Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Esnafı dükkan kapatmaya götüren 5 önemli faktör

Alışveriş yaptığımız esnaflardan gelen şikayetlerden son dönemde büyük sorunlar olduğunu biliyordum. Ancak, rakamlar tahmin ettiğimden daha ürkütücü çıktı.

 Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu’nun (TESK) rakamlarına göre, 2004-2008 arasındaki dönemde işini ‘terk eden’, kapatan esnaf sayısı 825 bine ulaşmış. Aynı dönemde ‘yeni tescil’ edilen dükkan sayısı da 800 bini yakalamış. Genelde açılmanın, kapanmadan çok daha fazla olması gerekirdi. Burada tersi gerçekleşmiş.

Üzülerek tahmin ediyorum ki, esnafların sıkıntısı önümüzdeki dönemde de devam edecek. Bunu da sadece ekonomi ve piyasalardaki sıkıntıya /images/100/0x0/55eacd7bf018fbb8f897a66abağlamamak gerekiyor. Çünkü, etkenler daha fazla…

Esnafı sıkıntıya sokanlar

Uzunca süredir bu konuda çalışıyor, esnaf ve çeşitli kesimlerle konuşuyorum. Bana kızacaklar olacaktır. Ancak, esnafı sıkıntıya sokan nedenleri 5 başlık altında topluyorum:

1. Eleştirenler haklı. Ekonomi ve piyasalardaki sıkıntı, büyümenin olduğu yıllarda da vardı. Büyüme, hayatın bütün alanını aynı ölçüde kapsamadığı için, esnafın işleri yavaşladı. Hükümet de bu konuya duyarlı kalmadı.

2. Esnaf, artan organize perakendeciliğin kıskacına girdi. Çocukluğumuzun bakkal, manav, tuhafiyeci, hırdavatçı gibi esnafları, yeni dönemin devleri ile rekabette yalnız bırakıldı. Milyar dolarlık sermaye ile bin dolarlık sermayenin yarışına seyirci kalındı.

3. Ancak, esnaf da ‘çocukluğumuzdaki halini’ bir türlü bozmadı. Her şey değişti, esnafın önemli bölümü eski alışkanlıklarından vazgeçmedi. Satış, müşteri, finans ve tedarik konularında eksik kaldı.

4. Esnaf odaları da, bence bütün yaşananlara seyirci kalıyor. Ulusal ve bölgesel düzeyde üyelerini eğitme, yeni döneme alıştırma ve mesleki bilgi verme gibi hedeflere yönelmiyor. Onlar da ‘seçimden seçime’ üyelerini hatırlıyor.

5. Her şeye rağmen ‘müşteri odaklı’ çalışan esnafın ömrü uzun, kazancı iyi olacaktır. Ben böyle bakkal, manav ve kasaplar biliyorum. İyi ürün, müşteri odaklılık ve hesaplı satış, eninde sonunda kar olarak dönecektir.

TESK’e göre, Türkiye’de 3.6 milyonu aktif, 2.2 milyonu pasif 5.8 milyon esnaf var. Bu kadar önemli bir kesime hem hükümetin hem de meslek birliklerinin daha özenli yaklaşması gerekiyor. Aksi takdirde daha çok kapanan kepenk görürüz.

KÜRESEL ISINMANIN BOYUTU CEO’LARI NEDEN KORKUTTU?

Geçen hafta içinde, dünyanın büyük bölümünün Şampiyonlar Ligi Final maçını izlediği saatlerde, bir grup CEO ve işadamı ile birlikte “Küresel Isınmayı” konuştuk. Capital ve Ekonomist dergilerinin öncülüğünde kurulan CEO Club üyeleri, Avivasa Emeklilik ve Hayat’ın sponsorluğunda, bu alanda dünyanın en önemli isimlerinden Jim Leape’i dinlediler, ardından ‘küresel ısınmanın’ sektörlerine etkilerini birlikte tartıştılar.

