"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök: Örgüt diasporası

Ertuğrul ÖZKÖK

DÜN dolaylı bir yoldan öğrendim. Cezaevlerindeki açlık grevlerini sona erdirmek için ‘‘arabuluculuk’’ yapanlardan biri söylemiş.

Örgütün dışardaki kolu, içerdekilerin açlık grevine devamı için büyük baskı yapıyormuş.

ÖLÜME KADAR

‘‘Ölüme kadar’’ gitmelerini istiyormuş.

Zaten örgütün dışardaki kanadından gelen e-maillerden de bu anlaşılıyor.

‘‘Dışardakiler’’ sanki içerdekilerden bile daha keskin.

Ben bu ‘‘diaspora psikolojisini’’ çok iyi bilirim.

12 Mart sonrasında Paris'te öğrenciyken, Türkiye'den kaçıp oralara yerleşenlerin nasıl keskin konuşmalar yaptıklarını, mangalda kül bırakmadıklarını bizzat görerek öğrenmiştim.

‘‘Diasporada’’ vicdan temizlemenin en kolay yolu budur.

İçerdekiler bir mi keskin, sen iki, üç hatta dört kat fazla keskin olacaksın.

Onlar bir mi bağırıyor, son on kat yüksek sesle haykıracaksın.

Aynı olayı yıllardır Ermeni diasporası olayında da yaşıyoruz.

Amerika'ya, Fransa'ya yerleşmiş, tuzu kuru fanatik Ermeniler, Ermenistan'dakilerden on kat daha fanatik, otuz kat daha militandır.

Çünkü orada yaşamayı başka türlü kimseye izah edemezsiniz.

Onlar Ermenistan'da soğuğa, kıtlığa, yokluğa karşı hayat mücadelesi verirken, ‘‘Biz burada nasıl böyle tuzu kuru yaşarız’’ sorusuna verebilecek bir cevaplarının olması gerekir.

Hem de inandırıcı bir cevabın.

SÜRGÜNSÜZ SÜRGÜN

Bu cevabı kendi kendine samimi bir şekilde veremezsen, yapacak tek iş kalır.

‘‘Onlardan daha fazla bağırmak’’, onlardan daha fazla ‘‘militan’’ olmak.

Ne yazık ki Türkiye'deki askeri müdahaleler, ister istemez bir Türk ve Kürt diasporası yaratmıştır.

Bunların bir bölümü gönüllü muhacirliğe siyasi kılıf geçirtip, bunu geçim yolu haline getirmiştir.

Yani onları kimse sürgüne göndermemiş, hatta kimse ‘‘yasadışı’’ bile ilan etmemiştir.

Kendi kendinin sürgünü bu insanlar Türkiye demokratikleştikçe zor durumda kalıyorlar.

İBDA-C GİBİ

Türkiye dünyanın en demokratik ülkesi haline bile gelse, orada kalabilmenin yollarını şimdiden aramaya başlamışlardır.

Bu diaspora şimdi öyle bir gürültü çıkarıyor ki, gören arkalarında bayağı bir kamuoyu var sanır.

İki günden beri bu yanlış izlenimin, içerde ölüm orucu tutanların hayatlarıyla oynamak anlamına geldiğini yazıyorum.

Yukarda sözünü ettiğim ‘‘arabulucu’’, içerdekilerin kamuoyunun desteğini aldıkları inancında olduğunu söylüyor.

Oysa kamuoyu, Nuriş olayına nasıl baktıysa, İBDA-C olayına nasıl baktıysa, buna da öyle bakıyor.

Onların ‘‘diasporası’’ olmadığı için bu kadar gürültü çıkmadı.

Solcu olmadıkları için meseleyi siyasallaştıramadılar.

Ama sanmayın ki, olayın siyasallaşması, ona halkın gözünde meşruiyet veriyor.

İki polisin şehit edilmesi, arkasından izinsiz polis gösterileri kamuoyundaki mevcut psikolojiyi daha da gerdi.

‘‘Devletin otoritesini göstermesini’’ isteyenler şimdi daha da güçlendi.

İşte bu psikolojinin tehlikesine dikkati çekmek istiyorum.

O nedenle ‘‘arabulucu’’ kişilerden, bu eylemleri insancıl amaçlarla destekleyen iyi niyetli insanlardan şunu bekliyorum:

Bu insanlara, arkalarında kamuoyu desteği var izlenimi vermekten kaçınsınlar.

ONLAR DIŞARDA

Çünkü bu psikoloji, çözümü zorlaştırıyor.

Sinirleri geriyor.

Kan dökülmesi ihtimalini artırıyor.

Çünkü durum, bundan üç gün öncesine göre çok daha tehlikeli bir noktadadır.

Örgüt diasporası dışarda.

Ama bizler burada, Türkiye'deyiz.

Canı yanacak insanlar, huzuru bozulacak insanlar, evladını kaybedecek anneler...

Hepsi burada.

Onların tuzu diasporanınki kadar kuru değil.

X