Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Eski ağza yeni taam’ Fazilet ve DYP cephesi!

Cüneyt ÜLSEVER

14.1.1999 Perşembe günü yayınlanan yazımda 18 Nisan 1999'da yapılacak genel seçimlere siyasi partilerin ‘‘eski ağız’’ ile gireceklerini, o halde hiç olmazsa seçmene ‘‘yeni taam’’ sunmalarını önermiştim. Bunun da yönteminin siyasete birikimli ve rüştünü ispat etmiş yeni yüzlerin kazandırılması olacağını söylemiştim.

Kişisel görüşüme göre ‘‘eski ağza yeni taam’’ formülü en fazla Fazilet ve DYP için geçerli. Zira son seçimlere (1995) göre fikir ve program seviyesinde farklı söylemler benimseyerek ‘‘değiştiğini’’ en bariz şekilde iddia eden iki parti onlar.

28 Şubat sürecinde en fazla yıpratılan bu iki parti, bizzat pratik yaşamdan aldığı dersler ile farklı bir konuma geldiklerini söylüyorlar. Hatta DYP Lideri Tansu Çiller açık özeleştiriler de yapıyor.

* * *

Bu partiler ‘‘değişim rüzgârlarını’’ salt söylem seviyesinde bırakmadılar ve yazılı taahhütler haline de getirdiler. Elimde Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan'ın 17 Aralık 1998 günü okuduğu ve kitap haline getirilen ‘‘Türkiye'nin Öncelikleri ve Temel Görüşlerimiz’’ ile DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'in 23 Haziran 1998 günü takdim ettiği ve yine kitap olarak basılan ‘‘II. Demokrasi Konuşmaları: II. Demokrasi Program Metni ve Sunuş Konuşması’’ başlıklı metinler var.

Her iki metin de içerik itibari ile her alanda özgürlükleri ön plana çıkarıyor, devlet aygıtını sorguluyor ve İran Cumhurbaşkanı Hatemi'nin tarihsel mektubunu doğrularcasına ‘‘daha iyisini bizim öneremediğimiz Batı kökenli evrensel değerlere’’ sahip çıkıyor. Açıkçası ikisi de ‘‘liberal demokrasi’’yi savunuyorlar.

DYP rotasını ‘‘köyden kente’’, Fazilet rotasını da ‘‘Doğu'dan Batı'ya’’ taşımak arzusunda!

Şimdi tam bu noktada insanın kafasına bazı sorular takılıyor.

Her iki parti de şu veya bu kalıp içinde daha evvel var olduklarına ve eski konumları bugünkü konumlarından farklı olduğuna göre, yeni iddialarını destekleyen ilave kanıtlar ortaya koymak zorundalar. Bir programı destekleyecek en önemli kanıt da o programı icra edecek kadrolardır.

* * *

İş hayatında bile yeni ve alışılandan farklı projeler sunan işletmelere insan sermayesi sorulur. Artık dünyada işletmeler değerlendirilirken ilk önce insana yaptıkları yatırım irdeleniyor. Bu soru ülke yönetimine talip işletmelere (siyasi partilere) de hali ile sorulacaktır.

Lütfen her iki parti de ‘‘biz bu işi elimizdeki kadrolar ile gerçekleştiririz’’ demeye kalkmasınlar. İnandırıcı olamazlar! Partilerin ellerindeki kadrolar, bugüne dek ortaya koydukları icraatları ile ortada. ‘‘Yeni programları da biz uygularız’’ mantığı aynen ‘‘bu ülkeye komünizm gerekiyorsa onu da biz getiririz’’ mantığı ile eşdeğerdedir.

Tabii ki partiler onlara emek veren insanlara vefalı olacaklar, yeni insanlar kazanırken kılı kırk yaracaklar. Ancak benim kastettiğim insan sermayesi değişimi ancak % 10-15 civarındadır. Bu seviyede kan değişimini gerçekleştiremeyen partilerin ‘‘ben değiştim’’ iddiası inandırıcı olamaz.

Sayın Fazilet ve DYP Genel Başkanları! Lütfen, ‘‘ben olmazsam parti batar’’ oyunlarına fazla kapılmayın. Zira ‘‘değiştim iddiasının’’ hesabını evvel emirde siz vereceksiniz.



X