Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Etiyopya günleri

<B>EKRANLARDA </B>izliyoruz, gazetelerde okuyoruz.<B> Beyefendi, Hanımefendi, bakanlar, işadamları</B> ve birlikte oldukları kalabalık ekip önce <B>Etiyopya </B>gezisinde. Emirlerinde iki uçak.

Hanımefendi o fakir ve zavallı ülkede hayvanat bahçesini geziyor. Yaşlı büyük kaplumbağayı görünce yanındakilere ‘Bu epeyce eski’ diyor! Kaplumbağa başını çıkarsın diye kabuğunu tıklatıyor. Maymunları seyrediyor. Çevresinde hanımlar koşturuyor, şirinlik gösterisi yapıyor...

‘Ay Eminanım şuna bakın, ne güzel...’

Hanımefendi mutlu. Çevresi eskiden Semranım’da olduğu gibi kuşatılmış.

Sonra hep birlikte çocuk yuvasına gidiyorlar. Hanımefendi zenci çocukları kucağına alıp seviyor...

‘Bunlardan ikisini alıp memlekete götürsek, Tayyip Bey bayılır...’

(Osmanlı saraylarına da bu ülkeden köle çocuklar İstanbul’a götürülür, kızlar halayık, erkekler hadım edilip harem ağası olurdu.)

Sonra çocuklarla kutu kutu pense oyunu oynuyor, dünkü gazetelerin yazdığına göre yuvaya ‘yüklüce’ bir bağışta bulunuyor ve ağlıyor!

(Bağış acaba cepten mi, yoksa temsil giderleri-örtülü ödenek parasından mı? Mutlaka ceptendir!)

Acaba Türkiye’de çocuk yuvalarını gezse mutluluktan gülecek miydi!

Beyefendi Etiyopya gezisini sürdürürken biz de burada bazı gerçekleri öğreniyoruz. O fakir ülkenin meğer Ankara’da büyükelçiliği bile yokmuş. Parasızlık nedeniyle kapatılmış. Kişi başına düşen gelir sadece 95 dolarmış.

İki ülke arasındaki dış ticaret ise sadece 100 milyon dolarmış. Beyefendi ‘Etiyopya’ya silah satacağız’ demiş!

Sonra ithal milli atletimiz Etiyopyalı Elvan’ın evine gitmiş. Kahve içmemiş.

Daha sonra yapılan toplantıda Etiyopyalı yetkililer Beyefendi’yi tanıtırken birkaç ufak hata yapmışlar. Beyefendi bunları tek tek düzeltmiş:

‘Futbol oynadım ama milli takımda değil amatör kümede oynadım. Eskiden mensubu olduğum Refah Partisi yüzde 66 değil, yüzde 23 oyla iktidar olmuştu. Partimin ismi Adalet ve Demokrasi Partisi değil, Adalet ve Kalkınma Partisi’dir.’

Fevkalade ciddi, yararlı, anlamlı bir gezi olduğu her şeyinden belli!

Zaten bunu geziyi izleyen yazarların dünkü gazetelerdeki haber ve yorumlarından da izlemek mümkün. Hiç ummadığım kişiler bile şöyle yazıyor:

‘Burada bizim ne işimiz vardı?’

Ne işimiz olacak, dostlar yurtdışı gezilerde görsün!

Şu anda Güney Afrika gezisi sürüyor. Atatürk’e ve Türkiye Cumhuriyeti’ne en büyük hakareti yapan Mandela’nın ülkesindeler. Onların ayağına gittiler. En büyük devlet ihalelerini Güney Afrika’ya açıyorlar. Bugüne kadar o konuda özür dilemeyi bırakın bir yana, yaptığı terbiyesizliği kabul bile etmeyen Güney Afrika’ya!

YARGI NEREYE?

Bundan birkaç gün önce gazetelerde, örneğin bizim Bekir Coşkun’un köşesinde, mahkeme kararıyla gelen bir tekzip yazısı okuduk. Bir tarikat şeyhinden geliyordu. Bekir’in yazısıyla uzaktan yakından ilgisi yoktu, yazıda ismi geçmiyordu... Ve mahkemenin onadığı tekzip metninde şeriat hükümleri anlatılıyor, adeta fetva veriliyordu.

Dün İstanbul’dan gelen bir haberle sarsıldık. Cumhuriyet Gazetesi’nde Genel Yayın Yönetmeni Hikmet Çetinkaya’nın, eski Fethullahçı ekipten Nurettin Veren’le yaptığı bir söyleşi yayınlanıyordu. Dün üçüncü günüydü. Veren geçmişte Fethullah Gülen’in sağ koluydu ve her şeyini biliyordu.

Söyleşide hakaret, kişisel haklara saldırı gibi şeyler yoktu. Çetinkaya soruyor, Veren yanıtlıyordu. Bazı konulara açıklık getiriliyordu.

Yaşamını -her nedense!- Türkiye’de değil de ABD’de sürdüren Fethullah Gülen adına önceki gün mahkemeye başvuruluyor...

Ve Üsküdar 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, bu yazı dizisinin yayınlanmasını durduruyor.

Yargıyı her zaman savunan, koruyup kollamaya çalışan, üzerlerindeki korkunç iş yükünü gündeme getiren biriyim.

Ancak son günlerde tanık olduğumuz bazı olaylar hiç de olumlu değil. Fetva türünde tekzip yazılarının mahkemelerce onanıp gazetelere gönderilmesi, tarikat şeyhinin hoşlanmadığı, ama gerçekleri dile getiren yazı dizisinin durdurulması!..

Çok merak ediyorum, acaba bizim medyadaki ‘işine gelince özgürlükçü-entel’ takımı şimdi ne diyecek?

Yargının hiç değilse bir bölümünde bazı tuhaf şeyler oluyor. Dincilik akımları yargıyı etkisi altına alıyor.

Kimi kime şikáyet edeceksiniz?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI