"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök: Statüko yerine orta yol

Ertuğrul ÖZKÖK

PAZAR gününü aylaklık yaparak geçirdim. Çok güzel iki yeni CD dinledim. Biri Levent Yüksel'in yeni CD'siydi.

Levent Yüksel'i ilk defa yıllar önce, Atina'yı Pire'ye bağlayan yolda giderken bir arabada dinlemiştim.

O güneşli günde aldığım keyifi hiçbir zaman unutamam.

Levent Yüksel'in yeni CD'si de mükemmel.

GÜN DOĞARKEN

Bu defa bir İstanbul pazar gününde, evimdeki güzel aylaklık içinde aynı keyfi yaşadım.

Dinlediğim ikinci CD ise Grup Gündoğarken'in yeni CD'si ‘‘İstanbul-Atina’’ oldu.

Diyebilirim, ikisi de son zamanlarda dinlediğim en güzel CD'ler arasında yer alıyor.

Her ikisinin ortak özelliği de, müzikteki sakinlik, ağırbaşlılıktı.

Özellikle Grup Gündoğarken'i dinlerken, kendimi sakin bir Ege kıyısında seyreden yelkenli içinde hissettim.

Kulağıma sadece teknenin suyla temasından çıkan o hafif çarpma sesleri geldi.

Beni şaşırtmayan, bir yerden alıp başka bir yere vurmayan, akraba, huzurlu sesler.

İşte o an bir şeyi fark ettim.

Kavga etmemeyi ne kadar özlemişim.

Kavgasız, gürültüsüz patırtısız bir hayatı ne kadar özlemişim.

Kavgalardan, sataşmalardan, hakaretlerden, iftiralardan, intikam çığlıklarından, linç haykırmalarından ne kadar bıkmışım.

İki CD de bana çok iyi geldi.

Pazar öğleden sonra Türkiye'de ne olup bitiyor diye bakarken, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın Gaziantep'te yaptığı konuşma dikkatimi çekti.

İlk bakışta insana sıradan gibi gelen bu konuşmada, pazar günkü havama çok uygun birkaç cümleye takıldım.

Yeni birkaç cümleye...

Yılmaz, dini siyasete alet edenleri eleştiriyordu.

Ve şöyle bir şey diyordu:

DİN İSTİSMARCILARI

‘‘Çünkü dini istismar çabaları, en çok hakiki mümin ve mütedeyyin insanlarımıza zarar vermiştir. Bugün Türkiye'de mütedeyyin insanlar ile mürteci insanlar birbirine karıştırılıyorsa, bunun günahı bize ait değildir. Bunun günahı, yüce dinimizi istismar edenlerindir.’’

Hemen altında bir başka değerlendirme yapıyordu:

‘‘28 Şubat sürecinde yaşananlardan hareketle, Türkiye'de insanların inanç hürriyetlerini, ibadet hürriyetlerini engellersek, kısıtlarsak, insanların devlete olan güvenini zedeleriz.’’

ANAP Genel Başkanı, bu tespitlerden hareketle şu siyasi tahlile geliyor:

‘‘Türkiye'de nelerin mümkün olduğunu, nelerin mümkün olmadığını herkesin bir kere daha görmesi lazımdır.’’

ORTA YOL

Kanımca bu tespit, Türkiye'de demokrasinin geleceği açısından son derece önemlidir.

28 Şubat'ın bu ülke demokrasisine en büyük katkısı, ‘‘Nelerin mümkün olmadığını bazı çevrelere göstermiş olmasıdır’’.

Çünkü demokrasi, sadece nelerin yapılmasını değil, aynı zamanda nelerin yapılamayacağının kurallarını da koyan bir sistemdir.

Yılmaz, konuşmasının sonunda ANAP'ın siyasi yerinin ne olduğuna geliyor.

ANAP'ın kurulduğu yıldan bu yana hep ‘‘orta yolda’’ olduğunu söyleyip şöyle devam ediyor:

‘‘Ama Türkiye öyle konjonktürler yaşadı ki, Türk insanının büyük kısmı aşırı uçlara savruldu. Ben inanıyorum ki, bugün milletçe buluşacağımız yer yine orta yoldur. Türkiye'nin aşırılıklara tahammülü yoktur. Türkiye'de aşırılıklarla bir yere varılması mümkün değildir. Bu geminin içinde hep birlikte beraberiz. Bu gemi su alırsa hepimiz batarız.’’

Yılmaz'ın pazar günkü konuşmasının her satırına imzamı atıyorum.

Eğer bu konuşma, yeni ve sürdürülebilir bir çizginin ifadesi ise çok umut verici bir gelişmenin işaretidir.

ANAP Genel Başkanı'nın bundan bir süre önce partisinin grup toplantısında yaptığı konuşma doğrusu hoşuma gitmemişti.

Bir zamanlar rahmetli Özal'ın yaptığı gibi hayali bir ‘‘statüko’’ kavramı yaratmış, o hayaletin üstünden birtakım çevrelere savaş açmıştı.

O zaman kendi kendime sormuştum.

Çatışmak yerine bir yerlerde toplanmaya davet etmek daha akılcı ve daha etkili bir siyaset değil midir?

AYNI DUYGU MU?

Gaziantep konuşmasında işte özlediğim bu duyguyu aldım.

Acaba Yılmaz da benim gibi kavgadan, çatışmadan, aşırılıklardan, kinden, öfkeden yoruldu mu?

Sadece benim gibi değil, bütün Türk halkı gibi o da bu aşırılıkların artık ülkeye zarar verdiğini gördü mü?

Umarım aldığım duygular yanlış değildir.

X