Birçok CEO gibi ben de konuşmalardan sonra, tahmin ettiğimizden daha ‘yakın tehlikede’ olduğumuzu hissettim. Bunu, katılımcıların davranışlarından da görmek mümkündü… Çünkü, bir toplantıda hiç bu konuda CEO’nun soru sorduğuna şahit olmamıştım.

Çok önemli bir isim

World Wild Fund (Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Jim Leape, gecenin moderatörü ve CEO Club’ın başkanı Akın Öngör’ün tanımıyla, ‘bu alanda dünyanın en etkin’ kişilerinden biri… ABD’de çevre hukuku ve bazı önemli yasal düzenlemelerde önemli rol oynamış.

Leape, dünyanın büyük bir riskle karşı karşıya olduğunu, gerekli aksiyonların alınmaması halinde, 2050’ye kadar dünyanın milli gelirinin yüzde 20’sine mal olabileceğine dikkat çekti. Önlem alınması halinde ise bunun yüzde 1’e kadar ineceğini belirtti.

Peki hangi önlemler alınmalı?

Jim Leape’in ‘Acil önlemler ajandası’nda 6 başlık var. Bunların hızla ve etkin şekilde alınmasını ısrarla öneriyor:

1. Enerji etkinliği ve verimliliği hızla artırılmalı. Enerjinin talebinin yüzde 39’unu zengin ülkelerden gelecek. Bu nedenle öncelik onlarda olacak.

2. Ormanları yok etmeye son vermeliyiz. Özellikle de ‘tropikal’ ormanları…

3. Artık daha az ‘kömür’ daha az kömür tüketip, yerine doğal gazı kullanmalıyız.

4. ‘Düşük karbonlu’ enerji teknolojilerini büyütmeye yönelmeliyiz. 2050 yılında enerji talebinin yüzde 70’ini bu alandan karşılamak zorundayız.

5. Artık enerjiyi ‘depolama’ ve ‘taşıma’ teknolojilerine yatırım yapmalı, kullanmayı öğrenmeliyiz. ‘Esnek enerji’ kullanımı yaygınlaşmalı.

6. Her fosile dayalı yakıt üretim tesisinde, ‘carbon’ tutma ve depolama üniteleri oluşturulmalı.

ABD’DE DURGUNLUK OLASILIĞI AZALIYOR MU?

Son birkaç gündür piyasalar yeniden olumsuza döndü. Ancak, nisan ayından bu/images/100/0x0/55eacd7bf018fbb8f897a66c yana başta ABD olmak üzere dünya piyasalarında ‘yükseliş’ havası vardı. Hatta bu olumlu havayla birlikte ‘durgunluktan’ (resesyon) çıkılıyor görüşü de yaygınlaşmaya başladı.

Durgunluğun geleceğine yönelik görüşlerimi, önemli bir ekonomistin değerlendirmesiyle birlikte Salı günkü yazımda ele alacağım. Ancak, bugün, ABD’deki durgunlukla ilgili dikkati çeker bir grafiği paylaşmak istiyorum.

Durgunluk ticareti mi?

ABD merkezli ‘Intrade Prediction’ adlı bir kurum var. Bu kurumun internet sitesi üzerinden, çeşitli konulardaki gelişme ve eğilimler üzerine, geleceğe dayalı işlemler (futures) yapılıyor. Örneğin, ‘ABD’de durgunluk’ olasılığını alıyor ya da satıyorsunuz.

Siteye girdiğinizde, ‘Durgunluk’ için Sat ve Al fiyatları görüyorsunuz. Kullanıcıların ekonomiye yönelik beklentilerinden oluşan grafik, ABD ekonomisinin nereye gittiğini de ortaya koyuyor.

Bu grafik, Wall Street Jurnal ve benzeri yayınlar ile ekonomistler tarafından da kullanılıyor.  Buraya son grafiği aldım. En son değer 36 düzeyinde oluşmuş. Mart ve Nisan aylarında değer 80’e kadar çıkmış. Yani, katılımcılar ‘en kötünün’ geride kaldığına, durgunluk olasılığının azaldığına inanıyorlar…

X