaşması yapmıştım. İlk bölüm çok düşük reyting almasına rağmen, dördüncü bölümde diziyi bir numara yaptım. Ondan sonra da bıraktım. Zaten altı bölüm çekmemin imkanı yoktu. Çünkü günde yarım saat uyku uyuyordum. Tecrübesizdim. Üç kamerayla çalışarak, aksiyon çekiyordum. Ama hala benim o dizide çektiğim görüntüler, daha şu an kimse çekemedi, kimsede yok. Bunları düşündükçe, yine gitmek istiyorum ama Yeşim bu noktada daha sabırlı olmamı sağlıyor, beni frenliyor.

Y.S: Sabırlı olmayı bu son dört yılda öğrendim. İlker çok iyi bir aileye mensup birisi. Sanatçı bir ailesi var, dolayısıyla onun bu mesleği tercih etmesi çok normal. Benim babam da bir sanatçı. İki sanatçının kaderinin keşismesini yaşıyoruz. Ben ona hep, burası Türkiye, biraz daha sakin ol diyorum. Hızlı değil, yavaş adımlar atarak bir şeyler yapmasını tavsiye ediyorum.

Güzide ile bitmemesi gereken şekilde bitti

- İlker, Güzide Duran ile ilişkin neden bitti?

İ.I:
Biteceği varmış, bitti.

Y.S: Onun kaderinde ben varmışım. (Gülüşmeler)

İ.I: Bak bu olabilir, kimbilir belki de öyledir. Güzide ile zamanında çok büyük bir aşk yaşadık. Ondan sonra bazı şeyler koptu. Yani bu ilişki bir günde bitmedi. Bir yıldır bitme aşamasındaydı. O yüzden de belirli bir yere geldi ve koptu. Son adımı ben atmadım belki. Çünkü bırakmayı becerebilen birisi değilim. Sonuç olarak, iki insan bir ilişkiyi başlatır ve iki insan da bitirir. Bunun altında başka bir şey aramaya gerek yok.

- Sonrasında yaşananlar için ne söyleyeceksin?

İ.I:
Bitmemesi gereken şekilde bitti, onu söyleyeyim.

- ‘Bitmemesi gereken şekilde bitti’ dedin. Güzide’nin, arkadaşın Moris Kohen’le yaşadığı ilişkiden mi söz ediyorsun?

İ.I: Hayır. Bir kere Moris benim çok yakın arkadaşım değil. Burada bir yanlış anlaşılma var. Moris, benim ortağımın arkadaşıdır. Kendisini birkaç kez Miami’de gördüm, o kadar. Yakın arkadaşım bile olsa, bir ilişkide hiçbir zaman başkasında kabahat bulamazsınız. Sorumlu taraf, kadın tarafıdır. İstediği kadar bir erkek yalvarsın, kadın isterse bir ilişkiye başlar, istemezse başlamaz. O yüzden bütün bunlar benim için önemli değil.

- Güzide’nin seni Moris ile aldattığı iddialarına ne diyeceksin?

İ.I:
Bilmiyorum. Ama böyle bir şey olacağını sanmıyorum.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!