"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Ermeni meselesinden sonra şimdi de Dersim başımıza bela oluyor

14 AĞUSTOS 2010’da Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, kendisini dinleyenlere soruyor: “CHP’nin yeni genel başkanı nereli?” Kendisi yanıtlıyor: “Dersimli.” İkinci soruyu ekliyor:

“Dersim’in köylerini, vergi vermediler diye, kim bombaladı?” Yine kendisi yanıtlıyor: “CHP bombaladı” ve ekliyor: “O zamanki Cumhurbaşkanı’nın emriyle bombaladı. Kimdi Cumhurbaşkanı? İnönü’ydü” diyor.
(Kaynak: 14.8.2010, Saat 18.45 Kanal-D)
Aynı Başbakan, 4 Mayıs 2010’da AKP grubunda da İnönü’yü, 60 milyon dünya insanının katili Hitler’e benzettikten sonra, tehdit dolu şöyle bir söz etmişti: “CHP bunu fazla kurcalamasın, dosyam, arşivim kabarık. Milletime açıklarım.” Yani, elinin altında bir şeyler olduğunu ima etmişti.
Başbakan’ın bu ifadeleri, eski adı Dersim olan Tunceli halkını tahrik etmek değil midir? “Kürt açılımı” ile Doğu’da ve Güneydoğu’da son iki yılda neler olduğu ortada.
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Dursun Atılgan “Bu ve benzeri birçok söylemleri ve eylemleri nedeniyle Başbakan’ın kendisi Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği için; iç barış için; kardeşlik için, üniter devlet için tehlikeli değil midir” diye sorup devam ediyor:
“Ve... 7 Şubat 2011’de NTV’nin 20.00 haber bülteninde, “Türk devletinin 1937-38’de Dersim’de yaptığı katliamın, ‘soykırım’ olarak tanınması için Amerikalı avukat Barry A. Fisher’in öncülüğünde girişimlerde bulunulacak” biçiminde bir haber verildi. Kanıt olarak da Başbakan Erdoğan’ın Dersim konusundaki açıklamaları gösterilecekmiş!
Yani Türkiye, sözde Ermeni soykırımına benzer bir biçimde sanık sandalyesine oturtulmaya çalışılacak.
Gerçek devlet adamı nerede neyin nasıl söyleneceğini bilendir; yarınki seçimleri değil, devletin yararını düşünendir.”
Sözde ‘Ermeni soykırımı’ ve ‘Dersim’den sonra şimdi de Kıbrıs’ta başımıza neler örülecek göreceğiz.

Bir kanser teşhis profesöründen Gül’e sorular

İDARİ yargıda Kocaeli Üniversitesi’ne geri dönmeme imkan sağlayan 2 dava kazandım. Biri Danıştay tarafından da onandı. Kocaeli üniversitesi sayın rektörü nedendir bilinmez kendince bahaneler ve gerekçeler üretip ya da tamamaen sessiz kalıp yargı kararını yerine getirmemekte direniyor.
Bu durumda rektöre “Neden?” diye sorması gereken iki merci var. Bir YÖK, diğeri Sayın Cumhurbaşkanlığı makamı. YÖK’e yazıldı. YÖK ilgileniyor olabilir. Ancak Çankaya’ya ne ben, ne de avukatım Tolga Özcan sesimizi duyuramadık. Defalarca yazdık. Yazılanların görevli filtresinden geçip Sayın Cumhurbaşkanı’nın bilgisine sunulmadığını düşünüyorum. Sayın Gül’e aktarmak istediğim sorular var:
1- Mahkeme kararını üstelik Danıştay’da onanmış mahkeme kararını belirli sermaye ve siyasi odaklardan destek bulan rektörün uygulamama immunitesi var mı? Varsa bu ülkeye hukuk devleti denir mi?
2- Kanser bilimcisi üniversitede hizmet etmek istiyor. Rektör “hayır” diyor. Ve buna kimsenin sesi çıkmıyor. Türkiye’nin böyle bir lüksü var mı?
3- Üniversitede mahkeme kararlarının uygulanmadığı tek örnek ben değilim. 24 yıllık özlük hakkı kaybım söz konusu ve ülkeme hizmetim engelleniyor.
Prof. Dr. Nadir PAKSOY
Sitopatolog,
Serbest Hekim-İZMİT

İki ‘bomba’

ANKARA’daki patlamalar bir ders olsun. Yazacaklarımız ünlü firmalar, ekonomiye katkıları büyük ama vatandaşların da endişeleri var. Ciddi iki uyarı:
HABAŞ’ın Topkapı Gümüşsuyu Caddesi’nde bulunan gaz dolum tesisleri İstanbul-Topkapı için büyük bir tehlike oluşturuyor. 1964 yılında alınan ruhsatla işe devam eden dolum tesisinde ilk kuruluşta projede olmayan bir yeni ilaveler yapıldı. Bu tesis kontrol edilmelidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bile oluşacak böyle bir kazanın vebali çok büyük gelir. Peki neden bugüne kadar çevrede yaşayan insanların şikâyet ve korkuları dikkate alınmadı?
Erol BİLGİLİ

DİLOVASI’nın, İstanbul ve İzmit’in en ‘kirli sanayilerinin’ bulunduğu bir bölge... Zehir saçıyor; daha dün Star’da bir program vardı. Kanser ölümlerinin arttığı söyleniyor. Otobanın Dilovası kesiminde Solventaş’ın yol kenarındaki kimyasal maddelerin depolandığı onlarca tankı hiç gören olmuyor mu? Otobana 15 metre uzaklıkta... Allah korusun ama bir patlama olursa bunun sorumlusu kim olacak? Otobanın dibinde böyle bir izni kim verir, nasıl alınır; anlaşılır gibi değil.

6 milyon işsiz 4 milyon kaçak

TORBA Yasası için ‘ganimet paylaşımı” diyor YP Genel Başkanı Sadettin Tantan.
Özetle şunları söylüyor: TÜİK raporları ortada. 3 milyonu resmi 3 milyonu gayriresmi 6 milyon kişi işsiz. Ücretlilerin yaklaşık 4 milyonu da kaçak. AKP hükümetinin işsizlikle mücadele etmek diye bir derdi yok. Amaçları yarattıkları zengin aileleri daha da zenginleştirmek, vergi indirimleri, teşvikler ve destekler de işin tuzu biberi. Ayrıca iktidar, Türkiye’yi yüksek teknolojik altyapılarla ve yüksek ücretli üretim alanına dönüştürmesi gerekirken, ucuz işçilikle tüketim toplumu yaratmaktadır. Ve bu düzen namuslu insanlar bir araya gelmezse değişmeyecektir. Gücünü tarihinden alan Türk milletine, siyasetçisine, gazetecisine, alın teriyle iş yapan sermayedarına sesleniyorum: Bütün namuslular bir araya gelin!”

GÜNÜN SÖZÜ

“Allah beni yandaşlarımdan korusun; ben kendimi düşmanlarımdan nasılsa koruyabilirim.”
(Marshall de Villars)

“Her doğru her zaman her yerde söylenmez.
Ne anlamı, ne de yararı vardır.
Her şeyin zamanı ve zemini vardır.
Bunu bilmen lazım Süheyl Hocam...”
Fuat TUNA
X