Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Eski defter

Hadi ULUENGİN

Fransa yakın tarihini sorgulamak konusunda zaten önemli mesafe kaydetmişti de, şimdi bu sorgulamayı son derece ciddi bir hesaplaşmaya dönüştürdü.

Çünkü, eski Başkan Giscard d'Estaing döneminde maliye bakanlığı yapmış olan ve en üst düzey devlet bürokratları arasında yer alan Maurice Papon adlı şahsiyet ‘‘savaş suçlusu’’ olduğu gerekçesiyle sanık sandalyesine oturtuldu.

Bugün seksen yedi yaşını deviren Papon ülkenin Nazi işgali altına girdiği yıllarda ve Bordeaux bölgesindeki idari görevi sırasında, söz konusu bölgedeki Yahudilerin ölüm kamplarına yollanmasında Almanlara hizmet etmekle suçlanıyor.

Gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım diyerek cürüm işlediği belirtiliyor.

Her halükarda, Papon'un geçen çarşamba günü Bordeaux'de başlayan duruşması aslında Fransa'nın eski defteri artık iyiden iyiye açtığı anlamına geliyor.

* * *

BU defter hiç de parlak sayfalarla dolu değildir. Fransızların İkinci Savaş ertesinde yaratmış olduğu ‘‘direniş’’ efsanesi koskocaman bir balondur.

Zira, ülke ahalisinin ezici çoğunluğu Nazi işbirlikçisi Petain hükümetini izlemiştir. Paris haspaları soluğu gamalı haçlı çavuşların koynunda almıştır.

Yalancıktan ‘‘şehitler partisi’’ adını taşıyan Komünist Partisi dahi örgüt organı ‘‘Humanite’’ gazetesini yayınlatmak için Alman komutanına salya sümük yakarmıştır. Kızıl mukavemet Moskova'dan gelen emir ertesinde başlamıştır.

Ne var ki, savaşın seyri değişip Hitler'in kaybedeceği kesinleştiğinde, ortalıkta birden bire gökten zembille inmiş ‘‘direnişçiler’’ peydahlanmıştır.

Fransa'nın onurunu kurtaran büyük De Gaulle başkente ulaştığında ise, ülkenin derebeylik ilan etmiş ‘‘direniş ağaları’’yla donandığını görmüştür.

Bu durum karşısında da, pek ahlaki olmasa bile, Charles de Gaulle gerçekçi davranmıştır. Nazi yandaşlığı ayyuka çıkmış olanları yargılatmış, ancak hem komünistlerin iktidarı gaspetmesini engellemek, hem de devlet mekanizmasındaki işleyişi sürdürebilmek için çok sayıdaki işbirlikçiyi görmezlikten gelmiştir.

Zıt kutuptaki Mitterrand da aynı yöntemi seçmiştir. O da sünger çekmiştir.

Fransa son döneme kadar eski defteri kapatmayı tercih etmiştir.

* * *

DE Gaulle ‘‘real politik’’ açıdan haklıydı. İşbirlikçilerden nefret etmeme rağmen o dönemde O'nun yerinde olsaydım, muhtemelen ben de aynı şeyi yapardım.

Lakin, eski defterler bir gün mutlaka açılır. Kara sayfalar saklı kalmaz.

Ve eğer bir ulus, bir ülke ve bir devlet ‘‘real politik’’ zorunluluk devri bittikten sonra kendisine ait bu kara sayfaları yine bizzat kendisi açmak cesaretini gösterebiliyorsa, o ulus, o devlet ve o ülke kutlanmalıdır.

Çünkü, o, bu sayede tarihiyle hesaplaşacaktır. Perdeyi kaldıracaktır.

Böyle bir hesaplaşma ise, artık vicdani muhasebesini yapmış olduğu için, o ulusu, ülkeyi ve o devleti ruhen ferahlayacaktır. Onu ahlakileşecektir.

Söz konusu ahlakileşme de, yine onu, bu kez diğer uluslar, diğer ülkeler ve devletler nezdinde yüceltecektir.

Dolayısıyla, Fransız polisi Yahudilerin kamplara gönderilmesinde oynadığı rolden ötürü ve olaylardan elli yıl sonra özür dilediyse, Fransa yücelmiştir.

Fransa mahkemesi, bu operasyonların altına imza atmış ama sonra da maliye bakanı olabilmiş Papon'u seksen yedi yaşına bakmadan ve yine olaylardan yarım yüzyıl sonra sanık sandalyesine oturttuysa, aynı Fransa daha da yücelmiştir.

Darısı, yakın tarihindeki kara sayfaları anlaşılabilir nedenlerden dolayı bir dönem saklamak zorunda kalan, ama bunları şimdi de inkar etmeye devam eden diğer ulusların, diğer ülkelerin ve diğer milletlerin başına...

Darısı, ancak eski defteri ahlaki kıstaslara göre kapattıktan yeni ve temiz bir defter açabilecek olanların başına...

X