"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Esere daldım eser budanmış, esere Türkler dadanmış

‘Benim Dünyam’ filmiyle gündeme gelen “Film çalıntı mı?” tartışması devam ededursun, sinema tarihimizde aynı başlıkla ilgili neler yaşadık bir ona bakalım

Esere daldım eser budanmış, esere Türkler dadanmış

Başrollerinde Uğur Yücel ve Beren Saat’in yer aldığı ‘Benim Dünyam’ filmiyle ilgili tartışmadan, Cengiz Semercioğlu’nun sütunu sayesinde haberim oldu.
“Film çalıntı mı?” tartışmasının abesle iştigal olduğunu anlamak için Cengiz’in yazısını okumak veya yapımcı şirket TMC’nin açıklamasına göz gezdirmek yeterli.
Evet, ‘Benim Dünyam’, 2005 Hindistan yapımı ödüllü bir filmin yeniden çekimi.
Ve evet, filmi henüz seyretmedik ama sahne sahne de aynısı olabilir.
Bu ayıp mı, suç mu noktasında bakılacak hadise izin alınıp alınmadığıdır.
TMC gerekli yazışmaları yapmış, sözleşme nihayete erdirilmese de haber verilmiş, “Biz sizin filmi beğendik, aynen çekiyoruz, maddi sorumluluklarımızı da yerine getireceğiz” demiş.
Neticede ‘ayıplı’ bir durum yok demektir.

HERKES YAPIYOR DA BİZ BİR BAŞKAYIZ

Tutan yapımların farklı ülkelerde yeniden çekilmesi bize özgü değil.
Fransız yapımı Nikita tutar, Amerikalılar kendilerine göre yeniden çeker.
İngiliz yapımı ‘The Office’ veya ‘Shameless’ tutar, Amerikalılar yeniden çeker.
Veya son yıllarda çok popüler olan Danimarka, İsveç dizileri... İsveç-Danimarka yapımı ‘Bron’ –ki bahsetmiştim daha önce enfestir- çok tuttu hem Amerikalılar hem de İngilizler-Fransızlar çektiler.
Keza ‘Forbrydelsen’ de öyle, örnekler çoğaltılabilir.
Tabii bunların hepsi izinle, “Ahan da biz de çekiyoruz” diye yapılıyor.
Bizim memlekette ise ‘Benim Dünyam’ bir ilk olabilir izin alma konusunda.
Yeşilçam’ın tarihi, ‘entelektüel bağlara destursuz dalmak’ ve efsanevi filmler çekmekle de yazılmıştır.
Superman’den Tarzan’a, Kızılmaske’den Zagor’a, Killing’den Kaptan Swing’e pek çok kahraman yaratıcılarının, eser sahiplerinin haberi bile olmadan filmlerde boy göstermiştir.
Ama neyse ki hepsinin senaryosu orijinaldir! Bize ayarlanmış, uyarlanmış ve yuvarlanmıştır.

RÖNO’DAN ŞEVROLE’YE

Mesela ‘3 Süpermenler Olimpiyatlarda’ filminde bıyıklı ve sigara içen Superman vardır, bu şahane sahneden bahsetmişliğim vardı.
Veya efsanevi ‘Dünyayı Kurtaran Adam’ filmi memleket sınırları dışında ‘Turkish Star Wars/ Türk Yıldız Savaşları’ olarak anılır ki; konu çok alakasız olsa da filme Star Wars’dan kırpılma bolca sahne montajlanmıştır.
Genlerinde vardır teknik imkânsızlıkları ‘yabancı filmden makaslama’ yoluyla aşmak Yeşilçam’ın.
Kovalamaca sahnesindeki ‘röno’nun uçurumdan ‘şevrole’ olarak uçup infilak etttiğini biliriz.
Bir de esinlenmenin ötesinde paldır küldür çekilen ve telif hakkı, izin vesaire tanımadan ‘Türkleştirilen’ filmler var tabii.
İlk aklıma gelenler ‘The Exorcist’in ‘Şeytan’ olması ve ‘E.T’nin ‘Badi’ye dönüşmesidir.
Korku klasiği ‘Şeytan’ın Metin Erksan tarafından çekilen halinde rahibin yerine imam vardır.
‘Badi’de ise ‘E.T.’nin Türk örf ve âdetlerine uyumunu hayret, hayranlık ve ‘aklımı oynatıyorum galiba’ hisleri eşliğinde seyrederiz. ‘Badi’ el öpüp başına götürür vesaire...

İLK TAŞI ATACAK ADAM BULAMAYIZ


Kaldı ki bu araklama ruhu sadece sinema dünyasıyla kısıtlı değildir.
Müzik, basın, edebiyat, reklamcılık... Hepsinin tarihinde böyle ‘müthiş’ araklama örnekleri vardır.
II. Meşrutiyet sonrasında yayın patlaması yaşanırken yabancı dil bilen anlı şanlı Türk yazarları, içerik üretmek yerine çeviri makalelere kendi yazıları gibi imza koymaktan çekinmemiştir.
Refik Halid Karay anılarında Ali Kemal’in Fransa’da yayımlanan bir gezi yazısını kendisi gidip görmüş gibi çevirip ballandıra ballandıra anlattığını anlatır mesela.
Bu hal yakın tarihe kadar da devam etmiştir. Hey dergisinde çalışırken fotoğrafları Alman müzik dergilerinden kırpıp kullanırdık.
Teknik kazalar neticesinde Almanca fotoğraf altıyla baskıya giden sayfalar hatırlarım. Bizim kuşak Türk gençliği biraz da bu sayede ‘soldan sağa grup elemanları ve enstrümanlarını sayabilecek seviyede Almanca’ öğrenmiştir.
Yani ilk taşı atacak sektörün aynaya bakması durumunda taşı saklaması ve ıslık çalarak uzaklaşması gerekebilir...

X