Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Erotik liderlik (Erotic leadership) (2)

    Münir Arıkan
    27.10.2003 - 10:23 | Son Güncelleme:

    Dünyanın İlk Canlı Siyaset Açıkoturumu... Liderlik konseptinde, kişisel cazibe unsurunu ön plana alan bu çalışmamla, dünya literatürüne yeni bir kavram kazandırmanın mutluluğu yanında, iş dünyasından siyasete, spordan sanata kadar geniş bir yelpazedeki kişisel ve kurumsal liderlere de yeni bir bakış açısı sunuyorum.

    Geçen hafta kaldığımız yerden devam edersek, bize bakış sadece fikir ve stratejilerimize bakış değildir. Bunun ötesinde ve üzerinde, tüm  liderlik fonksiyonlarımıza giydirilmiş bir kişisel cazibe kaftanı vardır. Elbette bu kaftanın içindeki bedenden çıkan düşünce ve eylemler önemlidir. Ama bütün bunların kişisel cazibe kaftanıyla bütünleştiği icraatlar daha da önemlidir.

     

    26 Eylül 1960 tarihi, siyaset tarihinde bir dönüm noktasıdır. ABD Başkanlık seçimlerinde Senatör John F.Kennedy ile Başkan Yardımcısı Richard M. Nixon, TV’de karşı karşıya geldiler. Programdan önce Nixon açık farkla önde görünüyordu. Seçimden bir gün önce yapılan bu açık oturumda Kennedy, daha rahat bir beden dili ile daha genç ve enerjik bir görünüm sergilemişti. Fazla terlediğini saklayamayan, düzgün traş edilmemiş bir yüzle seçmenlerin karşısına çıkan Nixon ise tedirgindi.

     

    Program bitiminde kendisini arayan annesi bile, bir şeylerin ters gittiğini söylüyordu. Konuşmaları radyodan dinleyenler Nixon’a, TV’den izleyenler ise Kennedy’ye oy verdiler. Ve sonuçta kişisel imajın, cazibenin ve dış görünüşün etkisi hafızalara kazınmış oldu. İtalya Başbakanı Sayın Silvio Berlusconi’nin ensesinin çekilmesine sinirlenmesi, kamuoyu nezdindeki kişisel imajının öneminin farkında olduğunu gösteriyor.

     

    28’inci Başkan Woodrow Wilson’la başlayan -ki Başkan Wilson’dan (1913-1921) bu yana hiç sakallı Amerikan Başkanı görmedik- “clean gene” temiz ve traşlı yüz kavramını tam olarak algılayamayan Nixon’un bu kaybı, bundan sonra devam eden “happy gene” (mutlu jenerasyon) ve “slim gene” (ince ve formunda jenerasyon) kavramıyla, hayatımızı kuşatan “young gene” (genç jenerasyon) konseptine daha fazla sahip çıkmamızı mecbur kılacak.

     

    Yani sadece bedensel zayıflık para etmiyor. Genç bir görünüm de bekliyor kamouyu veya hedef kitle. Anti-aging modasının da aynı dönemde bu derece patlaması basit bir tesadüf değil elbet. Bir araştırmada, kadınların satış ve pazarlamada el bileklerini gösteren bir beden dilini kullanmalarının satış anlaşması şansını yüzde 30 arttırdığı açıklanmıştı. Yani artık çok daha fazla şeye dikkat etmemiz gerekiyor, takımımızın, işimizin ve kendimizin lideri olarak.

     

    EROTİK GÜCÜN KEŞFİ

     

    London Guildhall University Ekonomi Bölümü’nden Barry Harper’in 17 bin 733 kişi üzerinde yaptırdığı bir araştırmaya göre, daha alımlı, cazibeli ve çekici erkekler, diğerlerine nazaran yüzde 15, kadınlar ise yüzde 11 daha fazla kazanıyor. Aynı araştırmada dış görünümün de yüzde 15’lik bir artı etki yarattığı ortaya kondu. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre de, uzun boylu erkekler kısa boylulardan yüzde 15, kadınlar ise yüzde 9 daha fazla kazanıyor.

     

    Buna bir de saçınız, kişisel makyajınız, bakımınız, formunuz, kılık kıyafetiniz ve en etkili beden dilinizi de eklediğinizde, etki yüzde 25’lere kadar çıkabiliyor. Hatta tam tersi durumlarda, obezlik, kellik, normalin altındaki bir kısa boy veya akondroplazi denilen cücelik, dişleklik, bozuk aksan ve diksiyon, özensiz giyim tarzı, uyumsuz beden dili ve çekici olmayan bakışlar, yıllık ortalama yüzde 50’ye varan kayıpla sonuçlanabiliyor. Artık erkeklerin de kişisel bakımına, makyajına kadınlar kadar önem vermesinin nedeni, bedensel cazibelerindeki erotik gücü keşfetmiş olmalarıdır. Üstelik bir de bu yaşamınızı ipotek altına alan hayatınızın tek anlamı, iş dünyasında yer buluyor ve iş yaşamınızda size daha fazla başarı getiriyorsa?

     

    Hülya Avşar’ın diğer meslektaşlarına nazaran daha kalıcı bir marka olmasında, yaşam tarzı ile desteklediği bedensel imajının çok büyük bir etkisi vardır. Aynı tarz etkiyi, Gülben Ergen’de daha az görüyoruz. Tarkan’da ise daha fazla. Çünkü Tarkan, erotik liderlik kavramıyla anlamlandırmaya çalıştığımız hem karşı cins, hem de hemcinslerini etkileyecek bir cazibeyi ön plana çıkartıyor. Hemcinsleri kendilerini gizli bir şekilde Tarkan’la özdeşleştirirken, karşı cinsin erotik ilgisi, ona olan kuvvetli bir aşka dönüşüyor.

     

    Altın kızımız Süreyya Ayhan’ın ikincilik madalyasıyla Türkiye’ye geldiğinde kıpkırmızı bir pantolon-ceket takım, özenle fönlenmiş saçlar, alımlı bir makyajıyla kişisel cazibesini ön plana çıkartarak, eleştirileri durduruşu da bu yüzden başarılı oldu.

     

    Beyaz Saray’da tango gösterisi yapan dünyaca ünlü tango öğretmeni Metin Nazır, Hürriyet Gazetesi’ndeki bir röportajda, “Clinton’la her el sıkışmamızda kadın olmadığım için Allah’a şükrettim. Adamda öyle bir cazibe var ki. Onunla her el sıkışmanızda kollarınıza bin ısı yayılıyor” diyor.

     

    Aynı Clinton’un Eylül 2003’te Dubai’deki IMF-Dünya Bankası toplantılarında, Recep Tayyip Erdoğan’a “Bush yönetimini en fazla etkileyebilecek ülke ve dünya lideri sizsiniz” ifadesi, Erdoğan’daki kişisel cazibeye dikkat çekiyor. Henüz başbakan olmadığı bir dönemde tüm dünyada etkili bir lider olarak algılanması ve devlet başkanlığı nezdinde davetler alması, tesadüf değildir. Onun bir diğer kişisel cazibesi de bilinçaltına verdiği boylu poslu, delikanlı, tok sesli ve cesaretli tavrıdır.

     

    Beyaz Saray’da 11 Aralık 2002’de Başkan Bush, kendisinden uzun olan Erdoğan ile ayakta tokalaşarak resim çektirmeyi reddetti. Tokalaşma resmini yalnızca tek bir basın mensubunun alındığı ofisinde oturarak vermeyi tercih etti.

     

    Bizde, sık sık meydanlarda gördüğümüz, “Başbakanım biz senin yürüyüşüne hastayız” pankartları da, kişisel cazibenin halk nezdindeki yansımasıdır. Onu yabancı devlet başkanlarının yanında, ekranlarda seyreden halk, sadece daha uzun boylu görünmesine bile artı prim vermiştir. Yıllarca ezik büzük bir yaşam süren Anadolu için bu çok önemli bir etkendir.

     

    SİYASETİN GÖBEĞİNE AÇILAN MODAEVLERİ

     

    Amerikalı Prof. McQuin’in Turgut Özal için boyunu 1.80’e uzatalım önerisinin, vefatından yıllar sonra gündeme geldiğinde medyada bu derece geniş yer bulması, halkın içinde kalan bir ukteden kaynaklanıyor. Bizim Anadolu, Özal’ı daha boylu poslu görmek istedi.

     

    Kişisel cazibeyi en iyi algılayan liderlerden birisi de Atatürk’tür. Savaşın tüm yıkımına rağmen giyimiyle de dünyada şöhret olmuş iki-üç devlet adamından biridir. Hatta 1936’da Türkiye’ye gelen VIII. Edward ki -şahane giyimiyle bilinen o Edward dahi- Atatürk’ün yanında soluk bir çiçek gibi kalmıştı. Etkili beden dili, konuşmasındaki çekicilik ve bakışlarındaki derinlik, giyim zevki ile birleşince, “Burada lider benim” sözü gizlice beyinlere kazınmış oluyor. Üstelik aynı dönemde Avrupalılık, savaşın yıkımını yüreği ile yaşamış yoksul halk kitleleri için yakın gelecekte kavuşabilecekleri bir özlemdi. Ondaki derin giyim zevki, temiz giyinen, giydiğini kendine yakıştıran, şık, kuvvetli ve zinde bir insan olma imajını güçlendirdi.

     

    Ve Eylül 2003 başlarında ünlü modacı Faruk Saraç’ın siyasetin göbeği Ankara’da da mağaza açmış olması, vekil liderlerimizin, kılık kıyafet, kişisel imaj ve etkin görünüme bundan sonra çok daha fazla dikkat edeceklerinin ilk işaretleridir.

     

    Uluslararası iş dünyasında, Jack Welch (GE), Michael Dell (Dell), David Filo (Yahoo), Michael Splinter (Applied Materials) erotik liderlik konseptini doğru kullanan kişilerdir. Daniel Vasella (Novartis), Shoichiro Toyoda (Toyota Motor Corporation), Silvio Berlusconi (Mediaset), Martin Sorrell (WPP), Lindsay Owen-Jones (L'Oréal), Jürgen Schrempp (DaimlerChrysler), Nobuyuki Idei (Sony) ve Josef Ackermann da (Deutsche Bank) kişisel cazibe ve imajları ile erotik liderliğe en uyumlu kişilerdir. Bu kişiler etkilemelerini yaşam tarzlarındaki sevgiyle başarıyorlar.

     

    Robert Redford, Harrison Ford, Bruce Willis, Pierce Brosnan, Richard Gere, Jennifer Lopez, Cameron Diaz, Sheron Stone, Britney Spears ve Harpo Entertainment’ın sahibi Oprah Winfrey de erotik liderlik kavramını hem kullanan hem de bunun bilincinde olan kişiler. Kim Novak kişisel cazibesinde erotizmi kullanırken, seksiliğini ön plana çıkartan Marilyn Monroe bu konsepte uzak düşüyor. İş, kültür, sanat, müzik dünyası erotik liderliği keşfettiğinde iflaslar, intiharlar, icralar da bitmiş olacak.

     

    Erotizm; bütünlük, sevgi, güvenlik ve bilgelik içerir. Duyguların en güçlüsü, düşüncenin en derini, hislerin en mükemmeli vardır onda. Erotik lider bütün bunları, liderliğini yaptığı kişi ve kurumlar için yüreğinde ve beyninde toplayabilen kişidir.

     

    İş dünyası bundan sonra daha fazla şahsî bir manyetizmaya sahip olabilmenin yollarını arayacaktır. İşlevsel bir erotizmden çok işsel ve içsel bir erotizmi ön plana çıkartacaktır. Kısa zamanda bunun koçları ve mentörleri piyasaya çıkacaktır.

     

    Peki sizin lideriniz ne kadar erotik? Eğer lideriniz erotik değilse; şimdi erotik liderliğe giden yolda, ya bir lider bul, ya da bir lider ol felsefesini gerçekleştirerek, kişisel erotizminizin keyfini sürmenizin tam vakti.

     

    Münir Arıkan

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı