"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök: Siz olsanız kimi gönderirdiniz






Ertuğrul ÖZKÖK

‘ÇOCUKLARIMIZIN ve ülkemin geleceği için teslim ettim...’ Son yıllarda hiçbir siyasi cümle beni bu kadar çok düşündürmedi.

Sırbistan Başbakanı Cinciç, Miloseviç'i Lahey'e gönderme gerekçesini işte bu basit cümleyle açıkladı.

Bir toplumsal cinnetin bundan daha güzel hülasası olur mu?

‘‘Vatanının bütünlüğünü kurtarmak’’ için mücadele ettiğini iddia eden bir lider, ‘‘Ülkesinin geleceğini kurtarmak istediğini’’ söyleyen bir başka lider tarafından başka ülkeye teslim ediliyor.

Allah hiçbir ülkeyi, hiçbir ülkenin hiçbir yöneticisini böyle bir gerekçeye muhtaç etmesin.

* * *

Miloseviç, kamburu çıkmış vaziyette, derin bir yalnızlık içinde helikoptere doğru götürülürken acaba neler hissetmiştir?

‘‘Nankör millet’’ mi demiştir?

Acaba aklının şöyle küçücük bir kenarından ‘‘Yahu arkadaş, ben nerede yanlış yaptım’’ diye bir cümle geçmiş midir?

Bunkerinden çıkarılıp atılan diktatör ne hisseder hiç bilmiyorum.

Bildiğim bir tanesini bacağından asmışlardı, öteki de zaten kafasına bir kurşun sıkmıştı.

Ama geride kalan, o meşum günde, o inanılmaz kararı alan Başbakan Cinciç'i daha iyi anlayabilecek durumda olduğumu sanıyorum.

Daha doğrusu, o muazzam ikilemi...

Bir yanda ülkede hálá taraftarı olan, toprağınız saydığınız bir yeri koparıp alanlara karşı mücadele etmiş bir vatandaşınız.

Yani kendini kurtuluş savaşı kahramanı sanan birisi.

Öte yanda, ‘‘Bu adamı bize vermezsen, ülken Irak gibi kalır. Para da alamazsın’’ diyen bir uluslararası kamuoyu.

Ve gelip geçen yıllar...

* * *

Sonunda hangi kararı alırsanız alın, mutlaka cesur bir karardır.

Miloseviç'i vermeseniz, her insan ruhunun derininde yatan bir ‘‘gururu’’ kurtarmış olursunuz.

Verirseniz, Avrupa'nın orta yerinde parya durumuna düşürülmüş bir neslin geleceğini kurtarırsınız.

Söyleyin, bu kararların hangisi daha cesurdur?

Hangisi aklınızı kenara itip, gururunuzu kurtarır?

Hemen cevap vermeyin.

Biraz düşünün...

Kendinizi onun yerine koyun.

‘‘Ulan, insan para karşılığı vatandaşını satar mı’’ türünden anlık efelenmelerinizi, basmakalıp öfkelerinizi biraz zapturapt altına alın.

Bakın bakalım cevabınız aynı mı olacak?

Mesela, kendinizi Basra'da oturan orta sınıf bir Iraklı yerine koyun.

Körfezin hemen öteki tarafında insanların gelir düzeyi durmadan yükselirken, giderek dış dünyaya daha çok açılırken, sizin çocuğunuza süt bile bulamadığınızı, havaalanınıza bir tek uçağın inmediğini, kimsenin yüzünüze bakmadığını düşünün.

Ve Bağdat'tan İncirlik Havaalanı'na uçuş mesafesinin, Tuzla'dan Lahey'e uçuş mesafesinden bile kısa olduğunu düşünün.

Başını, kamburlaşmış omuzlarının arasına sıkıştırmış, süklüm püklüm bir Saddam'ın eli kelepçeli olarak bir helikoptere doğru yürüdüğünü hayal edin.

Milli gurur mu, yoksa parlak bir gelecek mi?

Tabii bir de insan ömrünün çok kısa olduğunu, yaşanacak çok güzel hayatların bulunduğunu düşünün.

* * *

Ama gelin, hazır konuyu açmışken şu meseleyi biraz daha yayalım.

Bazı adamların veya kadınların gönderilmesi ile çocukların geleceği kurtulabiliyorsa, bundan kendi memleketimiz de niye faydalanmasın?

İşte size bir milyar dolarlık soru:

Siz olsanız, çocuklarınızın geleceğini kurtarmak için Türkiye'den kimi veya kimleri gönderirdiniz?

Şakası bile tehlikeli bir soru.

Eminim herkesin kendine göre bir ‘‘göndereceği insanlar listesi’’ vardır.

Ama bunların hepsini göndermeye kalkarsanız, memlekette adam kalmaz.

* * *

Bana gelince...

Elbette benim de bütün bu sorulara vereceğim cevaplar var. Göndermeyi isteyeceğim insanlar mutlaka olabilir.

Ne olduğunu katiyen söylemem. Sonra yanlış anlaşılır.

Pusuda bekleyen komplo teorisyenlerine, hayal tüccarlarına, iftira bezirgánlarına, zekásı kıt senaristlere yem olmak istemem.

İlle de ısrar ederseniz, yapabileceğim tek şey şu olabilir.

‘Gönderilecek kişinin’’ robot portresini çizerim.

* * *

Tabii bütün bunları yapsak da halletmemiz gereken bir küçük mesele daha var.

Biz bu adamları veririz de almak isteyen olur mu?..

Yani helikopteri havaalanında boşu boşuna bekletmeyelim, ondan söylüyorum.

X