Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ermenistan kınası

Hadi ULUENGİN

Dış politikadan anladığını iddia eden bizim dar ufuklu rical kına yaksın, Ermenistan Cumhurbaşkanlığı için yapılan oylamayı Rober Koçaryan kazandı.

Yukarı Karabağ'ın eski sözde ‘‘Başbakan’’ı(!), Ter Petrosyan'ın zorunlu istifası ertesinde gerçekleşen seçimlerin ikinci turunda sabık komünist lider Karen Demirciyan'ı onbeş puan geride bıraktı ve Erivan'a terfi etti.

Böylelikle de, en azından retorikte ‘‘şahin’’ ve uzlaşmaz nutuklar çeken şoven bir siyasetçi doğu komşumuzda iktidar koltuğuna oturdu.

Tekrarlıyorum, dış politikadan anladığını iddia eden bizim dar ufuklu rical kına yaksın...

* * *

KINA yaksın, çünkü Ter Petrosyan'ın istifasında Türkiye dolaylı yönden büyük sorumluluk taşıdı. Eterin gidip beterin gelmesine ortam hazırladı.

Sınırı açmamakta ve Erivan'la diplomatik ilişki kurmamakta direnen Ankara, ‘‘realpolitik’’ tutum takınarak Karabağ'da uzlaşmacılığa yönelen ve ülkemizle flört arayan eski Ermenistan Cumhurbaşkanı'ndan yararlanmasını bilmedi.

Dolayısıyla, ‘‘nefes borusu’’ bir Sarp Kapısı aracılığıyla soluyamadığı için derin iktisadi krizin üstesinden gelemeyen Petrosyan, halkın bu ortamdan duyduğu hoşnutsuzluğu kullanan Koçaryan'a iktidarı teslim etmek zorunda kaldı.

Halbuki, bilge işadamı İshak Alaton'dan aralarında bu satırlar yazarının da yer aldığı kalemlere kadar bir dizi insan Türkiye'nin Ermenistan'la ilişki geliştirerek Ter Petrosyan'ın ‘‘imdadına koşması’’ gerektiği görüşünü savundu.

Doğu komşumuzda ılımlı bir yönetimin pekişmesi durumunda bunun hem Karabağ sorununun çözümünde etkili olacağını, hem Bakü-Ceyhan petrol hattı projesine hizmet edeceğini, hem de siyasi ve ticari açıdan yarar getireceğini vurguladı.

Bunları söyleyenler bizim bazı ilkel mantıklı zevat tarafından neredeyse ‘‘hıyanet-i vataniye’’yle suçlandı. ‘‘Ermeni tohumu’’ diye küfredildi.

Dış politikadan anladığını iddia eden dar ufuklu rical ise kısır Ankara siyasetini ‘‘Azarbaycan'ı gocundurmamak’’ gerekçesiyle açıklamaya çalıştı.

Oysa, söz konusu rical bir yandan İran'ın Bakü ve Erivan kartlarına aynı anda oynadığını ıskaladı, diğer yandan da ‘‘Ermeni tohumu’’ diye söven maceraperestlerin Azerbaycan'da yeltendiği darbeyi örtbas etmekte beis görmedi.

Nihayetinde de, Yukarı Karabağ'da tavizi reddeden ve intikamcı Taşnak komitacılarının desteğini alan Rober Koçaryan Ermenistan Cumhurbaşkanı oldu.

Şimdi ayıkla pirincin taşını...

* * *

KUŞKUSUZ, her ne kadar hiç sağlam pabuç gözükmese de Koçaryan'ın ‘‘şahin’’ belagatinden yola çıkarak yeni lideri bir çırpıda dışlamanın anlamı yok.

İki önder arasında önemli farklar olsa bile Ter Petrosyan'ın da ilkin bu tür retorik kullandıktan sonra ayaklarını yere bastığı düşünülürse, şimdiki Cumhurbaşkanı'na belirli bir süre tanımakta yarar var.

Üstelik, Ermeni halkı Rober Koçaryan'ı esas olarak ekonomik politikalarda ölçeceğinden ve krizden çıkılması için İsrail'den sonra en yoğun ABD yardımını alan Erivan'ın Washington'a olan bağımlılığı süreceğinden, aynı Koçaryan'ın seçim ertesinde daha gerçekçi davranması yakın ihtimaller arasında yer alıyor.

Kaldı ki, Birleşik Amerika'nın Bakü-Ceyhan kararlılığı ve Azarbaycan'ın haklılığı ve stratejik önemi, zaten uluslararası planda tecrit bir Ermenistan'a Karabağ'ın üzerine alenen ‘‘yatması’’ açısından fazla şans tanımıyor.

Dolayısıyla, eski mantıksızlığında hüsrana uğramış Türkiye'nin hiç olmazsa bu defa fevri davranmayarak biraz ‘‘bekle gör’’ siyaseti uygulaması gerekiyor.

Ama, Petrosyan'a oynamayarak büyük fırsat kaçıran fakat dış politikadan anladığını iddia eden bizim dar ufuklu rical kına yaksın, şimdi Ermenistan'a eterin beteri gelmiştir ve pirincin taşını ayıklamak artık çok daha zordur.













X