"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök: Merve, geçmişte peruk takmış

Ertuğrul ÖZKÖK

Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan'ı, parti genel merkezinde ziyaret ediyoruz. Bu binaya ilk defa geliyorum. Güzel bir bina ama araba parkı konusunda bazı sorunları varmış.

Önce Kutan'ın özel kalemine giriyoruz.

Duvarda büyük bir Atatürk fotoğrafı dikkatimi çekiyor.

Oradan genel başkan odasına giriyoruz.

ATATÜRK FOTOĞRAFLARI

Orada da Atatürk'ün çok güzel bir fotoğrafı var.

Oda, Ankara'daki siyasi parti genel başkanları odalarından daha güzel.

Dekorasyonu iç açıcı bir zevkle yapılmış.

Her tarafına insanı rahatlatan plantasyon yerleştirilmiş.

Kutan'ın yanında Abdulkadir Aksu var. Aksu'yu rahmetli Özal zamanından beri tanırım.

İnsan ilişkileri fevkalade yumuşak, kavgacı olmayan, sakin bir siyasi çizgisi vardır.

Kutan'la bir saate yakın süre sohbet ettik.

Fazilet Partisi Genel Başkanı'nın inanılmaz sakinleştirici bir etkisi vardır.

Sorduğumuz en kırıcı, en sert soruya bile üslubunu hiç değiştirmeden, sinirlenmeden cevap verir.

Zaman zaman Özal'ı, zaman zaman Demirel'i hatırlatan karma bir üslubu vardır.

Hatta ikisinin de iyi taraflarını almıştır desem yanlış olmaz.

Fazilet Partisi Genel Başkanı ile biraz yakın geçmişi konuştuk.

Özellikle şu meşhur Merve Kavakçı olayını.

Neydi bu oayın perde arkası? Bunu Erbakan mı empoze etmişti?

İşte cevabı:

‘‘Baştan benim temayülüm, Türkiye'nin içinde bulunduğu özel şartlar itibariyle türbanlı bir aday göstermeme şeklindeydi. Sadece yerel yönetimlerde türbanlı aday gösterelim istiyordum.’’

HOCA’NIN ETKİSİ OLMADI

Öyleyse ne oldu?

‘‘Bizim hanım komisyonlarımız fevkalade aktif ve gayretli çalışmanın içindedirler. Ancak, bir süreden beri artık seslerini yükseltmeye başladılar. Benim bu beyanım, ki gazetelerde de çıktı, hanım komisyonlarımızda bayağı büyük reaksiyona sebebiyet verdi. Efendim ne vakit siyasetin içine gireceğiz diye. Onun üzerine biz dedik ki, zaten bazı örtüsüz hanımların aday olması hususunda kararlarımız var idi. Hatta adaylar ile şekillenmiş durumdaydı. Bunlara ilaveten hiç olmazsa sembolik olarak hanım komisyonlarını tatmin için iki tane de başörtülü koyalım. Ve mümkün mertebe bunlar da parlamentoya girdikleri ahvalde, kimsenin şu sözü söyleyemeyeceği: ‘Nereden getirdiler, şu seviyeye bakın.' Yani, mutlaka temsil kabiliyeti olan, iyi yetişmiş isimler olsun diye. Merve Kavakçı yüksek tahsilini yapmış, bilgisayar mühendisi olmuş, çok iyi seviyede İngilizcesi olan ve hanım komisyonlarında da aktif olarak görev yapan birisi. Dolayısıyla hanımlar onun ismini ön planda ileri sürdüler.’’

Peki Erbakan Hoca’nın hiç mi etkisi olmadı?

‘‘Hayır, hayır. Erbakan'ın türbanlı veya başörtülü aday gösterme hususunda temayülü ne derseniz deseniz, temayülünün bu istikamette olduğunu ifade edeyim. Yani herhangi bir itiraz Sayın Erbakan'dan gelmedi. Yani, eğer bazı mahsurlar görseydi muhtemelen görüşmeler sırasında ‘yav siz böyle böyle başörtülü koyuyorsunuz ama Türkiye'nin şartları buna uygun mu, değil mi' diye. Ve doğrusu beni de ikna etti hanımlar.’’

SİZ SORDUNUZ MU

Kutan’a çok merak ettiğim bir soruyu soruyorum. ‘‘Siz Kavakçı'nın ABD vatandaşı olduğunu biliyor muydunuz?’’

‘‘Hayır bilmiyordum.’’

Sedat Ergin soruyu tamamlıyor: ‘‘Peki kendisine sordunuz mu?’’

