Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Eski BJK ile yeni BJK farkını OKU

Unutmayın, yazıyı sonuna kadar okumazsanız beni eleştiremezsiniz..

Kıyaslama yapabilmeniz için okumalısınız.

(NOT: Bu yazının en altında Beşiktaş Yönetimine çok önemli bir çağrı vardır..)

Bundan tam 13.5 ay önce CSKA Moskova maçından sonra aynen şöyle yazmıştım:

“Beşiktaş neden yeniliyor...!!
Bir kişi çıkıp da Beşiktaş “kötü takım” diyebilir mi? Diyemez..

“Oyuncular kalitesiz” diyebilir mi? Diyemez..!!

 

Şimdi son maçların sonuçlarına bir bakalım.

Diyarbakır maçı berabere bitti.

CSKA Moskova maçı yenilgiyle bitti.

Manisa maçı beraberlikle bitti.

İstanbul'da oynanan Bursa maçı da hazin bir yenilgiyle..

Beşiktaş bu maçların hiçbirinde çok kötü oynamadı.

Ancak çok da güzel ya da süper bir futbol da ortaya koymadı.

Bu son maçların ortak özelliği neydi?

Beşiktaş'ın hücum oyuncularının rakip kalenin önünde etkili olamamasıydı.

Bakın bir CSKA Moskova maçına Beşiktaş sağdan ve soldan geliyor içeriye orta yapıyor. Uzun boyla Rus takımını havadan geçmeye çalışıyorlar.

Ne kadar komik değil mi?

Yapılan ortalardan bir tanesi uzun boylu defansın üzerinden geçti, o da gol oldu.

Ruslar başka top geçirmediler. Tartışmamız maçın taktiği değil…  Oyuncularıdır.!!
Özellikle CSKA Moskova maçında acı gerçek ortaya çıktı. Neydi o?

Beşiktaşlı futbolcular,  hücum oyuncuları DURARAK OYNUYOR.. Durarak.

 

Nasıl mı? Şöyle:

Sağ veya sol kanttan geldiklerinde ne oluyordu fark ettiniz mi?

Özellikle “Deli İbrahim” diye taraftarın bağrına bastığı İbrahim topu taşıyor.

Orta yapmadan önce topu atacak BOŞA KAÇAN” veya kendisine BOŞ ALAN YARATAN bir arkadaşını göremiyordu.

Yapılan orta ya defansta eriyip gidiyor ya da İbrahim kendisinden daha geride bulunan bir arkadaşına topu çıkartıyordu.

Son dört maçın ortak özelliğidir bu..

Sağ veya soldan gelen toplarda Beşiktaşlı “gol adamı” futbolcuların hepsi olduğu yerde, topun kendisine gelmesini bekliyor. Tabii top da rakip defansın oyuncuları tarafından kesiliyor.

Alın son maçın kasetlerini, tekrar tekrar seyredin, tespit edeceksiniz bunu..

 

Hepsi “yıldız” ya.. Top ayağına gelecek.. Gelmiyor işte..!!

O beğenilmeyen Nihat var ya..

Bir tek o yapıyor.

Boş alan yaratma veya boşa kaçmayı..

Diyeceksiniz ki ‘nafile yapıyor..'

Nafile mafile ama bir tek o yapıyor…

Diğerleri “top durduğum yere gelsin, gelirse vururum gol olur” diye bekliyor.

Daha çok beklerle bu kafayla..

Rakip oyuncu, ayda yılda bir topu kaçıracak da siz de gol atacaksınız öyle mi..!!?

 

Oohh ne güzel!! Bunların ki ne biliyor musunuz?

Kız çok güzel olsun, hem bakire olsun, paralı da olsun, okumuş da olsun, bana da ömür boyu baksın…

Öyle bir kız bulun da biz de yeniden evlenelim bari..

Nobre ile Bobo diyecekler ki “Biz altı pasın içinde yapıyoruz ya”..

E, orada da boşa kaçışlar yapmazsanız hiç gol atamazsınız ki..!!

Defansta Ferrari'yi çıkmasıyla yerine orta saha adamı Yusuf'u alma kararının takdirini size bırakıyorum.

Sanırım Mustafa Hoca, Ferrari'nin pansuman yapılıp yeniden oyuna döneceğini sandı..(!!)    İnönü'deki Manchester United maçında ısınma talimatı verilen Holosko'nun yaklaşık 15 dakika saha kenarında ısındırılıp unutulduğu gibi..!!

Maç 4 dakika da uzatıldı. Holosko hala saha kenarında  ısınıyordu..(!!)

 

Hayatımda 4, çok sevdiğim Mustafa oldu..

Birinci Mustafa, Muhammed Mustafa..

O bize dünyanın en güzel dinini İslamiyet'i verdi, doğruluğu dürüstlüğü..!!

İkincisi ise Mustafa Kemal..!!

O da bize kocaman özgür bir ülke verdi. Cumhuriyet'i verdi..

 

Üçüncü Mustafa ise benim Amcam. Yaşı küçük ehliyetsiz bir polis çocuğu arabasıyla ona çarptı.

Şimdi yatakta yaşam savaşı veriyor..  O da bana baba sevgisi verdi..

Dördüncü Mustafa ise bizim Mustafa. Yani Mustafa Denizli..

O nu da çok sevdik beyefendi kişiliği ile..

Ancak o da bana  tarifsiz acılar, tarifsiz sevinçler, tarifsiz “heyecanlar” verdi..

Nerede, ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir Beşiktaş..

Damarlarımızda kan yerine adrenalin dolaşmasını sağladı.

5-0 da önde olsak maçın 90. dakikasında hala heyecanın en zirvesini hisseden bir taraftar yaptı beni.

Belli olmaz “5-0”dan maçı verebiliriz hissiyatı yaşayan bir taraftar..

İlk maçlar hüzün, 8 maç sevinç, son dört maç yine hüzün..

Bir dargın bir barışık gibi..

Neyse; kapalısıyla, açığıyla, şeref tribünüyle, Çarşı grubuyla, Mustafa Hocasıyla..

Seni biz, böyle sevdik be Beşiktaş..”  

 

Oysa şimdi ki Beşiktaş koşan bir Beşiktaş. Koşu yoluna top atılan, boş alan yaratan bir Beşiktaş.

 

Neyse OC kaçar..

En Kalbi Muhabbetlerimle..

Ben CAN; Orhan CAN

 

 

NOT: BJK yönetimine..

Şampiyon olun ya da olmayın..

Artık ÇITA YÜKSELMİŞTİR..

Her sene böyle bir takım isteriz..

1 santim altında takım kuramazsınız artık..

Ona göre..

Gözlerinizden öperim..!!

 

Tekrar söylüyorum, Guti olmayınca Beşiktaş organize olamıyor..

Haa, bu arada;

Barselona’dan sonra maçı seyredilecek tek takım BEŞİKTAŞ’tır..

X