"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Evet gerçekten insan hayal ettiği sürece yaşarmış

Çok ilginç bir insanın gerçek öyküsünü sunuyorum bu hafta sizlere.

Hiçbir zaman kavuşamayacağını sandığı bir hayalin peşinde sürüklenen bir adamın açık, dürüst, tertemiz dünyasının ve bu dünyayı süsleyen hayalinin öyküsü bu?

Kırmızı BMW ve benim öyküm

Sevgili Güzin Abla, ben İstanbullu bir minibüs şoförüyüm. Çocukluğum oldukça mütevazı koşullarda geçti. Oldum olası otomobillere meraklıydım. Oradan buradan bulduğum otomobil fotoğraflarıyla süslerdim odamı. Henüz çok gençtim, bir gün bir dergide gördüğüm bir kırmızı BMW’ye takmıştım aklımı. Gözüm ne aşk ne meşk ne futbol görüyordu. Varsa yoksa o kırmızı BMW? Benim için dünyanın en önemli, en değerli şeyiydi bu otomobil.

Gece gündüz onun hayaliyle yaşıyordum. Önce bir minibüste şoför olarak çalışmaya başlamıştım. Daha sonra çok genç yaşta olmama rağmen evlendim, iki oğlum, bir kızım oldu.

Hayatıma bir düzen vermem gerekiyordu. Geceli gündüzlü çalışmaya başladım. Otomobilden çok iyi anladığım için, başka işlere de çağrılıyordum. Sonunda kendime bir minibüs alacak kadar para biriktirebildim.

Yıllar geçti, ama benim minibüsümün önünde, tam camın üstüne gelen yerde, biraz buruşmuş da olsa, kırmızı BMW’nin fotoğrafı duruyordu. Ona bakarak hayaller kurmaya devam ediyordum. Çocuklarıma çok düşkündüm. Onları ne yapıp yapıp okuttum. Oğullarım üniversiteyi bitirdi, kızımı da liseden sonra evlendirdim, hemen de bir torunum oldu.

Damadım çok iyi bir gençti. İşi gereği sık sık seyahat etmesi gerekiyordu. Bir akşam, yine böyle damadım seyahatteyken, kızım ve torunumla birlikte yemek yemekteydik ki, kara haber tez geldi.

Damadım trafik kazasında hayatını kaybetmişti. O kadar gençti ki? Oğluna ve karısına doyamadan gitmişti. Bu olay hepimizi derinden sarstı. Üstelik, benim artık iki misli çalışmam gerekiyordu. Acımı unutmak için var gücümle kendimi işime verdim.
Ticaret amaçlı kullandığım minibüsüm dışında bir de Kartal’ım vardı. Ve bir gün Kartal’ımın artık çok yıprandığını düşündüğüm için, onu biraz daha yeni bir arabayla takas etmeye, otomobil pazarına çıktım.

Daha pazara gelir gelmez? Oldukça engebeli bir arazide kurulmuş olan, pazarın yüksekçe bir tepesinde, kıpkırmızı ışıldayan onu gördüm.

Benim BMW’mdi. Yıllar önce ilanını gördüğüm ve fotoğrafını yanımdan hiç ayırmadığım BMW’mdi bu.
Nefesim kesilmiş bir halde, o tarafa yöneldim. Baktım karşımda gıcır gıcır duruyor. Sahibinden izin istedim, içine girdim, direksiyonunu, ön panelini, kaportasını her yerini huşu içinde okşadım. Sanki karşımda yıllar önce kaybettiğim ama, sonradan kavuştuğum eski sevgilim duruyordu. Öylesine heyecanlanmıştım.

Muameleler yapıldı, otomobiller takas edildi. El sıkışıldı, eşten dosttan aldığım borçla farkı ödedim. Sonuçta kırmızı BMW’me bindim, mahallemize geldim. Şöyle bir tur attım tozu dumana katarak, kahvenin önündeki meydanda? Benim tutkumu bilen arkadaşlarım alkışlarla karşıladılar bizi.

Her şey o kadar güzeldi ki? Tüm acılarımı, sıkıntılarımı, sorunlarımı unutmuştum sanki. Eşim de sevinç içindeydi; görmediğimi sandığı bir anda, eşarbının kenarıyla gözyaşlarını sildi. Torunum zıp zıp zıplıyordu keyiften? Kırmızı BMW kapımızın önünde pırıl pırıl parlıyordu.
Birkaç gün boyunca, hayalime kavuşmanın sarhoşluğunu yaşadım. Eş, dost gelip otomobilimi seyrediyorlardı, sanki kuyumcu vitrinini seyreder gibi? Daha mahalleye böyle bir araba gelmemişti hiç? Eski model de olsa, yaşlı da olsa, öylesine haşmetli bir hali vardı ki?
Ve aradan 10 gün geçti. BMW‘em kapımda duruyordu. Ama o ne? Bende bir çöküklük? Bir yılgınlık? Bir bitkinlik? Yaşama sevincimi kaybetmişim gibi? Ve gerçeği anladım o an? Delikanlılık yıllarımdan beri hayallerimi süsleyen BMW’ye kavuşmuştum.

Kavuşmuştum da, hayalim bitmişti. Amacım yok olmuştu. Ben bundan sonra neyi hayal edecektim ki? Elde etmek için yıllarımı verdiğim hangi hayalin peşinde koşacaktım ki, bundan böyle? O zaman gerçek bir kez daha dank etti kafama. Evet; “İnsan hayal ettiği sürece yaşar” mış? 45 yaşındayım, şu anda artık benim hiçbir hayalim yok. Kendimi büyük bir boşluk içinde hissediyorum.
RUMUZ: HAYALLERİM VE BEN
X