"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök: Devletin üslubu, STÖ'nün üslubu

Ertuğrul ÖZKÖK

CEZAEVİ olayı, Türkiye'de bazı sivil toplum örgütlerinin sefaletini de bir kere daha bütün açıklığı ile ortaya koydu.

Kendi ilgi alanında hiçbir mesleki başarısı bulunmayan bazı insanların, siyaset sırtından isim yapma platformu haline getirdiği bu bazı sivil toplum örgütleri, son olayda bir kenarda otursalardı belki bu dram daha az hasarla atlatılabilirdi.

Ve bütün bu hengame içinde bir insan, bir devlet adamı ilginç bir siyasi kimlik ortaya çıkarıyor.

BAKAN GİBİ BAKAN

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk.

Cezaevi olaylarının başından beri Adalet Bakanı'nı izliyorum.

Genç gazetecilerin en provokatif sorularına bile hiç tahrike kapılmadan sakin bir şekilde cevap veriyor.

Sadece şehit jandarma çavuşu ve eri için başsağlığı dilemiyor.

Müdahale sırasında ölen mahkûmların ailelerine de başsağlığı diliyor.

Ölüm oruçlarının başından itibaren üzerinde büyük bir kamuoyu baskısı vardı.

Kamuoyu derhal müdahale edilmesini istiyordu.

O ise ikna yolunu tercih etti.

PKK ile masaya oturmayan devlet, cezaevindeki mahkûmla anlaşabilmek için arabuluculara ‘‘yetki verdi’’.

Sırtında kamuoyunun muazzam nefesini hisseden bakan günlerce bekledi.

Bundan 30 yıl önce, Kızıldere'de taş üstünde taş bırakmayan asker günlerdir koğuş kapısında anons yapıyor.

Liderlerini bile sıyrıksız yakalayıp, F tipine koydu.

Genç gazeteciler sordu:

‘‘Ölenlerin hepsi yakılarak mı öldürüldü?’’

Evet diyebilirdi. Ama ‘‘Yarısı öyle ama henüz kesin raporları almadım’’ dedi.

DEVLET DAHA DİKKATLİ

Ne yazık ki şu gerçekle karşı karşıyayız.

Türkiye'de devletin üslubu artık birtakım sivil toplum örgütlerinden de, birtakım sözde aydınlardan da daha dikkatli.

Hiç olmazsa içerde başka, dışarda başka konuşmuyor.

Otuz yıldan bu yana ilk defa terör örgütleri konusunda böylesine geniş bir tartışma yapıyoruz.

SOL GAZETEDE

‘‘Cumhuriyet’’ Gazetesi'nde son günlerde çıkan yazılara bakıyorum.

İlhan Selçuk, Ali Sirmen, Hikmet Çetinkaya, Hikmet Bila, Orhan Birgit çok ilginç yazılar yazıyorlar.

İşte size dünkü Cumhuriyet'ten birkaç cümle.

İlhan Selçuk:

‘‘Türkiye'de hapishanelerden ülkeyi yönetmek hevesine kapılanların dış dünyadan zerre kadar bilgileri ve haberleri olmadığı biliniyordu... İnsan yaşamını hiçe sayan bir örgütün -ister devlet örgütü olsun, ister devlete karşı bir örgüt olsun- çağımızın koşullarında saygınlık görmesi olanaksızlaşıyor.’’

Hikmet Çetinkaya:

‘‘Örgütün Brüksel'deki beyni diretiyor:

‘‘DGM'ler kalksın’’

Sonra?

‘‘Terörle Mücadele Yasası'nın 16'ncı maddesi kaldırılsın.’’

Örgütün beyni neredeyse hükümete 4-5 bakan verip koalisyon ortağı olalım diyecek.

Dünyanın hangi ülkesinde devlet, eğer hukuk devleti ise, terör örgütü ile masaya oturup pazarlık yapar.’’

Cumhuriyet sol bir gazete.

Ama görülüyor ki, terörün solu ve sağının olmadığı ilk defa bu kadar açık biçimde dile getiriliyor.

Dün televizyonlarda gördüğümüz vahşet sahneleri Hizbullah olayından sonra yeni bir travma olarak hayatımıza giriyor.

TERÖR DENEN BELA

Artık bu toprakların neden böyle bir vahşeti ürettiğini ciddi biçimde incelemenin zamanı geldi.

Toplum olarak Hizbullah terörüne, İBDA-C terörüne karşı gösterdiğimiz refleksi, sol iddiasındaki bir terör örgütüne karşı göstermezsek hem çifte standarda düşmüş oluruz, hem de terör denen beladan kurtulma mücadelesinde zaafiyete uğrarız.

X