Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Eski hesap, yeni para

Hadi ULUENGİN

Ben kalıplaşmış imajlara fazla itibar edenlerden değilim ama şüphe yok ki başında siyah bere, dudağında sarı cigara ve koltuğunda değnek ekmek, mahalle kahvesinin çinko tezgahına yaslanarak kırmızı şarap yudumlarken karikatürü çizilen ‘sıradan Fransız’ imgesinde biraz doğruluk payı vardır.

‘İhtilal-i Kebir’in tabu yıkıcılığı ve sürrealist şiirin ‘dada’ öncülüğü bir yana, Voltaire ulusunun mutaassıp, en azından muhafazakar olduğu kesindir.

Nitekim, kırk yaşın üzerindeki hemen bütün Fransızlar bugün dahi ‘eski frank’la hesap kitap yaparlar. Yenisiyle saymaya kalkıştıklarında ipin ucunu kaçırırlar. Otomobilin acenta fiyatıyla taksinin saat ücretini karıştırırlar.

Oysa, bu para birimi Cezayir Savaşı sonunda ve V. Cumhuriyet hengamesinde, yanılmıyorsam 1963 yılında değiştirilmiştir. Aradan çok uzun zaman geçmiştir.

Üstüne üstlük, öyle büyük entellektüel çaba gerektirecek bir operasyon da gerçekleşmemiştir. Alt tarafı banknot rakamlarından iki sıfır atılmıştır.

‘Eski frank’ bizim kuruşa tekabül eden santime dönüşmüş ve bunlardan yüz tanesi bir ‘yeni frank’ olarak tedavüle girmiştir.

Fakat dediğim gibi, belki son kuşak hariç Fransızlar hala ve hala Nuh-u nebiden kalma ‘hafif akçe’ ölçüsüyle saymak adetinden kurtulamamışlardır.

* * *

FRANSIZLARIN frank olayını Avrupa para birimi ‘euro’dan dolayı hatırladım.

Çünkü, topu topu iki sefil sıfırın atıldığı o V'inci Cumhuriyet operasyonu, 31 Aralık 1998 gecesi açıklanan ve yukarıdaki ‘euro’nun on bir AB dövizine oranla paritesini saptayan süper çetrefil rakamların yanında çocuk oyuncağı kalıyor.

Düşünsenize, örneğin, on üç virgül yedi altı sıfır üç Avusturya şilini bir Avrupa mangırı veya sıfır virgül yedi sıfır sekiz yedi beş altı İrlanda lirası bir AB papeli ediyor ! Çık çıkabilirsen işin içinden...

Kendinizi bir Viyanalı ya da bir Dublinli yerine koyun ve bu oranları en geç 1 Ocak 2002 tarihine kadar özümsemek zorunda olduğunuzu tahayyül edin.

Sittin senedir bulvardaki pastane kasiyerine on şilin bırakarak aldığınız elmalı turtayı o tarihten itibaren falanca küsuratlı ‘euro’yla ödeyecek veya her akşam köşedeki pub tezgahına yarım lira tıklatarak iki nefeste diktiğiniz ılık birayı yine aynı tarihten itibaren filanca santimli ‘avro’ya içeceksiniz.

Deli olmak işten değil ve Fransızların ‘eski frank - yeni frank’ şamatası halt etmiş, değer skalanızı ve zihin sistematiğini tümüyle değiştireceksiniz.

* * *

AMA değişecek ! İspanyollar bir ‘euro’ için yüz atmış altı virgül üç yüz seksen altı peçeta ve Hollandalılar aynı değer için iki virgül yirmi üç, yüz yetmiş bir gulden saymayı öğrenecek ve Kıta çoğunluğu cüzdanından aynı parayı çıkartmaya başladığı gün, bana sorarsanız, on bir ülke ahalisi Fransızların 1963 bocalamasından çok daha çabuk biçimde bu büyük dönüşümü yakalamış olacak.

İzafi kolaylığın nedenini ise daha şimdiden etiketlere hem milli dövizin, hem de ‘avro’nun yazılması; medyanın toplumu hızla yeni birime hazırlaması; bankaların ve borsaların dünden itibaren ‘euro’ işlem yapması oluşturmayacak.

Bütün bunların pratik önemi bir yana esas belirleyici unsur<ı>u, ulus ötesi ‘süpra nasyonal’ devlete geçişte dev bir adım teşkil eden tek para birimini bizzat Avrupa uluslarının gönüllü biçimde benimsenmesi oluşturacak.

Halkların değişim iradesi aynı halkların değer ölçeğini de değiştirecek.

Fransa'daki 1963 frank operasyonuyla karşılaştırılamayacak oranda zor ve çetrefil olan; ama tepeden inmeci aynı operasyonla kıyaslanamayacak ölçüde de kitleye ve tabana mal edilerek uygulanan ‘yeni euro devrimi’ Kıta milletleri tarafından gönül rızasıyla benimsendiği için, çok daha kolay hayata geçecek.

Yaşarsak beraber göreceğiz, bir kuşak sonrasının İtalyan veya Almanları liret ve marka göre değil, tek ve ortak ‘euro’a göre düşünerek hesap yapacak.



X