"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök: Genç Türk romantizmi doğuyor

Ertuğrul ÖZKÖK

Beykoz'da bahçeye bakan evin önündeki verandadayım. Hafif serinlik ve yağmak üzere olan bir yağmur var. O üç çocukla işte bu verandada sohbet ediyoruz.

Birinin adı Cevat Öztürk, ötekilerin Can Çelebi ve Alper Güz.

Karşı tarafta, Göztepe civarında oturuyorlar.

Hani Bağdat Caddesi'ne çıktığınızda hemen karşılaşacağınız çocuklardan üçü.

* * *

Gözlerinden zeká fışkırıyor.

Yaşlanmanın hesapçılığı, fırsatçılığı, bencilliği henüz yüzlerinin semtine bile uğramamış.

Anlayacağınız, hepimizin mahallelerinin bildik çocukları.

İkisi liseyi henüz bitirmiş, biri Marmara Üniversitesi Müzik Bölümü'nde okuyor.

Yüzlerindeki ifade, zihnimdeki fotoğraflardan birine tıpatıp oturuyor.

Çocuklukla gençlik arasındaki o en güzel ana ait bir fotoğrafa.

Bu üç çocuk, önümüzdeki salı günü bir CD çıkarıyor.

Uzun zamandır Türk pop müziği üzerine bir şeyler yazmıyordum.

1990'ların başlarındaki o rüzgárın hafiflemesi, gözümü yeniden dışarılara çevirmişti.

Oralarda unuttuğum simaları yeniden aramaya başlamıştım.

Ama geçen hafta önüme gelen CD, beni yine o müziğe, mahallemin çocuklarına götürdü.

Son zamanlarda küçültülen duygularımız, büzülen heyecanlarımız, kafamdaki gri istilayı iyice ağırlaştırmıştı.

Galatasaray'ın şampiyonluğu bana iyi geldi.

Bir de önüme gelen bu demo CD...

Bir kere dinledim, bir daha, bir daha dinledim.

* * *

Ve o anda benim için yaz mevsimi geldi.

Kendimi bir anda İzmir'in sokak akşamlarında, Bodrum'un, Kuşadası'nın, Marmaris'in berrak sularında, kalabalık dans akşamlarında buldum.

Gri mevsimi kapattım.

Ertelenmiş ilkbahar kapıma dayandı.

Her şey geçen yıl bir sabah Ercan Saatçi'nin arabasının sileceklerine iliştirdikleri küçücük bir notla başlamış.

* * *

Üzerinde sadece şu sözler varmış: ‘‘Ercan Abi, bizim bestelerimiz var. Lütfen bizi bir kere dinler misiniz.’’

Ertesi gün yine aynı notu, aynı yere bırakmışlar.

Daha ertesi, daha ertesi günler yine.

Bıkmadan usanmadan...

Ve sonunda Ercan çağırıp dinlemiş.

Kurdukları grubun adı ‘‘Düş...’’

Bu ismi bir kenara yazın.

Çünkü bu yaz ona çok ihtiyacınız olabilir.

Yaptıkları müzik ne derseniz, adını koymak çok zor.

Genç bir gezginci müzik topluluğu sanki, Türkiye'nin bütün sahillerini dolaşıyor.

Oradan çıkıp İtalya kıyılarına, Yunan adalarına gidiyor.

Ve beraberinde alıp sizi de götürüyor.

Bütün besteleri kendileri yazmışlar. Bütün sözler kendilerine ait.

İnanamadım, ‘‘Olamaz’’ dedim.

Evet onlarmış, onlar bestelemişler.

Bellerinden aşağı düşmüş pantolonları, lastik ayakkabıları ve basit tişörtleri içindeki o üç çocuk.

Müziklerinde gitar var, akordeon, ud, kanun, cümbüş var.

Evet salı günü yeni bir grup doğuyor.

Hayır bir grup değil, Türkiye'nin yeni ve genç romantizmi doğuyor.

Tıpkı ‘‘American Pie’’ filmindeki gibi, genç, taze ve umut veren bir romantizm.

Türkiye'nin Take That'i...

Back Street Boys'u.

Veya Mazhar-Fuat-Özkan'ın bıraktığı o derin izdüşümünden, o berrak ayak izlerinden yürüyen üç cıvıl cıvıl yeni insan.

Belki de genç müziğin Galatasaray'ı...

* * *

İşte salı günü bu yeni terkip doğuyor.

Dinlerken farkına vardım ki, ben bu müziği özlemişim.

Ege'nin papatyalar, gelincikler açan erken ilkbaharları kadar, ağustosböceklerinin vızıltıları altında geçen o sakin yazları, sayfiyelerin tenha sonbaharları kadar özlemişim.

X