"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök: Hikmet Bila'ya Teşekkürler

Ertuğrul ÖZKÖK

115 sayfalık bir konuşmayı dinlemek sabır ötesi bir iştir. Ama okumak daha kolaydır. Son 48 saatte üşenmedim, Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un, konuşmadan çok bir doktora tezi çizgileri taşıyan kitabını okudum.

ŞAHSİ GÖRÜŞÜM

Şahsi görüşüm şu:

Bu işin uzmanı olmayan insanlar için sıkıcı bir metin.

Uzmanları için ise eleştirilecek yanı çok, ama çok fazla bir amatör bilimsel teşebbüs.

Ancak benim değinmek istediğim nokta farklı.

Dünkü Cumhuriyet Gazetesi'nde Hikmet Bila'nın çok önemli bir teşhisi vardı.

Bila, Selçuk'un, ‘‘Yargıya siyaset girdi mi adalet kirlenir’’ sözlerini hatırlatıyor.

Bu sözlerden hareket ederek, adli yıl açılışında büyük bir fırsatın kaçırıldığını söylüyor.

Kaçan fırsat da şu:

Türkiye, bütün dünyanın gözü önünde müthiş bir mücadele veriyor.

Bu ülkenin en gözde işadamlarından biri, çalışma arkadaşlarıyla birlikte bürosunda bir terör örgütü tarafından öldürülmüş.

Bunun sanıklarından biri Belçika tarafından yakalanmış, ama Türkiye'ye iade edilmiyor.

Dursun Karataş gibi kaçıp, ortadan kaybolacak bir noktada.

İşte böyle bir ortamda adli yıl açılıyor.

Yargıtay Başkanı 115 sayfalık bir metin okuyor.

TRAFİK BİLE VAR

Metinde ‘‘trafik sorununa’’ kadar her şeyden söz ediyor.

Ama, Türkiye'nin uluslararası adalet sistemi önünde verdiği bu terör mücadelesine katkıda bulunacak tek cümle etmiyor.

Belçika adaletine seslenip, ‘‘Terör bütün insanlığın suçudur. Gelin buna siyaseti sokmayalım. Çifte standartlar yaratmayalım’’ demiyor.

Böyle bir oramda, bir Yargıtay Başkanı'nın, hem de adli yılın açılışında bundan tek kelime etmemesi eleştirilecek, hem de çok ağır biçimde eleştirilecek bir eksiklik değil midir?

Hepimizin gözünden kaçmış.

O yüzden Hikmet Bila'ya teşekkür ediyorum.

Gözümüzden kaçan bu müthiş kara deliği bulup çıkardı.

Ben şimdi bir vatandaş olarak kendisinden soruyorum.

Yargıtay Başkanı'nın bu konudaki görüşü nedir?

Türkiye'de hukukun siyasete alet edilmesinden şikáyet eden bir Yargıtay Başkanı, İtalya ve Belçika'da hukukun siyasete bile değil, teröre alet edilmesi hakkında ne düşünmektedir?

Türkiye, teröre karşı ulusal bir refleks geliştirmek zorundadır.

Böyle bir reflekse inanıyorsak, bütün kurumlarımızla, en başta da hukuk kurumlarımızla bunun gereğini yerine getirmek zorundayız.

O nedenle Hikmet Bila gibi ben de Yargıtay Başkanı'nın adli yıl açılış töreninde büyük bir fırsatı kaçırdığına inanıyorum.

İKİ CEPHE

Sayın Selçuk'un, bilimsellik özentisi, bilimselliğinin çok ötesine geçen kitabında işlediği bir tez dikkatimi çekti.

Selçuk'un, laikliğin gerekliliğinden hiç şüphesi yok. Bunu kesin bir ifadeyle dile getiriyor:

‘‘Türkiye'nin bırakın laiklikten vazgeçmeyi, onu kırılmalara uğratma lüksü bile yoktur. Olamaz da...’’

Hemen arkasından ‘‘Ne ki...’’ ile başlayan şöyle bir cümle geliyor:

‘‘Eğer laiklik gibi çok yaşamsal bir konu, bir ülkede her gün tartışılıyorsa, onun en azından sıkıntılı bir yönü var demektir.’’

Kitapta bu ‘‘sıkıntının’’ teşhisi yok.

Daha doğrusu, sıkıntının ‘‘laikçilik’’ ile ‘‘dincilik’’ arasındaki kavgadan kaynaklandığı tezi işleniyor.

Şimdi soruyorum:

Laiklik bu ülkenin vazgeçilmez ilkesi ise, bunu kırılmaya uğratma lüksümüz yoksa, bu ilkeyi kim sorun haline getiriyor?

115 SAYFADA YOK

Bu ülkede 86 bin caminin açılmasına müsaade eden cumhuriyet mi?

Bu ülkede 77 yıldır ibadete hiçbir şekilde müdahale etmeyen cumhuriyet mi?

Yoksa durup dururken bu ilkeyi tırtıklamaya çalışan, orasından burasından delerek mevzi kazanmaya çalışan başka bir zihniyet mi?

115 sayfalık ‘‘devlet felsefesi’’ yazan bir hukuk adamının, en azından bu soruya samimi bir cevabının olması gerekirdi.

Ben bulamadım...

Böyle olunca da ‘‘tarafsız saha müşahitliği’’ yargıç cüppesinin üzerinden akıyor.

X