Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Ermeni protokolü Meclis'te

    Hürriyet Haber
    21.10.2009 - 14:38 | Son Güncelleme:

    Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan protokollerle ilgili TBMM Genel Kurulunda bilgi verdi. Davutoğlu'nun ardından muhalefet kürsüye gelerek görüşlerini açıklıyor.

    DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU:

    Bundan sonrada bütün önemli dış politikalarımızla gerek TBMM’yi gerek siyasi partileri bilgilendirmeye devam edeceğiz.

    Türkiye’nin dış politikası temel sağlamları belirlidir. Her zaman olduğu gibi ülkemizin etrafında barış yaratmaktır. Bütün çevre bölgelerimizde, kara ve deniz havzalarında refah kuşağı oluşturma çabasını sürdüreceğiz. Bütün bu ülkelerde dört ana unsur vardır:

    1 - Bu bölgelerdeki herkes için güvenlik ve istikrar düzeni kurmak

    2 - Sorunlar olduğunda sorunların diyalog yoluyla çözülmesi

    3 - Ekonomik alanda karşılıklı bağımlılık oluşturmak. Bununla birlikte barışın önündeki

    4 - Kültürel alanda yan yana iç içe yaşayan ülkelerin toplulukların, farklılıklarını içselleştirmek.

    Donmuş krizler çevre ülkelerde, elimizde patlamaya hazır bomba gibi her an risk oluştururlar. Güney Kafkasya’da ülkeler arasında karşılı güvene dayalı siyasal diyalog zemini yoktur, bunu güçlendirmek lazım. Ekonomik ilişkiler zayıftır.

    Karşılı ekonomik bağımlılık olmadan kalıcı barış mümkün değildir. Anadolu topraklarında bu statüko karşısında kayıtsız kalmamız mümkün değil.

    Bunun için tek yöntem vardır, barışçıl yöntemlerle bizim istediğimiz, siyasal diyalog zemini oluşturan bir düzen etrafında yeniden şekillendirmek. Peki bunun kime yararı var?

    Dost ve kardeş Azerbaycan’a yararı var mı? Hayır yok. Bu statüko yüzünden 17 yıldır toprakları işgal altında.

    Ermenistan’a yararı var mı? Hayır yok. Görünüşte başarı göstermiş gibi görünüyor, gittikçe fakirleşiyor.

    Peki bizim menfaatimize mi? Değil. Bölgede gerekli etkinliği kuramıyoruz.

    O zaman biz ne yapmaya çalıştık? Biz öyle bir şekilde bu statükoyu değiştirmeye çalışalım ki yeni bir statüko karşımıza çıkmasın.

    Türkiye Cumhuriyeti ile Ermenistan arasında iyi komşuluk ilişkilerinin olması. Son dönemde Suriye ile Irak’la geldiğimiz nokta belli.

    İkinci hedefimiz yüzyıllar boyu birlikte yaşamış Türk ve Ermeni milletleri arasında geçmiş acılara dayalı istismara dayalı ortamı ortadan kaldıracak sağlıklı bir kanal kurmak.

    Azerbaycan Ermenistan konusunda, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne saygı duyarak, bunu  çözmek, çözüme ivme kazandırmaktır.

    Bu üç hedefe ulaşıyor muyuz? Protokollerle ortaya çıkan süreç buna zemin sağlıyor mu? Sorunun bu olması lazım.

    Protokol, Türkiye ile Ermenistan arasında normal ilişkilerin tesis edilmesi için karşılıklı toprak bütünlüğünü korumayı garanti altına alıyor.

    Yani Ermenistan’ın toprak talebinde olmadığı da Ermenistan tarafından teyit ediliyor.

    Sevr anlaşmasının tekrar gündeme getirilmesi söz konusu değildir.

    Hep övünürüz. İran ile sınırımız 1600 yıldır değişmedi. Sınır tesis eden anlaşmalar devletlerin nitelikleri değişti diye ortadan kalkmazlar.

    Ermenistan’ın hükümlülükleri, kendisinden beklenenleri yerine getirdiğinde sağlıklı bir şekilde iki devlet arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi

    Peki Kars Anlaşması niçin açıkça zikredilmedi? Özü itibari ile öylesine yer aldı ki, burada empoze edilen bir metin değil, müzakere edilen bir süreç var. Ulaştığımız noktada bu hükümden Kars ve Moskova anlaşmaları çıkıyor. Anlaşmalara bakarsanız, beni bile okuduğumda şaşırtacak kadar detaylı tanımlıyor sınırı ve başka tanımlayan herhangi bir anlaşma yok.

    Birinci hedefimiz Türkiye ile Ermenistan’ın normalleşmesi.

    Özellikle tarih yolu üzerinden Türklerin ve Ermenilerin tarih yorumu karşısında acaba biz bu protokollerde yeni çerçeveler oluşturabildik mi?

    Çünkü bu TBMM açısından da önemlidir. Ortak tarih komisyonu kurulması için 2005 yılında ortak olarak kabul edilen, Türk ve Ermeni uluslarını barıştırmak amacıyla karar var. Zurih’te sayın Başbakanımızın Ermenistan Cumhurbaşkanı’na yazdığı bir mektup var.

    Zürih’te imzaladığımız protokolde, mevcut sorunların tanımlanmasına katkı yapacak, bir tarih araştırma komisyonu kurulması ön görülüyor. Bu alt komisyonun yapacağı çalışmalarda, tarihsel arşivleri incelemesi bulunuyor. Ermenistan tarafından bunun kabullenmesi demek, bunun tek taraflı kanalla kabullenilmemesi demektir.

    Biz asil ve tecrübeli bir milletiz. Acı hatıralar, balkanlardan Kafkaslardan göç hikayelerimiz var. Ama başka bir çok millet bunu nakletmiş, tek taraflı hafızalar oluşmuş. Bizim yapmak istediğimiz adil hafıza oluşturmak.

    Bu çerçevede bu alt komisyon bu çalışmalara başlayacak, protokoller meclisimiz tarafından onaylandığı zaman.

    Üçüncü hedefimiz, bu protokol paralel olarak genel bir normalleşme zemininin oluşması. Azerbaycan Ermenistan arasındaki sorunun çözüme kavuşturulması. Bir çok paragrafta ikili ilişkilerin normalleştirilmesinde atıfta bulunuluyor. Yani metinin bir çok yerinde bu normalleşme sürecinin bölgesel gelişmelerine olan maddeler var.

    Toprak bütünlüğü ve sınırlara saygı vurgulanıyor. Son bir yıl içinde yaşadığımız pratik ne? Bu müzakereler sürerken, paralelinde Azerbaycan Ermenistan sorunun çözümü hız kazanmıştır. Son 5 ay içinde Azerbaycan ve Ermenistan Cumhurbaşkanları 5 kez buluştular.

    Yerleşmiş statükoları sabırlar örülerek barışın kurulması lazım. Bizim her vesileyle vurguladığımız gibi, Türkiye için Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü bizim toprak bütünlüğümüz kadar azizdir ve bu konuda 17 yıldır Türkiye kadar çaba gösteren yoktur, bunu da göstereceğiz.

    Geçen hafta sayın cumhurbaşkanımız, Obama’yla, Medvedev’le bu konuları görüştü. Benim imza öncesinde Clinton’la yaptığımız görüşmenin ana esası bu oldu. Biz bu ihtilafın çözülmesi için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Bölgede normalleşme kapsamlı olduğu zaman gerçekleştirilebilir. Bu bilinçle biz iki senedir yoğun bir çabayla, Dışişleri Bakanlığı’mız büyük bir emekle bu protokolün hazırlığını yaptık.

     MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ OKTAY VURAL:

    Sayın bakanı bugün TBMM’ye bilgi getirmeye sağlayan bu süreç oynanan oyunu ortaya koymaktadır. İmza öncesinde bunlar TBMM’ye getirilmemiştir. Bütün bu protokol Türk milletinin iradesinden saklanmıştır.

    David Philips, protokoller hakkında 14 Mayıs 2009’de bilgi vermiştir. Kurulacak protokoller anlatılmıştır. Biz ABD’lilerden tam 161 gün sonra haberdar edilebiliyoruz.

