"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök: Nankör hafıza

Ertuğrul ÖZKÖK

Nisan ayının 10'unda Antalya'da önemli bir uluslararası toplantı başlıyor. Toplantı AGİT Parlamenter Asamblesi tarafından düzenleniyor.

Toplantı iki gün sürecek, ama öyle sanıyorum ki, ondan önce ve sonra hakkında epey konuşulacak.

KRİTİK KONU

Henüz kesinlik kazanmayan basılı programının üzerinde aynen şu yazıyor:

‘‘21'inci yüzyılda azınlıklar: Yeni riskler ve meydan okumalar’’

Yani AGİT, Antalya'da azınlıklar üzerine bir uluslararası toplantı düzenliyor.

Böyle bir toplantıda Kürt meselesinin de kaçınılmaz olarak gündeme geleceği kesin.

Açılış konuşmasını TBMM Başkanı Yıldırım Akbulut yapacak.

Bu da demektir ki, Türkiye Parlamentosu bu toplantıya resmen destek veriyor.

İlk oturumun konusu, AGİT ülkelerinde azınlıkların durumuna ayrılmış.

Bu konuda yapılmış araştırmalar gözden geçirilecek, azınlıkların dil sorunları, vatandaşlık hakları ele alınacak.

İkinci oturumda azınlıkların etnik-siyasal sorunları konuşulacak.

Bir başka oturumun konusu, azınlıkların basın ve ifade hürriyetleri ile ilgili.

Görüldüğü gibi, iki gün boyunca Antalya'da Türkiye'nin en kritik konularından biri olan azınlık meselesi, uluslararası bir boyutta ele alınacak.

BİRAZ MAZİYE

Kabul edelim ki bu Türkiye açısından cesur bir adımdır.

Türkiye, artık bu konuları rahatça konuşabilecek bir noktaya gelmiştir.

Bu konudaki kompleksini atmıştır.

Şimdi şöyle biraz geriye dönüp, eski fotoğraflara bir göz atalım.

Göreceğiz ki, hafızamız çok kısa, hatta nankör.

Galiba bazı şeyleri çok çabuk unutuyoruz.

Mesela, Cudi Dağı'na yeniden Türk bayrağı çekildiği an hissettiğimiz şeyleri...

Mesela, güvenlik kuvvetlerinin bile güneş battıktan sonra sokağa çıkamadığı günleri.

Üç günde bir basılan Güneydoğu köylerinde oraya buraya savrulmuş küçücük bedenleri, yan yana uzatılmış cesetleri...

Gitti gidecek denilen vatan topraklarını, hep geriye atmak istesek de her an aklımıza gelen yeni Balkan facialarını, uçurumun kenarına bırakılmış milli gururları...

Sanki bunların hepsi çok gerilerde kalmış gibi.

Daha bir buçuk ay önce sona eren 20'nci yüzyıl sanki bizden 100 yıl gerideymiş gibi.

Şimdi her şey bitti, tartışıyoruz.

O silah, orada mıydı, devlet şunu mu kullanmıştı, vali bunu mu yapmıştı?

Bu fedakár mücadelenin dışında kalmış bazı insanlar, sanki vicdan temizliyorlar.

Hesap soruyorlar.

Neden yaptınız?

DEMOKRASİ BÖYLEDİR

Demokrasilerde böyledir.

Bazen büyük fedakárlıklar, büyük kahramanlıklar bile bir anda kendini sanık sandalyesinde bulurlar.

Ama sonra bir gün bakarsınız ki, onların heykelleri, ülkenin en muteber müesseselerinin bahçesine dikilmiş.

Tıpkı Muğlalı Paşa gibi.

Ülkelerin mücadele tarihleri, bazen böyle sanık sandalyesinden şeref kürsüsüne giden bir güzergáhı izler.

Demokrasinin zorluğu da buradadır.

Bir yandan vatan için mücadele edeceksiniz, ama bir yandan da bir gün birilerinin, belki de o savaşa hiç girmemiş, hep uzaklardan izlemiş birilerinin parmağını size uzatarak bir kamu savcısı gibi iddianamesini okumasına hazır olacaksınız.

Allah'tan ki, böyle alaminüt müddeiumumiler bile, o insanların mücadele azmini kıramaz.

HATIRLAMAK MI

Ve bir gün gelir bu ülke, daha geçen seneye kadar bombaların patladığı güzel şehrimizde, azınlıklar üzerine uluslararası bir toplantı düzenler.

Hiç komplekssiz ve çekinmeden.

O toplantı orada nasıl düzenlenmiştir? Bu ülke, neredeyse hortlayan o Balkan hüznünün uçurum çizgisinden nasıl dönmüştür.

Nasıl kendini çıkarıp almıştır?

O nankör hafıza.

Hiç hatırlamak istemez.

Hatırlamak işine gelmez.

X