"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök: Krizi iki hacker fon başlattı

Ertuğrul ÖZKÖK

ANKARA'da yaptığım kriz turunun ikinci günkü merkezi, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'ydu. Kurul, bundan kısa süre öncesine kadar İş Bankası'nın Genel Müdürlüğü olarak kullanılan binada çalışıyor.

İş Bankası ayrıldıktan sonra binada göze çarpan fazla bir değişiklik yapılmamış.

Kurul Başkanı Zekeriya Temizel, binanın Atatürk Bulvarı tarafından girilen kısmının hemen birinci katında oturuyor.

ODACI GÖRÜLMÜYOR

Etrafta odacı veya benzeri çalışan görülmüyor.

Kahve servisini son derece saygılı genç bir kız yapıyor.

Burası bir anlamda Türk bankacılık sisteminin düzenleme merkezi.

Ama henüz personelini oluşturamamış.

Dünya Bankası, IMF gibi uluslararası kuruluşlarda çalışan çok kıymetli bazı insanlar gelip çalışmak istiyorlarmış.

Üstelik de oralarda kazandıkları paranın yarısına burada çalışmaya hazırlarmış.

Temizel, ‘‘Ama bu parayı vermek için bir ücret yönetmeliği çıkarmamız lazım. Onu bile çıkaramıyoruz’’ diyor.

Temizel ‘‘konuşmaması gereken’’ bir mevkide oturduğu için anlattıklarını yazamıyoruz.

Ama yaşadığımız krize teşhisi ilginç.

Bankacılık sisteminin başındaki insandan bu krizin ilginç teşhisini dinliyoruz.

Kriz iki aşamada tetiklenmiş.

‘‘Her şey Amerika merkezli iki hacker fon'un bir milyar dolar çekmesi ile başladı’’ diyor.

‘‘Hacker’’ kelimesi, sitelere saldıran internet korsanları için kullanılan bir kelime.

ABD'de ‘‘Hacker fund’’ denilen bazı korsan fonlar varmış.

Korsanlıkları da, bazı piyasalara günü birlik girip çıkarak spekülatif kazançlar sağlıyorlarmış.

Yaptıkları iş belki kanun dışı değil, ama piyasaları etkiliyormuş.

SPEKÜLATİF ATAK

İşte bu ‘‘hacker’’ fonlardan ikisi, Türkiye'de faaliyette bulunan bir yabancı banka aracılığıyla bir milyar dolar çekince piyasa bir anda tedirgin bir bekleyişe geçmiş.

Temizel buna ‘‘psikolojik atak’’ diyor. Yani panik atak gibi bir şey.

Bu psikolojik atakla birlikte krizi tetikleyen ikinci psikolojik dalga gelmiş.

Bazı bankalar bunu fırsat bilip, piyasada ‘‘kan davalı’’ oldukları daha küçük bazı bankalara karşı saldırıya başlamış.

KELEPÇE ETKİSİ

Bir noktanın altını çizeyim.

Burada ‘‘kan davası’’ kelimeleri bana ait.

Bu ikinci dalga, krizi borsadan bankalara sıçratmış.

Temizel'e göre krizi başlatan ve yaygınlaştıran işte bu iki ‘‘psikolojik atak’’ dalgası olmuş.

Ankara'da geçirdiğim iki gün boyunca yaptığım görüşmelerde ortak bazı teşhislerin bulunduğunu fark ettim.

Hemen herkes ‘‘temizlik operasyonunun’’ yapılması gerektiği konusunda hemfikir.

Ancak olaylarla ilgisi bulunmayan bazı insanların ‘‘yakalama emirleri’’ ile ifadeye çağrılmasının, ilgisiz kişilerin ellerine kelepçe takılmasının piyasada olumsuz etki yaptığını düşünüyorlar.

Nitekim Başbakan Bülent Ecevit, bir gün önce bana söylediği bu görüşünü dün basın toplantısında söyledi.

Gözaltına alınan veya tutuklanan bazı kişilerin, olayı çok sayıda insana yaygınlaştırmaya çalışması hepsinin dikkatini çekmiş.

Bunu ‘‘kalabalık içinde izini kaybettirmeye’’ benzetiyorlar.

Bu arada dosyalarla hiç ilgisi olmayan bazı insanların da sanık gibi ifadeye çağrılmasından onlar da rahatsız.

Dikkatimi çeken bir başka husus da, hepimizin alkışladığı ‘‘Memurin Muhakemat Kanunu’’ndaki son değişikliklerin ekonomi bürokrasisinde çok olumsuz bir etki yaptığıydı.

Çünkü artık herhangi birinin bir ihbarı ile her memur hakkında soruşturma açılıyormuş.

TEMİZEL RAHATSIZ

Bu yüzden sorumluluk altına girmemek için herkes imza atmaktan kaçınıyormuş.

Bu da işlerin durmasına yol açmış.

Özellikle Temizel, yanında çalışan insanların bu tedirginliğinden çok rahatsız.

Ankara'da yaptığım iki günlük ekonomik kriz turundan aklımda kalan çizgiler bunlar.

X