"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Eski Yeşil ruhuyla bas bas paraları Leyla’ya

Her alanda olduğu gibi gece hayatında da bir eskiye özlem var.

Eski eğlenceler geri isteniyor. Kaliteli/eller havaya olmayan bir eğlence.

Bahsettiğim "eski" de aman aman eski değil, bundan 10 yıl öncesi filan.

Çünkü her şey hızla kabuk değiştiriyor gibi görünüp bir yandan da aynılaşıyor.

Blackk’te her çarşamba gecesi Drum Circle’ı çıkaran Nahide Büyükkaymakçı’nın yapmaya çalıştığı biraz da bu özlemden olsa gerek.

Ki tanışır tanışmaz sordu zaten; "Eski Yeşil günlerini hatırlarsınız değil mi?"

Hatırlıyorum tabii. Talimhane’de, oto parçacılarıyla yan yanaydı Eski Yeşil.

14 ve Twenty’nin komşusuydu. Şimdi otopark inşaatı var orada, tamamen yıkıldı o binalar...

Eski Yeşil, kabare kültürünü canlı tutmaya çalışan küçücük ama sıcak bir yerdi.

Caz, blues, pop, yani her türden konser ve stand-up’lar orada yapılırdı. Bir tür müzisyenlerin buluşma yeriydi.

İlk sahibi Ali Poyrazoğlu’ydu, son dönemlerinde ise Uğur Yücel ve Nahide Büyükkaymakçı ayakta tuttular mekanı.

Daha butik bir Babylon denebilirdi Eski Yeşil için.

İşte Eski Yeşil’in o ruhunu çarşamba geceleri Blackk’te yaşatmaya çalışıyor Büyükkaymakçı.

Sahnede Drum Circle var. Zaten onlar da Eski Yeşil gruplarından.

Gelen her müzisyen Drum Circle’e eşlik ediyor. Dinleyiciler de Eski Yeşil usulü küçük masalarda oturuyor.

Perküsyon ağırlıklı müzik yapan Drum Circle’da benim izlediğim gece Cihan Okan, Sibel Gürsoy, Murat Çekem, Eyüp Hamiş gibi isimler vardı. Ne zaman ki Eyüp Hamiş, "Bas bas paraları Leyla’ya" demeye başladı, usturuplu kalabalık o an kendinden geçti.

Eski Yeşil’e özlem de duysa halk, aslında oyun havası mı istiyordu? Bu bir yaman çelişki mi yoksa halkların kardeşliği miydi?

Neyse ne artık. Bol perküsyonlu, doğaçlamanın dibine vurulduğu bir gece, en azından farklı bir gece yaşamak istiyorsanız Blackk’te çarşambaları aynen böyle geçiyor.

Bu arada, yediğiniz içtiğinize 50 liralık müzik fiyatı ekleniyor, bilginiz olsun.

Başkan: Dünya çapında demek istemiştim

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan aradı. Yeşilçam Ödülleri gecesinde söylediği, "bu yarışmayı uluslararası yapacağız" cümlesine istinaden çarşamba günü "gecenin gafı" yazmıştım, o bakımdan.

Başkan "uluslararası" derken, diğer ülkelerdeki yerli sinema ödülleri gibi (mesela Fransa’nın Cesar’ı) Yeşilçam’ı da tüm dünyaya duyurmak istediklerini, buna vurgu yapmak niyetinde olduğunu belirtti.

Kısacası, dünya çapında tanınan bir Yeşilçam ödülü demek istemiş Başkan.

İstek güzel, ama bu ödülün tanınması için oyuncularımızın, yönetmenlerimizin yurtdışında iş yapıyor olması gerekmez mi?

Bu kritere en cuk oturan Fatih Akın herhalde.

O da zaten Amerika’da, Dünya Sinema Vakfı’yla ortak bir çalışmada olduğu için Yeşilçam ödülünü almaya gelememişti.

Meğer Fatih, "Susuz Yaz" filminin restore ettirilip Cannes’da gösterilmesi için uğraşıyormuş vakıfla beraber.

Gerçek dobra: Deniz Seki

Aniden bir laf söyleyene hemen dobra deniyor ya memlekette. Oysa dobralık hali başka bir şey olmalı.

Tribünün hoşuna gidecek oyuncaklı bir cümleyi evirip çevirmek değil de, kendi hissettiğini pat diye söylemek.

Deniz Seki, Kutluğ Ataman’la yaptığı söyleşide öyle yapmış: "Aşkın hammaddesi sekstir" demiş, seks olmadan hiçbir şey olmaz.

Basın bülteni gibi konuşan diğer kadın popçulardan binlerce tık ötede Deniz. Ve işte, dobra olmaya çalışmayan dobra bu haliyle.

İtişip kakışarak eğlenmeyi seviyoruz

Bosphorus Night-2 adlı derleme albümünü geçenlerde çıkaran en şık DJ Suat Ateşdağlı’yla (hep takım elbiseli dolaşır kendisi) Salomanje’de karşılaştık.

Gece hayatıyla ilgili nefis bir tespit yaptı: "Biz itişip kakışarak eğlenmeyi seviyoruz. Birinin içkisi dökülecek, diğeri koltuğa çıkıp zıplayacak. Çünkü Akdenizliyiz, damarımız bu. Sürekli bir hareket olacak." Yani aslında herkesin şikayet eder gibi göründüğü, "Ay çok kalabalıktı, herkes itişip kakışıyordu, bunaldım" mekanlarından zevk alınıyor. Eğlenirken hırpalanmak diyorum ben buna. Sarhoşsanız katlanırsanız da, değilseniz, vay halinize...

NOT: Bunca yıldır DJ’lik yapan Suat’ın evinde tek bir CD olmadığını, hatta evde hiç müzik dinlemediğini biliyor muydunuz? Tüm CD’leri işyerindeymiş (yani Reina’da) ve çok profesyonel bakıyormuş olaya.
X