Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Esas bu sözler tam ’dam üstünde saksağan’

ANIMSARSINIZ, "Yargıtay bildirisi" ekranlara düşer düşmez bir açıklama yapan Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin öfke ile şöyle demişti:<br><br>"Dam üstünde saksağan..."

Arkasını getirmemişti.

Malum yazarlar dışında, ben ve benim gibi pek çok yazar, bu sözleri yadırgamış, Yargıtay’ın bildirisini bu şekilde değerlendirmenin bir Adalet Bakanı’na yakışmadığını yazmıştı.

Bakan Şahin’in, önceki gün Antalya’da söyledikleri ise bana göre "dam üstünde saksağan" deyimine tam uydu.

Şöyle diyor Bakan:

"AKP iktidarı, hakim ve savcılarımızın bundan 1.5 yıl önce maaşlarında yüzde 40 artış sağladı. Bakanlık Müsteşarı’nın seviyesine getirildi maaşları, ekonomik sıkıntı çekmesinler diye. Fakat kendilerinden bu millet adına beklentimiz şudur: Adaletten ayrılmayın, haktan ayrılmayın. Günlük siyasi çekişmelerin arasında olmayın."

Adalet Bakanı, kendine yakıştıramadığımız bu sözlerle yargı mensuplarına düpedüz gözdağı veriyor:

"Maaşlarınıza yüklü bir zam yaptık. Onun için bize karşı çıkmayın. Yoksa bir daha zam yüzü göremezsiniz."

* * *

Doğrusu "dam üstünde saksağan" benzetmesi gibi siyasi nezakete sığmayan bu sözleri de tanıdığım Şahin’in söylediğine inanamıyorum.

Çünkü Şahin AKP’de diyalog kurulabilecek nadir isimlerden biridir.

Demek ki AKP’de sinirler sandığımızdan daha gergin.

Hoşgörü yok olmuş.

Bu göstergeler işlerin iyi gitmediğini ortaya koyuyor.

Bu ruh haline sürüklenmiş bir iktidarın ülkeyi yönetmesinin giderek zorlaştığı saptaması hiç de yanlış değil.

Başbakan dün AKP Kadın Kolları 2. Büyük Kongresi’nde yaptığı konuşmada bol bol "Laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olan cumhuriyetin üzerine titrediklerini" söyledi.

"Hepimizin sorumluluğu bu rejimi daha da güçlendirmektir" dedi.

Anlayamadığım, Başbakan rejimin hemen bütün kurum ve kuruluşlarıyla kavga ederek rejimi nasıl daha güçlendirecek?

Başbakan ve bakanları acaba birbiri ardına gelen bu bildirileri oturup sakin bir kafayla hiç değerlendirdiler mi?

Yargı mensuplarının bu bildirilerinin derinliklerindeki kişisel olmayan rahatsızlıklarını, endişelerini algıladılar mı?

Bu bildirilere imzalarını koyan insanların Cumhuriyet’in temel değerleri konusundaki duyarlılıklarını görebildiler mi?

Yine bu bildirilerin özünün, yargı bağımsızlığının, hukukun üstünlüğünün AKP iktidarı tarafından yok edilmek istendiği mesajına dayandığını anladılar mı?

* * *

Daha açık bir dille soralım.

Başbakan ve bakanları, yargı mensuplarının laik demokratik cumhuriyet, yargı bağımsızlığı, hukuk devletinin üstünlüğü konularında bu hükümete güvenmediklerini hálá anlamadılar mı?

Evet anlamadılar. Zaten ta başından beri de anlamıyorlar.

Yalnız yargının değil, tüm cumhuriyet kurumlarının rejimin temel ilkeleri konusunda AKP iktidarına güvenmediğini de anlamadılar.

Çünkü devlet yapısını kendi kafalarındaki yapıya göre şekillendirmeyi amaçladıkları için anlamak istemiyorlar.

Hedef belli: "Laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletine dayanan cumhuriyeti, üzerine İslam şalı geçirilmiş bir cumhuriyete dönüştürmek."

İşte yaşadığımız kavganın ve gerginliğin bir türlü bitmemesinin de nedeni bu.
X