    Türkiye Ermenistan arasındaki sınırın açılacağını kimden öğrendiniz? Sayın Başbakan’dan mı, Bakan'dan mı?

    6 Nisan 2009 tarihinde yaptığı konuşmayla Obama tarafından. Gök yere inmemiş, ama ABD Başkanı konuştuktan sonra bugün bu protokoller buraya gelebilmiştir.

    Paraf ettiğiniz ile imzaladığınız arasında ne fark vardır? 2 Nisan’da onayladığını protokollerin neresinde değişiklik yaptınız?

    Açılım eş başkanı David Philips, AB Temsilciler Meclisi’nde paraftan imzaya, imzadan uygulamaya dolambaçlı bir süreç olacağı için zaman alacak diyor ve ekliyor, Türkiye’nin uluslararası çıkarlar Azerbaycanlılara bağlı olmamalıdır.

     

    Sayın Başbakan ve derin koalisyon ortakları, bu süreçte ortaya koyduğumuz eleştirilere cevap vermemiştir.

     

     Protokoller ortadadır? Sizce kime inanmamız gerekmektedir? Dışişleri bakanı paraflanan bu protokoller için bilgi için genel başkanımızdan randevu talebinde,TBMM’yi adres olarak göstermesinin ne kadar haklı olduğunu ortaya çıkmıştır. Bu protokollerde hangi TBMM kararları var? Hangi unsurları için katkı sağladınız? İmzaladığınız hangi maddeyle milletimizin menfaati sağlanmıştır? İlişkileri normalleştirmek için yola çıkanlar, bu ilişkileri kimin bu hale getirdiğini ortaya koymalıdırlar.  

     

    Ülkemizin topraklarının bir kısmını Batı Ermenistan olarak gösteren ülke Ermenistan değil midir?

    Anayasalarında bağımsızlık bildirgesine atıfta bulunan Ermenistan değil midir?

    Bursa’ya indiğinde ambleminde Ağrı Dağı’nın simgesi olan Ermenistan değil midir?

    Neyi değiştirdiniz? İnsanlık suçu olan soykırımını dış politikasının, temel unsuru yapan Ermenistan değil midir?

    Hocalı’da katliamı yapanlar kimlerdir? Bir milyon insanı aç susuz bırakan kimlerdir? Asıl utanması gerekenler bu süreci doğuranlar değil midir? Bu zulmü yaşatanlarla çözüm ortağı olmak zulme ortak olmak değil midir?

     

    Soruyorum bu protokolü imzaladığınızda bu haksızlıklar arkasında susmanız mı gerekiyordu? Biz MHP olarak sesimizi de sözümüzü de yükselttik. Sizler yumuşak başlı olabilirsiniz. Ancak Türk milletini temsil edilenlerin ulusal koyun olmasını milletimiz hazmedemiyor. Teslimiyeti milletimize hazmettirmeye çalışmanıza da izin vermeyeceğiz.

     

    Sizin nasıl bir uzlaşmacı olduğunuzu, sizin şahin gibi davranmayacağınızı bildiği için cesaret bulmuş ve Türkiye’ye gelmiştir.

    Söylenen sözler, imzalanan protokoller, sıkılan eller, bu süreçten hepinizin alması gereken elbette dersler vardır?

    Hangi devletten, sınırlarını tanımayan bir devletle ilişkiyi bekleyebilirsiniz. Bu sözleri söyleyen13 Nisan 2005’te Abdullah Gül’dür.Elinizi vicdanınıza koyun ne değişti?

     

    Dışişleri Bakanı, ortak tarih komisyonuna olumlu talep verilmesinin normalleştirmeye katkı sağlayacağını söylüyor. Bugün bu protokolle gelen konu maalesef tarih komisyonu değildir. 2005’te TBMM’de verdiğimiz kararda, Türk ve Ermeni tarihçileri ortak komisyon oluşturulsun kararı çıkartmıştık. Bugün bu protokolde İsviçre’li bir komisyon ortaya çıkmaktadır.

     

    MHP olarak biz bu konudaki bütün görüşlerimizi sayın genel başkanımız milletimizle paylaşmıştır.

