Dünya Haberleri

    Ermeni soykırım iddialarında duygu sömürüsü faktörü

    Emre KIZILKAYA/Dış Açı
    08.01.2008 - 23:05 | Son Güncelleme:

    Özellikle ABD’deki Ermeni lobisi, sözde soykırımı nispeden sivil, gayriresmi yollardan, duygu faktörünü kullanarak etkili bir biçimde savunmaya devam ettiği için işimiz zorlaşıyor.

    Geçen hafta ABD’nin Florida eyaletinde yayınlanan Herald Tribune Gazetesi’nde, Amerikalı bir muhabir tarafından kaleme alınmış bir makale çıktı. (İngilizce orijinali şuradan okunabilir: http://www.heraldtribune.com/article/20080106/FEATURES/801060730/-1/newssitemap )

     

    Muhabir, bölgemize ve tarihimine, “Amasya” yazmayı bilmeyecek kadar uzak olmakla birlikte, konu aldığı kişinin hayatını alenen duygu sömürüsü yaparak, ama yine de profesyonelce anlatıyor.

     

    Konu alınan bu kişi, Margaret Ajemian Ahnert adlı Ermeni asıllı bir Amerikalı. Gazetede çıkan makale de, Ahnert’in, sözde soykırımdan kaçan annesinin hatıralarını anlattığı bir kitabın tanıtımı niteliğinde.

     

    Gazetenin “sanat” bölümünde yer alan bu kitap tanıtımı bile, olayların verilerle açıklandığı, gazeteciliğin tarafsızlık ilkesinin çiğnenmediği bir makale olmak yerine, tam bir duygu sömürüsü aracı haline getirilmiş. Üstelik muhabir, muhtemelen Ermeni asıllı biri de değil.

     

    Muhabir, makale boyunca, soykırım iddialarına dair gazeteciliğin gereği olan soğukkanlı bir bakış kullanmak bir yana, kendisi gibi düşünmeyenleri de “Ermeni soykırımını inkar etmekle” suçluyor.

    Mesela muhabir, Ahnert’in geçen mayısta New York’taki Barnes & Noble kitapevinde yeni eserini okuduğu sırada dükkana giren beş Türk’ün, “Ermeni soykırımını inkar eden kitaplar” dağıttığını ve dükkandan çıkmayı reddettiklerini yazarken, okuyucuya bu eylemi demokratik olmak bir yana, utanılması gereken bir suçmuş gibi sunuyor.

     

    Ermeni propagandasının bu denli yaygınlaştığı ve sadece ABD’de değil, örneğin Çek Cumhuriyeti’den Güney Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada yerel gazetelerin sayfalarına bile girdiği, okuyucunun bilinçaltına bu kadar nüfuz ettiği böyle bir dönemde biz ne yapabiliriz?

     

    Yurtdışındaki Türklerin çoğu, cesaretle ve fişlenme pahasına, birbiri ardına çıkan bu tür kitaplarla ilgili bireysel tepkilerini ortaya koyuyor, zaman zaman organize olup eylemler yapıyor, bu ülkelerdeki kamuoyuna bizim de sesimizi duyurmaya çalışıyor.

     

    Ancak bir tarafın ucuz bir duygu sömürüsüyle de olsa insan duygularına hitap ederek sürekli etken durumda olduğu, öteki tarafın ise sürekli savunma pozisyonunda ve üstelik yüzü asık, kızgın göründüğü bu arenada yeni bir bakış açısı kazanmamız gerekiyor.

     

    Sözde soykırım meselesi konusunda geriye dönüp baktığımızda, haklı olduğumuz halde yıllardır haksız durumda gösterildiğimiz; siyasi, diplomatik, kültürel ve özellikle de toplumsal anlamda sürekli dayak yediğimiz bir gerçek.

     

    Ancak tıpkı Ermeni lobisinin yaptığı gibi, veri merkezli bir savunma uygulamak yerine, duygulara hitap edecek yeni bir anlayışı benimsersek, 12 raunt boyunca hırpalanıp son saniyede topladığı enerjisi ve savurduğu yumruğuyla rakibini deviren bir boksör gibi hakikatin galip gelmesini sağlayabiliriz.

     

    Bunun için de, öz eleştiri yapıp entelektüel olmanın sorumluluğunu yerine getireceğim diye gerçekdışı bir propagandaya alet olan aydınlar yerine, tıpkı Ermeni sanatçılar gibi, uğradığımız haksızlıkları, yaşadığımız mezalimleri insan düzeyinde, duygulara hitap ederek anlatacak yazarlara ihtiyacımız var.

     

    Çünkü siyaset meydanında çoktan kaybettik, ama kültür arenasında bu savaşı kazanabiliriz.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı