Evet ben ‘dost birliklerdenim’

ÖNCEKİ gün, asistanım “Star TV’den bir ekip geldi. Sizin görüşünüzü almak istiyor” dedi.

Aklım bir akşam önce gazetede benim için düzenlenen törendeydi, herhalde o konuda bir şeyler soracaklar diye düşündüm ve “Peki gelsinler” dedim.

Haberin Devamı

Biraz sonra iki genç muhabir geldi ve hemen konuya girdiler.

“Liste hakkında ne düşünüyorsunuz?”


Ne listesi dedim. Taraf Gazetesi’nde yayınlanan, Orgeneral Çetin Doğan tarafından hazırlatıldığı iddia edilen bir plana göre, darbe sırasında kullanılacak

“Dost gazeteciler”
listesinde benim de adım varmış.


O konuda görüşümü soruyorlarmış.


“Ben o konuda konuşmam”
dedim.

* * *


Ben, Genelkurmay başkanları dışında komutanların isimlerini pek bilmem.


Rütbe sırasını bile daha üç yıl önce ancak öğrendim.


Ama Çetin Doğan adı bana hiç yabancı gelmemişti.

Biraz gerilere gidince hatırladım.


2003 yılıydı.


Orgeneral Doğan’la aramızda bir “Yemen, Galiçya” polemiği geçmişti.


Paşa, Türk askerinin Yemen ve Galiçya’da döktüğü kanı gereksiz bulduğunu söylemiş, ben de Osmanlı’nın buraları için savaşmasının niye garipsendiğini sormuştum.

Haberin Devamı


Paşa da bana sert bir cevap vermiş, benden pek hazzetmediğini de açıkça ifade etmişti.


Tarihe bakıyorum. Bizleri “Dost gazeteciler” olarak fişlediği iddia edilen, dünyanın en geri zekâlı planı ne zaman hazırlanmış?

2003 yılında.


Yani komutanla kavga ettiğim yıl.


Görüyor musunuz; ne yüreği geniş paşaymış ki, en gıcık olduğu gazetecilerden birini bile dostlar hanesine yazmış.


Tabii herkes benim kadar şanslı değil.


O günlerde sadece yemek içmek üzerine yazılar yazan bir meslektaşımız da, “Hapse atılacaklar” listesine girmiş.


Eğer ölçü oysa, ben de rahatlıkla “şarap kontenjanından” hapsi boylayabilirmişim.


Demek ki bizi, ya paşa ya da Allah korumuş.

* * *


Benim şahsi tarihim şöyle:


27 Mayıs ihtilalinden sonra Adnan Menderes ve iki arkadaşı asıldığı gece evimizde sabaha kadar Kuran okundu.


12 Mart askeri döneminde Paris’te, bursum kesildi, eşim ve yeni doğmuş çocuğumla parasız kaldım.


12 Eylül’de, başkaları gazetelerin baş köşelerinden askere övgüler yağdırırken, ben üniversitedeki işimi kaybetme pahasına rahmetli Bülent Ecevit’le birlikte “Arayış” Dergisi’ni çıkaran ekipte yer aldım.


Önceki gün listeyi gördükten sonra arkadaşlarım şakayla soruyorlar.

Haberin Devamı


“Söyle dost musun, düşman mı?”


Bütün ciddiyetimle cevap veriyorum.

“Ben gerçekten dostum. Altını çize çize, hiç kıvırtmadan söylüyorum. Ben Türk Silahlı Kuvvetleri’nin dostu bir yazarım.”


Ama son günlerde her vatandaş gibi benim de kafam karışıyor.


Balyoz haberi patladığı gün büyük bir merakla Kozmik Oda’daki aramanın sonlanmasını bekliyordum.


O odadan kanunsuz işlerle ilgili belge, bilgi, kayıt, darbe planı çıkacak mıydı?


Genelkurmay Başkanlığı’ndan dün yapılan açıklamaya bakılırsa, arama tutanaklarına göre suç unsuru sayılacak bir şeye rastlanmamış.


Şimdi aynı şeyin sivil hâkim tarafından da teyit edilmesini bekliyorum.


O olay Silahlı Kuvvetler’i büyük töhmet altında bırakmıştır.

Haberin Devamı


O nedenle sivil taraf bu aramayı gerçekten hukuki bir gayeyle yaptıysa sonucunu kamuoyuna duyurmalıdır.


Asker kapıları açtıysa, onlar da üzerlerine düşeni dürüstçe yapmalıdırlar.


Balyoz iddiasına gelince.


Genelkurmay o seminerde ne konuşuldu ise açıklamalıdır.


“Zabıtlar çalındı”
açıklaması tatmin edici olmaz.


Bir “dost” olarak da artık tatmin olmak istiyorum.


Türk ordusu içinde böylesine aptal, pespaye, manyakça planlar yapan kişiler var mı yok mu, ortaya çıkmalı.


Çıkmalı ki; bizleri “Aptal dost” başkalarını da “Akıllı düşman” haline getiren bu devir bir daha açılmamak üzere kapansın.

 

EN MERAK ETTİĞİM ŞEY

 

GAZETECİ olarak falan değil. Sadece sıradan bir insan, bir vatandaş olarak bugün en merak ettiğim konu şu.

Haberin Devamı


Genelkurmay Başkanlığı’nın dün yaptığı açıklama acaba bugün gazetelerde nasıl yer alacak.


Türkiye günlerce “Kozmik odayı” tartıştı.O oda hakkında ne senaryolar üretildi.


İçerde ne desiseler, komplolar, darbe planları hayal edildi.


Oradan ne suikast planları çıkarıldı.


Genelkurmay dün en resmi ağzından açıklama yaptı. Açıklamanın özeti şu:


“Arama sonunda tutulan tutanaklara göre Seferberlik odasından kanun dışı bir şey çıkmadı.”


Merak ediyorum, acaba bu açıklama birinci sayfalarda ne kadar yer bulacak?


Günlerdir sadece kaynağı belli olmayan haberlere dayanılarak yapılan manşetlerden sonra, Genelkurmay açıklaması da bir manşeti hak edecek mi?


Dün bu düşüncemi bir arkadaşıma açtım. Bana şunu söyedi:

Haberin Devamı


“Ama bekleyelim bakalım sivil hakim ne açıklama yapacak?”


Çok doğru bir argüman.


Ama ben de şunu söyledim.


“Peki günlerdir Kozmik odadan ne çıkacağı beklendi mi?” Herkes kendi nezhebine göre olayı manşetlerden verdi.


Şimdi ilk defa, resmi bir kaynak, resmi açıklama ile bunu söylüyor. Bu da manşeti hak etmiyor mu?


Etmeyecek, çünkü şimdi gündemde “Balyoz” olayı var.


Peki Balyoz’u neye göre veriyoruz?


"Taraf” gazetesinde çıkan haberlere göre. Hiç birimiz o belgeleri gördük mü?


Hayır.


Bir ülkede adalet ve vicdan varsa bugün gazetelerde bunu göreceğiz.


Ha, yarın aramayı yapan sivil hakim farklı bir şey söylerse ne olacak?


Elbette o da manşet olacak.


Ama hakimi beklemeden yapılan manşetleri göz önüne alırsak, Genelkurmay’ın açıklaması da bunu hak etmiyor mu?


Söyleyin bunu söylemek bile darbecilik mi?

Yazarın Tüm Yazıları