Etibank kararında ‘hileli özelleştirme’ suçlaması

Özden ATİK / İSTANBUL
06.09.2005 - 01:55 | Son Güncelleme:

Etibank’ın zarara uğratılmasıyla ilgili davada verilen ve çoğu mahkumiyetle sonuçlanan hükümlerin gerekçeli kararı tamamlandı.

Dinç Bilgin’in 14 yıl ağır hapis ve yaklaşık 500 milyon YTL para cezasına, Cavit Çağlar’ın nitelikli dolandırıcılıktan 3 yıl hapis cezasına çarptırıldığı 23 sanıklı dava sonunda verilen mahkumiyet kararlarının 400 sayfaya ulaşan gerekçesinde, sanıkların, ‘yoğun dolandırıcılık ve iç etme’ kastıyla hareket ettikleri öne sürülürken, bankacılık dilinde ‘back to back’ adıyla bilinen karşılıklı krediler de ‘al gülüm ver gülüm’ şeklinde isimlendirildi.

400 SAYFA: İstanbul 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin tamamladığı 400 sayfalık gerekçeli kararda, Etibank’ın, 1998’de sanıklar Dinç Bilgin ve Cavit Çağlar’ın ortak olduğu Medya-İpek Holding’e devredilerek özelleştirildiği hatırlatıldı. Kararda, özelleştirmeden doğan borcun büyük bir kısmının banka kaynaklarından karşılanmasının yanında, inançlı krediler, karşılıklı krediler, Bilgin Grubu, Çağlar Grubu ve üçüncü kişilere ait firmalara kullandırılan kredilerin, başka bankalara yapılan depolar ve diğer bankacılık işlemleri görünümünde Çağlar ve Bilgin Grubu firmalara aktarıldığı anlatıldı.

ÖYK DA SUÇLANDI: Bankanın Medya-İpek Holding’e devrinden kısa süre sonra, Bankalar Kanunu’nun 64’üncü maddesi kapsamında izlemeye alındığı, buna rağmen suça konu usulsüz eylemler nedeniyle bankanın, toplam 249 trilyon 988 milyar 503 milyon 936 bin lira zarara uğratıldığı, zararın, 27 Ekim 2000’de TMSF’ye devri itibariyle 694 milyon 998 bin dolara ulaştığı kaydedildi. ‘Tespit ve Değerlendirmeler’ bölümünde, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğü tarafından İpek Ortak Girişim’den taahhütname alınması koşuluyla Etibank’ın ihalesi ve devrine ilişkin iznin verilmesinin uygun olacağı yazılarına yerverildi, ‘ihalenin yapılması, bu hususların yerine getirilmiş olması koşuluna değil, bu hususların yerine getirileceğine dair taahhütname verilmesi koşuluna bağlanmıştır’ denildi. Bu taahhütname yöntemiyle kamu ve kamu adına denetim yapma mevkiindeki kişilerin aldatılmak istendiği öne sürülen kararda, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun (ÖYK) Etibank ihalesine ilişkin kararının hukuka uygun olmadığı, bu kararın alınmasında hileli davranışlara başvurulduğu tespiti dikkat çekti.

Hırsızlığa kılıf uydurmuşlar

ETİBANK davasının gerekçeli kararında suça konu eylemlerin normal bankacılık işlemlerinden kaynaklanamayacağına dikkat çekilen kararda şöyle denildi: ‘Gelişen çağımız ve sanıkların kültür düzeyi yükseldikçe, mala karşı işlenen suçlarda kılıf olarak hukuki ilişkilerin varlığının yoğunlaştığının kabulü de bir gerçektir. Günümüz dünyasında kültür düzeyi yüksek olan insanların artık klasik manada iç etme/hırsızlık gibi mala karşı eylemleri basit yöntemlerle gerçekleştirmedikleri görülmektedir.’
Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı