Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Esir edilen yargı!

CİDDİ bir iddia: "Türkiye’de yargı, Adalet Bakanı’nın tutsağıdır!"

Kim diyor bunu? Onursal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş!

Eğer bir başkası söyleseydi, bu sözlerin üzerinde durulmazdı. Fakat Vural Savaş, yıllarca yaptığı görev gereği, yasaları iyi bilen bir hukuk adamı...

Diyor ki: "Bugün ülkemizde bağımsız sayılabilecek hákimler, sadece yüksek mahkemelerimizin üyeleridir."

Onların da bağımsızlığı tehlikede... Çünkü AKP iktidarı, Meclis’teki çoğunluğuna güvenerek, Anayasa değişiklikleriyle, yüksek mahkemelerde de çoğunluğu kendilerine tabi kılmaya ve yargıyı tam anlamıyla esir almaya çalışıyor.

Yargının, iktidarın tutsağı olduğu bir ülkede adalet olur mu? Hayır!

Peki ne yapacağız? AKP, yargının da kolunu kanadını kırarak bütün Türkiye’ye, kendisini seçen yüzde 47’nin dışındaki kitleye de egemen olmak, hükmetmek istiyor.

Tehlikeli bir gidiş bu ama kafa böyle!

O zaman yolsuzluklar doludizgin gitse, rüşvet, dolandırıcılık ve hortumlama arşı áláya çıksa bile kimse iktidar partisinden hesap soramayacak!

* * *

Bugünkü durum zaten pek parlak değil, AKP’nin düşüncesi gerçekleşirse ülke kapkaranlık olacak.

Vural Savaş, bakınız yargıdaki mevcut durumu nasıl anlatıyor?

"Hákimler ve Savcılar Kanunu’na 12 Eylül sonrası konulan ve hiçbir iktidarın değiştirmeye yanaşmadığı Anayasa’ya aykırı hükümler var. Hákimler ve savcıların görevleri sırasında oluşan suçları veya sıfat ve görevlerinin gereğine uymayan tutum ve davranışları nedeniyle haklarında inceleme ve soruşturma yapılması Adalet Bakanlığı’nın iznine bağlıdır."

Yani, hákim veya savcının rüşvet aldığı, görevini kötüye kullandığı, irticai faaliyetlerde bulunduğu, bölücülük yaptığı, belgelerle saptansa bile, Adalet Bakanlığı izin vermeden soruşturma açılamıyor.

Adalet Bakanı, kendi dümen suyuna girmiş bir hákimin veya savcının yaptığı eylemler ne derecede yasaya aykırı olursa olsun, himaye edebilir. Bunun örnekleri daha önce çok görüldü.

Hákimlik ve savcılık mesleği, insanın en kolay lekelenebileceği bir meslektir.

Hákim ve savcı, yaptığı her işlemle adeta düşman kazanır. Hele güçlü kişilerin üzerine gitmişseniz başınız iyice derde girebilir.

* * *

Adalet Bakanlığı müfettişleri de dünyanın en teminatsız memurlarıdır. Bakan isterse tümünün birden görevine son verir ve dilediği kişileri adalet müfettişi olarak atar.

Başka bakanlıkların müfettişleri, bu şekilde görevden alınırsa idari yargıya başvurup hakkını arayabilir. Adalet Bakanlığı müfettişleri arayamaz.

Teminatsız memurların yaptığı hiçbir işlem tarafsız değildir. Müfettişlerin bizzat bakan tarafından görevlendirilmesi halinde, bu görevlendirmede siyasi görüşlerin rol oynaması mümkündür.

Hangi hákim ve savcının nereye atanacağına ilişkin kararname taslağını Adalet Bakanlığı hazırlar. Vural Savaş’a göre, her bakan, ne yapar yapar, yolsuzluğun en çok görüldüğü illere, kendi ideolojilerine yakın bildiği hákim ve savcıların atanmasını sağlar.

"Adalet müfettişleri, yanlı soruşturmalarla sicilimizi bozarlar" korkusuyla, savcılarımız kovuşturma yapıp açılması gereken bazı davaları açmamakta, hákimlerimiz pek çok davada "vicdani kanaatlerine" dayanarak hüküm verememektedir.

Vural Savaş, "Yargı, Adalet Bakanları’nın tutsağıdır" demekte haksız mı?
X