"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Eski erkek arkadaştan yeni iyi arkadaş olur mu?

Şimdi devir boşanma ve ayrılık devri malumunuz.

En yakın arkadaşlara dönüşen eşler ve sevgililere elveda deniyor.

İşin aşk meşk konusuna nokta konulmuşsa sıkıntı yok ama ya o hayattan eksilen en iyi arkadaşı ne yapacağız?

Sadece sevgili değil, güzel bir arkadaş da kaybediyorsun aslında.

Seni parmağının ucundan onikiparmak bağırsağının kıvrımına kadar bilen birini.

Çok didişerek bitirilen ilişkilerde arkadaşlık opsiyonunu değerlendirmek için uzun vakit gerekiyor ama “güzel ayrılık” yaşadığın adamı ne kadar hayatının içinde tutmalısın?

Bak bu zor soru.

Ancak şuna bir şüphe yok ki, ruh hastası bir insana dönüşmemek için yeni “normaller” geliştirmek gerekiyor.

Eskiden “mezhebi geniş olmak” diye tanımlanan durumları yeni nesil ilişkiler olarak kabul etmeli.

Ama iş başa düşüyor; iki tarafa da üstelik. Sorular hakikaten zor çünkü.

Düşünsenize, büyük bir ihtirasla başlayan bir ilişkinin sonunda arkadaş kalmaya karar vermişseniz, yeni ihtirasınızı eski sevgiliye mi anlatacaksınız?

Hayır mı? Ama normalde en yakın arkadaşlara böyle şeyler anlatılır, değil mi?

Eh, o da en iyi arkadaşınız kategorisindeydi...

Yaa...

- Yahu bir seviştik, bir seviştik, iki gün evden çıkamadık vallahi...

Eeee, senden naber Barutcan?

* * *

Eski erkek arkadaş sevgili olmadan önce arkadaşınızsa, belki “fabrika ayarlarına geri dön” komutu verebilirsiniz.

Eh, o da zor tabii. Eğer güzel bir doz tutturmuşsanız, sevgililik halinden daha mutlu bile olabilirsiniz. Ancak ya sapla saman karışırsa? Sınırı nasıl çizeceksiniz?
Mesela gece onun yatağında uyumakta bir sakınca görmeyip sabah yeni adamın kollarına mı gideceksiniz? Kendinizi “bir tuhaf” hissetmeyecek misiniz?

İşte diyorum, sorular zor ama yeni “normaller” şart.

Son söz olarak, birbirini gırtlaklayan eski sevgili ve karı kocalara hayatta başarılar diliyor, müsaadenizle sevgilimle arkadaş olmaya gidiyorum.

Evlendim ve kontes oldum!

Dünyaevine girince kontes kesilen eski azgınları ne yapacağız, sorarım sana sevgili Habitus okuru!

Aslında kızmamak lazım, belki de bu küçük bir özgüven meselesi. Bu özgüvensizlikten dolayıydı azgınlıkları. Tek dertleri “güzelliklerinin erkekler tarafından onaylanması” idi. O zaman iyi hissediyorlardı.

Bu hislerin ışığında, evlendiklerinde “değerli kadın” oldular.

Zaten mesele aşk meşk değildi, makul bir adam bulup “ben değerliyim”i ispatlamaktı.

Öte yandan aslında ömürleri boyunca sırtlarını dayayacak bir adam, bir güven, konfor ve lüks alanı istememişler miydi?

Bunu bulunca da gerdan kırarak kocalarının annelerine her konuda “Siz bilirsiniz anneciğim” demesinler mi?

Değil mi yani...

Yalnız, alanını korumak adına geliştirilen bu konteslik, boşanınca darmadağın oluyor. Bunu hesaba katmıyorlar, öyle bir sorun var.

Bir anda tekrar “bekar kadın” olarak kalakalınca kendine biçtikleri o rol, koca bir cam sürahi gibi kırılıyor, sonra kimlik bunalımı yaşıyorlar.

Bekarken herkesin arzu ettiği, kadınların da kıskandığı taşbebeklerdirler.

O arzulara karşılık vermekte bir sakınca görmezler... Buna ihtiyaçları da vardır.

Elinin eline değmesi durumunda bile kusacakları bir adamı, yanında çalıştığı-çalıştırdığı adamı, sevgililerini, düdüklülerini, arkadaşların sevgililerini-kocalarını “seks aura”sıyla, o memelerinden taşan enerjiyle yönetirler, sonra evlenince “seksi olmanın gücü”ne veda etmiş gibi görünüp, bir anda dünyanın en zarif, en kibar, en kocasından başkakimseyebakmayan (yalan!), en misyoner, en melek insanına dönüşürler.

* * *

Sevgili çakma kontesler;

Bu halinize kızmayız ama yemeyiz, yedirmeyiz, yemezler.

Yöntem bu mudur yani?

Akıllının biri, bedelli askerlik çıkmazsa mağdur olacaklara demiş ki:

Bedelli askerliğin çıkmasını istiyorsanız köşe yazarlarını taciz edin.

Taciz edin ki onlar bu meseleyi köşelerine taşısınlar, olay hop diye çözülsün.

Bedelli askerliğin çıkmaması halinde yaşayacaklarınızı, düşeceğiniz durumu yazın ve gönderin; on kere, yüz kere yazın, yazarların sıtkı sıyrılana kadar bunu yapın demiş, belli.

Bir süredir mail kutuma günde 5’er 10’ar tane “bedelli askerlik çıkmalı” mail’i geliyor.

Bu mail’leri gönderenlerin sıkıntılarını anlıyoruz da bu iş yazarları spam tadında mail yağmuruna tutmakla mı çözülecek? Bu mudur yani yöntem?

Sinir bozarak, yazmaya mecbur bırakacağınızı sanarak sıkıntınızın çözüleceğini mi sanıyorsunuz?

Sizin bedelli askerlik hakkınızı köşe yazarları çıkarmayacak, onun yerine meclisi topyekûn mail bombardımanına tutsanız, herhalde daha çok işe yarar.

Ha, evet yazdım bu arada, stratejiniz bir bakıma işe yaradı, bravo...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI