Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Eşcinsel evliliği yasallaştıran DeanAK Partili siyasetçilere ne anlattı?

İLK defa Amerikalı bir siyasetçiyi bu kadar çok beğendim.

İtiraf ediyorum ben bu adamı çok sevdim.
Rahat, sofistike, sıfır kompleks, açık sözlü, eleştirel, daha ne olsun...
Howard Dean ile önceki akşam İstanbul’da bir akşam yemeğinde buluştuk.
Meğer Ankara’dan geliyormuş...
İktidar ve muhalefetten birçok siyasetçi ile görüşmüş.
Eşcinsel evlilikten İran’la yapılan uranyum anlaşmasına çok ilginç şeyler anlattı...
Ama önce Dean’e yakından bakalım...
¡ ¡ ¡
Onu herkes 2004’te Demokrat Parti adayı olarak Amerika’da başkanlık yarışına çıktığında tanıdı.
Oysa Vermont Valisi olarak çok ilginç bir siyasi kariyeri vardı.
Demokratların suspus olduğu bir dönemde Bush’un Irak’ı işgal politikasını açıktan ilk o eleştirdi.
Eleştirmekle kalmadı “Amerika için demokrasi” diye tabana yayılmış çok önemli bir karşı sivil hareket başlattı.
Ama Dean’i benim gözümde özel yapan öğrencilik yıllarında attığı bir adım.
Amerika’da öğrenciyken bir efsane gibi anlatılırdı Dean’in 1960’ların sonunda Yale Üniversitesi’ne başlarken verdiği dilekçe...
¡ ¡ ¡
Sivil haklar hareketinin henüz çok cılız olduğu yıllar.
Siyahlara karşı ayrımcılık diz boyu.
İşte böyle bir ortamda New Hampton’lu zengin muhafazakâr bir ailenin çocuğu olarak Howard okul yönetimine gider ve bir dilekçeyle “Yurtta oda arkadaşlarımın siyah olmasını istiyorum” der.
Herkesin siyahlara öcü gibi baktığı bir dönemde o onlarla yaşamak ister.
Çünkü ancak insanlar bir arada yaşar ve birbirlerini tanırlarsa önyargıların aşılabileceğine inanır.
Bu basit gerçeği hem siyahlara hem de beyazlara kısa sürede ispat eder.
¡ ¡ ¡
Tıp okumuş olmasına rağmen çok başarılı bir siyasi kariyer izler.
Vermont’ta sosyal devlet anlayışına sahip sıkı mali politikaların uygulandığı ve bütçenin açık vermediği ilginç bir model geliştirir.
Karısı ve kendisi Hıristiyan olmasına rağmen çocuklarını Yahudi mistisizmine uygun yetiştirir.
Çünkü onun için şekilci din anlayışından çok inançtır önemli olan.
Her ne kadar 2004’te adaylığı John Kerry’ye kaptırmış olsa da bugün Obama’nın Amerika’da başkan olmasının yolunu açan adamdır Howard Dean.
Obama’yı başkanlığa taşıyan “50 eyalet stratejisi”nin mimarı da Dean, gençleri mobilize edip internetten bağış toplama işini başlatan da.
Obama yönetiminde resmi bir görev almadı ama herkes onun gerçekten Demokrat bir Amerika yaratma çabasını ve Obama’ya iktidar yolunu açışını iyi biliyor.
¡ ¡ ¡
Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen çok önemli bir makale yazdı.
Avrupa’ya açıktan “Sizin Türkiye’ye ihtiyacınız, Türkiye’nin size ihtiyacından daha çok” diyor.
Türkiye ve Brezilya’nın İran’la kotardığı uranyum anlaşmasını Amerika’dan gelen çatlak seslere rağmen hem Türkiye hem de Amerika açısından çok önemli buluyor.
Hatta öyle ileri gitti ki bir ara “Türkiye için iyi olan kısa vadede olmasa da orta ve uzun vadede Amerika için de iyidir” dedi.
Çünkü Dean’in kafasındaki Amerika tek güç olma iddiasından vazgeçmiş, yumuşak güç kullanarak çok boyutlu politika geliştiren bir vizyona sahip olmalı.
“Türkiye ve Brezilya biri sağ, bir sol, biri Hıristiyan, biri Müslüman bir ülke olarak hem ekonomisi hem dinamik yapısıyla parlayan iki yıldız” dedi.
¡ ¡ ¡
“Obama’nın bu anlaşmadan rahatsız olması söz konusu olamaz. Sorun şu, tam Amerika, Çin’i BM’de İran’a yaptırım konusunda ikna etmişken Türkiye bu anlaşmayı kotardı. Bu da ABD’nin oyun planını zorlaştırdı. Fakat Türkiye Amerika ilişkileri açısından endişe edilecek bir durum yok, çünkü siz hem Türkiye hem de Amerika için doğru olanı yaptınız...”
Türkiye ile çok yakından ilgili gördüm.
Laik-İslamcı ayrımını çok sahici bulmuyor.
Türkiye’nin içe kapandığına inanmıyor.
Ankara’da buluştuğu AK Partili siyasetçilere muhafazakârlığın aşırı vurgu yapıldıkça karşıtını geliştirdiğini şu çarpıcı örnekle anlatmış:
“Bush iktidara geldiğinde sadece benim yönettiğim eyalette eşcinsel evlilik yasaldı. İktidarı bıraktığında sayı 9’a çıkmıştı... Herkes Bush döneminde Amerika’nın daha da muhafaza-kârlaştığını düşünüyordu, doğru, bir tarafıyla muhafazakârlaştı ama diğer taraftan bu muhafazakâr söylem daha özgürlükçü söylemin de hiç olmadığı kadar gelişmesine katkı sağladı”.
Hayat zıddı ile kaim...
Kim derdi ki muhafazakâr Bush eşcinsel evliliği yaygınlaştırsın.
E bir de “İslamcı” diye suçlanan AK Parti iktidarında yaşananları düşünün...
X