"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Eskiden olmayan şeyler

Kim ne derse desin Türkiye olgunlaşıyor ve olaylara çok daha hoşgörülü bakmayı öğreniyor artık.

Gezi Parkı direnişi bunu gösterdi bize.
Tamam orantısız güç vardı, elleri sopalı sivil polisler sokaktaydı, bir insanın hayatı boyunca yiyebileceği gazdan kat be kat fazlası yendi, tatsız olaylar yaşadık...
Ama bir yandan da eskiden görmeye hiç alışık olmadığımız şeyler vardı...

Kendini protesto edenleri
yayınlayan haber kanalı
Kötü sınav veren haber kanalları sonunda halkın isteği karşısında direnemedi, geri adım attı.
Bir hafta sonra da olsa olayları canlı yayınlamaya, Gezi Parkı’nı haber yapmaya başladılar.
NTV yönetimi açıklama yaparak seyircisinden özür diledi. Hatta kapısının önünde kanalı protesto edenleri canlı yayınla ekrana getirdi.
Eskiden olsa: Ne demek çıkıp özür dilemek, ne demek kanalı protesto edenleri canlı yayınlamak... Hemen çevik kuvvetten yardım istenir, olay örtbas edilmeye çalışılırdı.

Polis: Eylemden mi gençler?
Benim program ekibinin bizzat yaşadığı bir olay.
Gece 03.00’e kadar polisle vatandaş sokaklarda karşı karşıya gelmiş. Gaz bombaları havada uçmuş. İki taraf da yorgunluktan bitmiş.Bizim ekipten iki kız Barbaros’tan yürüyerek evlerine dönüyorlar. 20 kişilik polis grubu var yol kenarında.
Polislerden biri “Eylemden mi gençler?” diye soruyor.
Bizimkiler, “Evet, gaz bombası yemekten yorulduk, eve gidiyoruz” diyor.
“Biz de atmaktan yorulduk” diyor polisler.
Başlıyorlar sohbete...
İki taraf da birbirini dinliyor, anlamaya çalışıyor, dertleşiyorlar.
Eskiden olsa: Polis o iki kızı bir güzel coplayıp saçlarından sürükleyerek hemen gözaltına alırdı.

Caminin kapılarını açan imam
Dolmabahçe’deki Valide Sultan Camii yaralıların sığındığı, tedavilerinin yapıldığı bir yer oldu.
İddiaların aksine şuuru kapalı yaralılar dışında içeriye ayakkabıyla girilmediği, camide bira içilmediği ortaya çıktı.
Caminin imamı, polis ve vatandaşlar arasında arabuluculuk yaparak saldırıların bitmesini sağladı.
Eskiden olsa: Ne demek kapıyı, açmak ne demek arabuluculuk yapmak... İmam, gençleri terörist olarak görüp hepsini ihbar ederdi...

Buyurun beraber yemek yiyelim
Garanti Bankası önünde protesto yapanlar vardı.
Genel Müdür Ergun Özen aralarına karıştı, “Bizim çalışanlarımız da akşam iş çıkışı Gezi Parkı’na gidip protestolara katılıyor. Karnınız aç mı, buyurun içeri beraber bir öğle yemeği yiyelim” dedi.
Eskiden olsa: Protestocular genel müdürlüğün camını çerçevesini kırar, genel müdür bırakın aralarına karışmayı, camda bile gözükemezdi.

Para kabul etmeyen direnişçiler
Direnişin sekizinci gününde Gezi Parkı’na ilk kez adım atan bir arkadaşım yardım için kurulan masaya gidip “Ben de katkıda bulunmak istiyorum” diyerek 200 lira uzattı.
Oradaki gençler “Biz para almıyoruz. Lütfen o parayla gidip süt, su, bisküvi, ilk yardım malzemesi alıp getirin” dedi.
Bizimki, “Abi çocuklar para bile almıyorlar, çok mahcup oldum, helal olsun bunlara” diyerek mosmor ayrıldı Gezi’den...

Yardımlaşma ruhu
Taksici bedava yaralı taşıdı, doktorlar telefonlarını internette verip yardıma koştu, ev kadınları gaz bombasından kaçanları kendi çocukları gibi eve aldı, kafeler, hastaneler kapılarını açtı, toplumda görülmemiş bir dayanışma ruhu yaşandı...
Söyler misiniz bana, bunlar çapulcu olsa yaşanır mıydı tüm bu güzellikler...

Tarkan desteği

Tarkan Gezi Parkı’nda pencereden el sallamış, parkın içine gitmemiş de falan filan...
Tarkan’ın pencereye çıktığı yer, birlikte booking işlerini yaptığı, benim de çok iyi bildiğim iş ortağının ofisi.
Mete Caddesi’nde, Gezi Parkı’nın hemen yanında.
Daha sonra indiği caddede halen hurdaya dönmüş iki belediye otobüsü duruyor.
Yani Taksim’in tam göbeğinde Tarkan...
Oraya girip çıkmak bile mesele.
Bu yüzden gönül rahatlığıyla Tarkan direnişe tam destek vermiştir diyebiliriz.

Gaza gelmek budur

Mehmet Turgut, Gezi Parkı haberlerini kararttığı gerekçesiyle NTV’ye hazırladığı programını bitirdi.
Sevgili arkadaşım Mehmet’e bir çift sözüm olacak...
Sen o kanalın yöneticisi değilsin.
Sen o kanalın habercisi değilsin.
Sen o kanalın yayın kurulunda değilsin.
Sen o kanala sadece dışarıdan haftada bir eğlence/sohbet programı hazırlayan birisin.Üstelik NTV’nin eleştirdiğin bu yayın politikası Gezi Parkı’yla ortaya çıkmadı ki...
Dün de böyleydiler, bugün de böyle...
Keşke bundan bir ay önce programı hazırlamadan, “Ben bu NTV ile çalışmam” deseydin de şimdi ucuz kahramanlıktan bahsediyor olmasaydık.

X