    DTP GRUP BAŞKANVEKİLİ DİYARBAKIR MİLLETVEKİLİ SELAHATTİN DEMİRTAŞ

    DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan protokole destek verdiklerini belirtirken, Türkiye ile Ermenistan arasında tarihsel bir sorun olduğunu söyledi. Demirtaş, Hükümetin samimiyetine inanmak için tarih kitaplarına “Ermeni halkına yapılan katliamı” koyması gerektiğini savundu. Demirtaş, “Hükümet hala Türkiye’de devam eden Ermeni  düşmanlığını ortadan kaldırmak için hiçbir tedbir almaması Hrant Dink örneği mevcuttur” dedi.

    Demirtaş, TBMM Genem Kurul’da, Hükümetin Ermeni açılımını anlatan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı konuşma üzerine DTP Grubu adına söz aldı.


    Demirtaş, Türkiye ile Ermenistan arasında yaşanan sorunun, Cumhuriyet tarihi boyunca en önemli sorunların başında geldiğine dikkat çekti.

    Ermenistan ile imzalanan protokolün anlamlı olduğunu savunan Demirtaş, Ermeni sorununu tartışmanı n yararlı olacağını dile getirdi.

     

    “ERMENİ UŞAKLARI “ TÜRKİYE’DE “KÜFÜR” OLARAK KULLANILIYOR

     

    TÜRKİYE İLE Ermeni ilişkilerinde tarihte ortak acılar yaşandığına dikkat çeken Demirtaş, her şeyden önce tarih kitaplarındaki ayrımcı uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiğini ifade etti. Demirtaş şöyle dedi:

    “Ermeni halkına yapılan katliamlar tarih kitaplarına yansımamıştır. ‘Ermeni uşağı’ kavramı bu ülkede küfür olarak kullanılmıştır. Türk Ermeni ilişkilerinde sanki geçmişte ortak acılar yaşanmamış gibi niye çabalanıyor. Her şeyden önce Türkiye tarih kitaplarındaki ayrımcı uygulamalarından vazgeçmelidir. Bunu ancak ayırımcılığa uğrayanlar anlar. Türkiye toplumu bir arada kardeşçe yaşayacaksa ortak barış dilini tarih kitaplarına yansıtarak başlamalıdır.”

    Hükümet hala Türkiye’de devam eden Ermeni düşmanlığını ortadan kaldırmak için hiçbir tedbir almadığı eleştirisini

     

    CANAN ARITMAN’LI ELEŞTİRİ

     

    Demirtaş, konuşmasında CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman’ın, “Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Annesi de Ermeni kökenli” sözleri üzerinden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e eleştiri getirdi.

    Demirtaş, “O süreçte sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ermeni olmadığı araştırması telaşı içine  girdi. Ermeni kimliği ile ilgili toplumda yayılmak istenen ırkçılığa karşı hükümetin önlem alması gerekiyor. Sadece ermeni değil, tüm etnik kimlikler konusunda önlem alması gerekir” dedi.


    AKP ADANA MİLLETVEKİLİ ÖMER ÇELİK

    Sevr Anlaşması Türk hükümeti tarafından tanınmamıştır ve sınır belirlememiştir. Ermenistan Sovyetler Brliği'nin imzaladığı bütün anlaşmaları kabul ettiğini beyan etti.


    BM üyesi bir ülkenin başka bir ülkenin sınırlarını kabul etmemesi kabul edilemez. Türkiye Ermenistan sınırını belirleyen anlaşma Kars Anlaşması'dır.


    Protokolden asıl rahatsız olanlar Ermeni Diasporasıdır. Türkiye ile Azerbaycan kardeş ülkelerdir.

    Bursa'da stada Azerbaycan bayrağının sokulmaması bizim kararımız değildir. FIFA'nın kararıdır. FIFA'nın kararına uymak zorundayız. AK Parti'yi dış unsurlarla bağlantılı göstermek istiyorlar.


    Türkiye komşularına istikrar ihraç ediyor. Türkiye eksen kuran bir ülkedir. Atılan adımlarla bunu açıkca ortaya koymuştur. Ermenistan

    Türkiye'nin uzattığı bu iyi niyet adımını iyi değerlendirirse kendi çıkarına olur.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı