Gündem Haberleri

    Esrarengiz denizaltı 83 yıl sonra bulundu

    Hürriyet Haber
    01.01.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Yıl 1915, Birinci Dünya Savaşı. İtilaf Kuvvetleri'nin 18 Mart’taki Çanakkale Boğazı'nı yarma girişimi Türk deniz ve kara savunması karşısında başarısızlığa uğruyor. Kara kuvvetlerinin yardımı olmadan donanmanın ilerleyemeyeceği kararına varıyor. Ama bu konuda da tereddütler var...

    25 Nisan’da ise Avustralya'ya ait ‘‘AE2’’ denizaltısı Çanakkale Boğazı'nı aşıp Marmara Denizi'ne geçmeyi başarıyor. Denizaltıdan saat 06.00'da geçilen ‘‘Boğaz'ı geçtik. sorun yok’’ telsiz mesajı, itilaf devletlerine cesaret veriyor. İngilizler ile Avustralya ve Yeni Zelandalılar'dan oluşan Anzak kuvvetleri, 25 Nisan'dan itibaren karaya çıkmaya çalışıyorlar. Anzaklar, Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal'in komutasındaki Türk kuvvetleri karşısında yerlerine çakılıp kalıyor. Çanakkale destanı yazılıyor. Ama savaşın tarafları yaklaşık 250'şer bin kayıp veriyor...

    ‘‘Boğaz'ı geçtik’’ mesajıyla belki de daha erken ve daha az kayıpla bitecek bir savaşın sürmesini sağlayan AE2 denizaltısı ise Marmara'ya geçişinden 5 gün sonra, arıza nedeniyle su üstüne çıkmak zorunda kaldı ve küçücük bir gemi olan Sultanhisar torpidobotunun toplarına hedef oldu. Denizaltının mürettebatı teslim olmak zorunda kaldı. Ama Kaptan Henry Stoker, önce denizaltının batmasını sağladı, daha sonra Sultanhisar'ın Kaptan Ali Rıza Bey'in gönderdiği sandala bindi.

    83 YIL SONRA

    Dünya tarihinde önemli siyasal sonuçlara yol açan Birinci Dünya Savaşı'nın önemli aktörlerinden AE2 denizaltısı, tam 83 yıl gizemini korudu. Fakat Rahmi Koç Müzesi Yöneticisi Selçuk Kolay'ın 3.5 yıl süren araştırması, AE2'nin yeniden gün ışığına çıkması olasılığını gündeme getirdi. Araştırmalara Avustralya Büyükelçisi David Evans'ın isteğiyle başlayan Selçuk Kolay, Türk, İngiliz ve Alman arşivlerini taradı. Avustralya'ya ait denizaltının İngiliz Kaptanı Stoker'ın yakınlarıyla da görüşen Kolay, kaptanın özel notlarındaki şifreleri de çözerek denizaltının tam yerine ulaştı.

    Selçuk Kolay, AE2'nin yerini Marmara Denizi'nde, Karabiga'da, Karaburun'un 4 mil kuzeyinde saptadı. Yapılan dalışlar sonucu, iyi durumda olduğu görülen AE2'nin su üstüne çıkarılması müzecilik açısından da büyük önem taşıyor. Su üstüne çıkarıldığı takdirde AE2, Birinci Dünya Savaşı'na katılan ve sergilenen tek denizaltı olacak. 72 metre derinlikte duran denizaltının çıkarılması için yaklaşık 600 bin dolarlık harcama gerekiyor.

    Daha önce bu alanda bir çok çalışmalar yapan Selçuk Kolay, müze olarak batığın çıkarılmasını istediklerini fakat bu konuda Avustralya'nın da katılımını arzuladıklarını belirtiyor. Avustralya'nın konuya sıcak baktığını belirten Selçuk Kolay, batığın çıkarılması için izin alınması konusunda önümüzdeki günlerde harekete geçileceğini söylüyor.

