"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ertesi gün

<B>ÖNÜMÜZDEKİ </B>şu hazin tabloya bakın. Bir tarafa <B>’askeri temsil eden’</B> komutanın konuşmasını koyun.<br><br>Öteki tarafa da seçilmiş yasama organının başındaki insanın konuşmasını.

Yani sivilleri temsil eden insanınkini.

ARINÇ’IN KONUŞMASI

Birer gün arayla ikisinin de yaptığı konuşmaları arka arka okuyun.

Hazin değil mi?

Bu yazıyı işte bu acıklı karşılaştırmayı yaparak yazıyorum.

Ve herkese bir tavsiyede bulunuyorum.

Bu konuşmalar hakkında ‘ertesi gün’ yazılanları da bir okuyun.

Kararı siz verin.

Bugün Hürriyet’te, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün konuşması ile ilgili yazılan yazıların özetini verdik.

Gazete ayırımı yapmadık.

Sağcı, solcu, dinci, liberal demedik.

Karşımıza çok etkileyici bir tablo çıktı.

Bir genelkurmay başkanının konuşması ilk defa bu kadar yaygın ve geniş bir destek buluyor.

Dikkat edin, bu gazeteler arasında Genelkurmay’ın brifinglerine davet edilmeyenler bile var.

Bu gazeteciler arasında birbiriyle kanlı bıçaklı olanlar var.

Ama hepsi bu konuşmayı neredeyse ayakta alkışlıyor.

Neden? Cevabı çok basit.

Çünkü komutan, ‘akılla gönülü birleştiren’ bir konuşma yaptı.

Demek ki güvenilir insanlardan gelen, sağduyulu, serinkanlı, barıştırıcı mesajlara çok ihtiyacımız varmış.

Dediğim gibi, bir de TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın yaptığı konuşmanın basındaki yankılarını okuyun.

Aradaki fark, ülkemizin en büyük sorununu ortaya koyacaktır.

MARJİNAL ESARET

O sorun şudur:

Türkiye, kavgacı karakterlerden, bütün varlığını kavga ederek koruyabilen dimağlardan, marjinal zıtlıklardan çok çekmiştir.

Ama ne yazık ki hem etkili kurumlarımız, hem siyasi kurumlarımız hem de medya kuruluşlarımız, bu kavgacı azınlığın esareti altındadır.

Şimdi söyleyeceklerim belki çok direkt ve katı gelecek.

Ama gerçek budur.

Genelkurmay Başkanı, kendi kurumunun bir bölümünden gelen bütün baskılara, bütün sertlik çağrılarına rağmen akılcı ve kavgacı olmayan bir konuşma yapmıştır.

DÜŞ KIRIKLIĞI BİLANÇOSU

Bu konuşmanın hangi zihinlerde hangi düş kırıklıkları yarattığını kolaylıkla görebilirsiniz.

Hürriyet’in çıkardığı bilançoya göz atmanız káfi.

Düş kırıklığına uğrayanların sayısı çok az, buna karşılık mutluluk duyanların sayısı çok, ama çok fazladır.

‘Dolduruşa gelmeyen’ Genelkurmay Başkanı, herkesi arkasına almıştır.

Aynı görüşte miyiz?

Öyleyse gelin bir adım daha ileri gidelim.

Bunu yapan insan, bir ’askerse’ şimdi oturup düşünmenin sırası sivillerindir.

Askerin dolduruşa gelmediği, kışkırtmalara kulağını tıkadığı bir ülkede, sivillerin de dolduruşa gelmemeleri, marjinalliğin vahşete çağırışlarına kulağını tıkamayı bilmesi gerekir.

Ne diyor Genelkurmay Başkanı:

’Biz değişime karşı değiliz. Demokrasiye inanıyoruz. Meclis’in ordusuyuz.

Ama bitmedi.

Aynı güçle, aynı inançla haykırıyor:

‘Biz laikliğe ve ülkenin bölünmezliğine sonuna kadar bağlıyız.’

Ülkenin ordusu halkına bu güveni veriyorsa, sivil yönetimi haydi haydi, onun fazlasıyla vermelidir.

Nereye geleceğimi herhalde tahmin ettiniz.

AKP yönetimine, onun sağduyulu insanlarına seslenmek istiyorum.

Artık siz de kendi içinizde sizi marjinalliğin vahşetine çağıran insanlara ‘Dur’ deyiniz.

Onların ülkeyi germelerine izin vermeyiniz.

ELİNDE SİLAH OLAN

Ülkenin genelkurmay başkanı meydanı, elinde silah olan ’genç subayına’, onu sertleşmeye davet eden ‘demir çekirdeğine’ bırakmıyorsa, ülkenin başbakanı da, ‘taban’ denilen o bir avuç marjinale, ‘milli görüş’ denilen rövanşist azınlığa meydanı bırakmamalıdır.

Bir komutan bunu başarıyor, hükümet başaramıyorsa, yuh olsun biz sivillere...
X