‘‘Evet.’’

Sedat Ergin: ‘‘Ne cevap verdi?’’

‘‘Yani, ABD vatandaşlığı için müracaat ettim, verdiği cevap o. Niye durup dururken şimdi, dedi ki, benim greenkart'ım vardı. Ve, belli bir süre eğer bu müracaatı yapmazsam o hakkımı kaybediyordum, onun için müracaat ettim, diye.’’

Bu noktada yine ben devreye girip, ‘‘Ama Erbakan'ın Tansu Çiller'in ABD vatandaşlığı için söylediği ağır sözler var’’ diyorum.

Bence samimi bir cevap veriyor:

‘‘O ayrı, yani o tasvip edilecek bir şey değil, bu hadiseyle karşılaştırdığımızda söylenmiş bir laftır. Ancak şimdi eminim ki bu parlamentoda olan bir hayli milletvekili de olması lazım, olabilir. Mesela Kasım Gülek'in kızı için aynı şeyler söyleniyor. Doğru-yanlış. Herhalde orada 15-20 sene kalmış.’’

İLGİNÇ BİR HATIRA

Bu arada Kavakçı'nın kişiliği ile ilgili çok ilginç bir hatırasını aktarıyor:

‘‘Ben bu hanım kızı şöyle tanıdım: Benim bir yeğenim var Ankara Tıp'ta okuyor idi. Bir gün geldi bana dedi ki: ‘Amca, bizim sınıfta bir kız var. Gayet şık giyiniyor, başörtülü olarak geliyor. Bundan birkaç gün evvel falanca dersin hocası sınıftan kovdu. Gelme sınıfıma dedi. O da hiç itiraz etmeden çıktı. Ertesi hafta bir baktık ki başını sıkı sıkı bağlamış, üstüne de bir tane peruk taktı, geldi sınıfa girdi. Hoca baktı baktı, kızım senin eski halin bundan daha iyiydi, sen şu peruğu çıkar dedi.' Bu kim dedim, dedi ki, ‘Kavakçı soyadlı bir kız'.’’

Demek ki TBMM Genel Kurul Salonu'na da perukla gelerek bu sorunu çözebilirmiş. Ama galiba aradan geçen yıllar onun radikal tavrını daha da keskinleştirmiş.

Kavakçı olayı kapandı mı

Sohbetin sonunda en kritik soruya geldim. Merve Kavakçı olayı kapandı mı? Cevap şu:

‘‘Tabii Danıştay'ın vereceği karar beklenecek. Eğer Danıştay hayır bu Türk vatandaşıdır, yapılan işlem yanlıştır kararı verirse gayet tabii kendine bir hak doğar. Yok, Türk vatandaşlığından çıkmıştır kararı verirse, yani Merve Kavakçı meselesi bitmiştir.’’

TÜRBANLI GELİR Mİ

Türk vatandaşıdır derse yine Meclis'e türbanlı gelecek mi?

‘‘Girer mi girmez mi orasını bilmiyorum. Meclis'in bu meseledeki hassasiyeti meydanda.’’

Kutan bunu söylerken geçmiş dönemde kalmış çok ilginç bir pazarlığı da açıklıyor:

‘‘Bir ara hükümet kanadından gelen şöyle bir teklif vardı. Yani, Meclis'e girmesin, milletvekili olarak devam etsin. Meclis toplantılarına iştirak etmemesi milletvekilliğinden çıkarılması için de kullanılmasın. Tabii bu resmi bir teklif değildi. Özel görüşmelerde ifade edilen bir husus. Aslına bakarsanız zor bir hukuki durum. Bana sorarsanız hukuken milletvekilliği sıfatı varsa, Türk vatandaşlığı sıfatı var ise, herhalde mücadelesine devam etmek isteyecek. Yani, tamam ben milletvekilliğinden istifa ettim demesini beklemiyorum. Öyle bir ihtimali ben zayıf görüyorum. Ama öbür yandan Meclis Genel Kurulu'nun bu meseledeki hassasiyeti de meydanda. Nasıl bir ortalama çözüm bulunur, doğrusu onu da tam biliyor değilim. Şu anda bu konu genel merkez olarak bizim gündemimizde değil.’’

TOPLUMSALYARAOLMAMALI

Özetlersek. Kutan, Meclis'in ve kamuoyunun bu konudaki hassasiyetinin farkında. Ama partisinin radikal kanadının tepkisi de bir gerçek.

Benim kişisel kanaatime gelince. Kutan bu konunun toplumsal bir mesele, bir yara olarak devam etmesini de istemiyor.



X