"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök: Cüppeli nefret

Ertuğrul ÖZKÖK

Kendisine ‘‘Hoca’’, hatta ‘‘Hocaefendi’’ dedirtiyor. Bir de isim takmış. ‘‘Cüppeli Ahmet Hoca...’’

O kapkara cüppe sanki gövdesini değil, beynini örtüyor.

Durmadan hakaret ediyor.

Deprem bölgesinde hayatını kaybetmiş 20 bine yakın insana, o depremde yakınlarını kaybetmiş, sakat kalmış on binlerce insana, bütün Türkiye'ye hakaret ediyor.

* * *

Hepsinin ahlaksız, topunun namussuz, düzenbaz olduğunu haykırıyor.

Kini bitip tükenmiyor.

Melek gibi çocuklara bulaşıyor.

Onların istikbaline, artık hiç olmayacak olan istikbaline bile çamur atıyor.

‘‘Ölmeseydiniz hepiniz gávur olacaktınız.’’

Neresinden tutacaksınız ki?

Çocuğunuza mı hakaret ediyor, ‘‘gávur’’ diye nitelediği insanlara mı hakaret ediyor belli değil.

Adam, koskoca bir millete, depremin milyonlarca mağduruna nefret kusuyor.

Ve bu adamın adı güya ‘‘Hocaefendi...’’

Uğur Dündar'ın bütün Türkiye'ye dinlettiği kasetlerden seyrediyoruz.

Adam süfli bir bezirgán.

İftira, çamur, kin, nefret dolu bir kasedi, inanılmaz bir ‘‘marketing’’ becerisiyle pazarlıyor.

Birinci kasedi alıyorsunuz.

Ama ‘‘İstanbul'da ne zaman deprem olacağını mı’’ merak ediyorsunuz?

‘‘Azzz sonra...’’

* * *

Yani ikinci kasette.

Sözde bir vaazı pazarlıyor.

Maksadı fikir falan yaymak değil.

‘‘Sakın kasedi çoğaltmayın’’ demeyi de ihmal etmiyor.

Adam sanki Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın romanlarından fırlamış bir tip.

Sözde din adamı.

Ama sermayesi nefret.

Pazarladığı ürün kin, iftira, çamur.

Sözde Müslüman.

Ama Müslümanlara hakaret yağdırıyor.

Nefret kusuyor.

Canıyla kanıyla ülkesini savunan askere demedik laf bırakmıyor.

* * *

Bu adam bir meczup mudur?

O kadar basit değil.

Taammüden bir provokatör.

Müslüman'ı Müslüman'a düşman etmeye çalışan tam teşekküllü bir provokatör.

Ama benim meselem onunla değil.

Benim meselem, İslami duyarlılığı yansıttığını iddia eden çevrelerle.

Gerçek din adamlarıyla.

Üç günden bu yana onlardan bir tavır, bir açıklama bekliyorum.

Din adamlığı bu mudur? Bir din adamı, ülkesinin acılı insanlarına böyle hakaretler yağdırır mı?

Bu zihniyet, bu mantık, daha doğrusu mantıksızlık hangi din kitabının hangi sayfasında yazıyor?

Gerçek din adamları, İslami duyarlılığı yansıttığına inanan samimi yazarlar, düşünürler neden böyle bir zihniyeti, kulağından tutup cemaatin dışına atmaz?

Düzenbazlık, sadece hırsızlık mıdır?

* * *

Bir tavır bekliyorum. Deprem bölgesinin mağdur insanlarının namusunu, ahlakını, acısını savunacak, onların vekáletini alıp vicdan mahkemelerinde müdafaasını yapacak samimi Müslümanlar bekliyorum.

İnanç hepimizin ortak duygu iklimidir.

O iklimin temiz kalması, çamura bulanmaması gerekir.

İftira ve çamuru ile, kin ve nefreti ile, ucuz bezirgánlıkları, dalavereleri ile bu iklimin havasını bozan sözde din adamlarını en azından ayıplamak, cemaatin dışına itmek, o inanç dünyasının samimi insanlarının görevidir.

Dini, siyasete çekerek, kendi nefret duygularına, ucuz bezirgánlık emellerine alet ederek kullanmaya çalışan insanlar bu toplumu çok yormaya başladı.

İslam dinini bu cüppeli nefretten kurtarmak, artık bütün samimi Müslümanların ilgi alanına girmelidir.

X