"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök: 68'lilerin ilk savaşı

Ertuğrul ÖZKÖK

NATO'ya tarihindeki ilk toplu savaş kararını aldıran üç liderin profili ilginç. ABD Başkanı Clinton, İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Almanya Dışişleri Bakanı Fischer...

Üçünün ortak bir özelliği var.

VİETNAM KUŞAĞI

1945'te sona eren İkinci Dünya Savaşı'nı yaşamamış siyasetçiler.

Bir ortak özellikleri daha var.

Üçü de 68 kuşağı.

Yani büyük bir olasılıkla Vietnam Savaşı aleyhine gösteriler yapan bir kuşağın üyeleri.

Belki de Kore Savaşı'na da karşıydılar.

Evet, NATO'ya tarihinin ilk ilan edilmiş savaşını başlatan üç büyük ülkenin üç etkili siyasetçisi de 68'li.

Başka deyişle savaş aleyhtarı bir kuşağın temsilcileri.

Öyleyse niye savaşıyorlar?

Öyle ya, Vietnam'daki savaşa karşı olan bir kuşak, Avrupa'nın göbeğinde nasıl savaşa taraftar olabilir?

İşte bu kuşağın farkı da burada ortaya çıkıyor.

NATO, Kosova'da ABD'nin Vietnam'daki savaşından çok farklı bir motifle savaşıyor.

Bu defa motif, komünizmi durdurmak değil.

Bir insan hakları motifi.

NATO, Yugoslavya'nın Kosova'da yapmaya çalıştığı etnik temizliği önlemeye çalışıyor.

Savaşın gerekçesi bu olunca, elbette 68 ruhu ile de buluşan bir tarafı ortaya çıkıyor.

Önceki akşamdan itibaren bazı aklıevveller bu gerekçe kapsamına Türkiye'yi de sokmak için faaliyete başladılar.

YA TÜRKİYE

İlginçtir, bu konuda ilk bağırış çağırış da, Yunanistan'dan geliyor.

Söyledikleri de şu:

‘‘Madem Yugoslavya'yı vuruyorsunuz, o zaman gidip Ankara'ya da vurun. Onların da Kürt sorunu var.’’

Tabii bizim bu aptalca benzetmeye verecek çok cevabımız var.

Hele hele bu zırtapozluklar Yunanistan'dan geliyorsa, işimiz daha da kolay.

Çünkü o zaman biz de Yunanistan'da dönüp, ‘‘Savaş gerekçesini bu kadar sulandırırsanız, o zaman Atina'yı da vurmak gerekir. Sizin Batı Trakya Türklerine yaptığınız muamele, Yugoslavların Arnavutlara yaptığından farklı değil’’ deriz.

HANGİ BENZERLİK

Bu iddiayı da rahatlıkla, böylesine sulandırılmış, saptırılmış bir gerekçe kapsamına sokabilirsiniz.

Ama gelin biraz daha ciddi olalım.

Türkiye'nin yaşadığı sorunla, Yugoslavya'nınki arasında en küçük bir benzerlik dahi yoktur.

Türkiye'de ‘‘etnik temizleme’’ gibi bir durum asla söz konusu değildir.

Günlerdir yazıyorum.

Türkiye'nin her şehrinden, kasabasından her gün cenaze kalkıyor.

Ben bugüne kadar bir tek şehit yakınının bile kalkıp, ‘‘Kahrolsun Kürtler’’ diye bağırdığını görmedim.

Bugüne kadar bir tek Kürt vatandaşın işyerine, evine taş dahi atılmadı.

Devletin Kürtlere yönelik bir hareketi yok.

Kürt vatandaşların da bir bağımsızlık, özerklik talebi yok.

Ama Türkiye'nin bir PKK sorunu var.

O da etnik bir sorun değil, bir terör sorunudur.

FAÇAYI DÜZELTMEK

Türkiye'de Kürtlere verilmiş bir özerkliğin geri alınması gibi bir durum da yok.

Oysa Kosova'da Yugoslav devletinin verilmiş bir hakkı geri alması ve bu halka karşı sistematik biçimde yürüttüğü bir ‘‘etnik temizleme’’ harekâtı var.

O nedenle bazı Türkiye düşmanı zırtapozların, Kosova olayının gerekçelerini bize de şamil etmek için attıkları bu adımların uluslararası hukuk açısından hiçbir anlamı yoktur.

Ancak Türkiye'nin de seçimlerden sonra façasını düzeltip, bu zırtapozların ağzını kapatacak bazı adımları atması gerekli hale geldi.

68 kuşağının ilk savaşının artık uluslararası hukuk kuralı haline gelen gerçeği budur.



X