"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök: Dün beni etkileyen üç şey

Ertuğrul ÖZKÖK

Bayramın birinci gününe aile içinde ‘‘kritik’’ bir tartışma ile başladık. Bu bayram kurban mı keselim, yoksa kurban parasını gerçekten ihtiyacı olan birine mi verelim?

Aile içinde derken buna eşimin annesi ve babası da karıştı.

Meğer orada da aynı tartışma yaşanıyormuş.

Sonunda eşim ve ben ikinci şık üzerinde karar verdik.

Kurban kestirmek yerine, bu parayı gerçekten ihtiyacı olan birine vermek bizi manen daha çok rahatlattı.

* * *

Bu kritik tartışmadan sonra uzun bir sabah okuması başladı.

Gazeteleri okudum.

Ve üç yazı beni çok etkiledi.

Tesadüf, bunların üçü de Hürriyet'teydi.

Birinci yazı, Doğan Hızlan'ınkiydi. Eskişehir'e gitmiş.

Orada Anadolu Üniversitesi rektörünün odasından çıkarken bir büst dikkatini çekmiş.

Büstün altında Ahmet Yuşan diye bir isim varmış.

Hızlan, Türkiye'nin bütün önemli insanlarını tanır.

Ama bunlar arasında Ahmet Yuşan diye bir ismi hatırlayamamış.

Kim olduğunu sorunca da hiç beklemediği bir cevapla karşılaşmış.

Ahmet Yuşan, Anadolu Üniversitesi'nin eski bir odacısıymış.

Herhalde dünyada heykeli dikilen ilk ve tek odacısı Ahmet Yuşan'dır.

Düşündüm, düşündükçe de bu heykeli diken insanlara saygım çoğaldı.

Ama bundan da çok heykelini diktiren o insana, odacı Ahmet Yuşan'a saygım arttı.

Birine saygı göstermek önemlidir. Ama saygı gösterilecek bir hayatı sürdürmek ondan da önemlidir.

Hele hele odacılık gibi bir mesleği yaparak heykelini diktirtmek için gerçekten büyük insan olmak gerekir.

Heykeli dikilen Ahmet Yuşan'ı saygıyla anıyorum.

Onun heykelini diken insanlara da çok teşekkür ediyorum.

Bu büyük ders için teşekkür ediyorum.

* * *

Bayramın birinci günü beni etkileyen ikinci yazı, Pakize Suda'nın Ajda Pekkan ile yaptığı mülakattı.

Ajda Pekkan ile yapılmış çok mülakat okudum.

Çoğunda mülakatı yapanlar, Ajda'ya ‘‘hafif dalga geçmek’’ amacıyla giderler.

Bu amaçlarını hissettirmekten de büyük keyif alırlar.

O müstehzi mülakatçıların çoğu kaybolup gitti, ama Ajda Pekkan hálá orada, zirvede oturuyor.

İlk defa bir sanatçının, bir başka sanatçı ile aynı sahnede yapılmış mülakatını okudum.

Pakize Suda mesleğimizde yeni bir isim.

Ama kısa sürede herkesi şaşırtan bir başarı gösterdi.

İnsanları ti'ye alma çizgisini geçmeden, onları aşağılamadan, kendine ait ahlaki normların hududunu aşmadan da çok güzel mizah yapılabileceğini hepimize öğretti.

Bu mesleğe gelirken, özlediğimiz bir sürü normu da beraberinde getirdi.

Böyle bir insan mülakat yaptığı zaman da karşımıza çok sahici ve büyük bir Ajda çıkıyor.

Bir sürü şey de öğreniyorsunuz.

Mesela Ajda'nın belli davetlere katılmak için, Harran'da yaptıracağı okula teberrü istediğini.

Türkiye'de Babuna olayının arkasında da çok önemli sessiz kampanyaların sürdürüldüğünü öğreniyorsunuz.

* * *

Dün beni etkileyen üçüncü yazı ise Yener Süsoy'un İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince ile yaptığı mülakat oldu.

İş Bankası, Türkiye Cumhuriyeti kadar eski bir kurum.

Bunun başındaki insan nasıl birisidir?

Yener Süsoy bu meslekte rönesansını yaşıyor. Bir süredir bize Türkiye'nin her tarafından çok güzel röportajlar getiriyor. O da insanları kırmıyor, aşağılamıyor, hakaret etmiyor.

Konuştuğu insanlara ihanet etmiyor.

Bize sahici portreler, tanıdığımız insanların, tanımadığımız çehrelerini anlatıyor.

Faulkner hayranı, kalamar dolması yapmasını bilen, gerektiğinde bir büyük rakıyı devirebilen, ama odacısının hediye ettiği saka kuşunu bürosunun baştacı eden, öğretmen anne-baba ile, ilkokulu, her yıl Anadolu'nun bir başka şehrinde okuyan 46 yaşında modern, ilerici, yaşayan bir Türk.

İşte benim iyileşmez iyimserliğimin bataryaları bunlar.



X