    Selçuk Kolay, uluslararası hukuk açısından denizaltının Türkiye'ye ait olduğunu belirterek ‘‘Türk ve Avustralya tarihleri açısından çok önemli bir kilometre taşı olan AE2 çok iyi durumda. Avustralya çok ilgili. İki kez oraya gittim konferans verdim. Nerede sergileneceği, aslında çok önemli değil. Bir savaş esnasında yabancı bir devlete ait harp gemisi olarak gelmiş ve bizim karasularımızda batmış. Önemli olan, onu gün ışığına çıkarıp insanlığın ziyaretine açabilmek’ dedi.

    Batık gemi avcısı

    AE2'nin yerini belirleyip bulan ünlü araştırmacı Selçuk Kolay, Alman Lisesi ve Berlin Teknik Üniversitesi mezunu, endüstri mühendisi. 1977'den bu yana Koç Grubu'nda üst düzey yönetici olarak çalışıyor. 1964'ten beri dalıyor. 1975'ten beri buhar çağı gemileri üzerine araştırma yapıyor. Antik batıkların uzmanlık konusu dışında olduğunu belirten Kolay'ın, bir batıkla ilgilenmesi için, tarihi öneminin, yeri ve batışı konusunda gizeminin olması gerekiyor. Kolay, ‘‘Örneğin Atılay denizaltısı öyleydi, dalmış bir daha geri dönmemişti. Yerini bulduk, gizemini çözdük. AE2'nin de yeri belli değildi’’ diyor. Selçuk Kolay batık gemileri önce ‘‘masa başında’’ buluyor. Önce eldeki bilgileri gözönüne alıp bir araştırma stratejisi belirliyor. Ardından yoğun bir arşiv çalışmasına başlıyor. Gerekirse kendisi yurtdışına gidiyor, ya da o ülkelerdeki uzman arkadaşlarından yardım alıyor. Masa başındaki çalışma sonunda batığı arama stratejisini belirliyor. Sonra da fiili arama, dalışlar başlıyor. Bu çalışmalar bazen 1 ay, bazen yıllar sürüyor. Kolay'ın, Midilli Kruvazörü'nü araştırması 3 ay sürmüş. Atılay denizaltısının gizemini çözmek için 2.5 ay çalışmış. AE2'yi bulması ise tam 3.5 yılını almış.

    Selçuk Kolay, Falkland Adası'nda yarı batık olarak bulunan SS Great Britain gemisinin orjinal haliyle ilgili etüdler de yaptı ve bu konuda kendisine 1988 yılında İngiltere Restorasyon Komitesi tarafından takdirname verildi. 1991'de Çeşme'deki batığın İnayet olduğunu saptadı. 1993'te Kemerburgaz'da bulunan denizaltının kimliğini Alman UB-46 olarak saptadı. Kolay, dünya havacılık tarihinin trajik objelerinden B-24 Liberator ‘‘Hadley's Harem’’ bombardıman uçağının burun kısmını da Rahmi M. Koç Müzesi'ne kazandırdı.Sigara tabakası kayıp

    Selçuk Kolay, Avustralya'ya ait denizaltıyla ilgili çalışmalar sırasında, geminin İngiliz Kaptanı'nın ilginç yaşam öyküsünü de ortaya çıkarmış. Denizaltısını kendi elleriyle batırdıktan sonra Sultanhisar'ın Kaptanı Ali Rıza Bey'e teslim olan Kaptan Stoker, 32 mürettebatla 4 yıl Afyonkarahisar'da esir olarak tutulmuş. Daha sonra ülkesine dönen İrlanda asıllı Stoker, Kraliyet Deniz Kuvvetleri'nden beklediği kahramanlık madalyasını alamayınca ordudan ayrılmış. Stoker, 1970'e kadar tiyatro aktörlüğü yapmış. Stoker'ın teslim olduktan sonra kendisine iyi davrandığı için Kaptan Ali Rıza Bey'e armağan ettiği gümüş sigara tablasının ise nerede olduğu bilinmiyor. Selçuk Kolay, bu sigara tablasına ulaşılmasının da ilginç olacağını düşünüyor.



    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı