Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Ermeni konferasının durdurulmasına destek

    İstanbul
    23.09.2005 - 10:37 | Son Güncelleme: 23.09.2005 - 10:37

    Boğaziçi Üniversitesi'nde yapılması planlanan Ermeni konferasının durdurulmasına bazı çevrelerden destek geldi.

    “Milli Güç Platformu” üyeleri, İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma kararı verdiği  ”İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları” başlıklı konferansın gerçekleştirilmesi planlanan Boğaziçi Üniversitesi'nin ana kapısı önünde protesto gösterisi yaptı.
      
    Platform Başkanı ve Hukukçular Birliği Yönetim Kurulu Üyesi avukat Kemal Kerinçsiz, burada platform üyeleri adına yaptığı açıklamada, mayıs ayında Boğaziçi ve Sabancı üniversitelerince 'İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri” konulu konferans düzenlendiğini, ancak Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in toplantının  “Milletin arkasından hançerlenmesi” anlamına geldiğini ifadesi üzerine ertelendiğini söyledi.
      
    Kerinçsiz, şu görüşleri ileri sürdü:
      
    “Maalesef bugünkü ertelemeye eleştiri yapanlar, o zaman Başbakan ve hükümet kanadı, yine kendi hükümet kanadından gelen tepkilere ses çıkarmamışlardı. Bugün göstermiş oldukları katı, sert acımasız eleştirileri yapmamışlardı. Aradan 3 ay geçti. Türkiye'deki Ermeni diasporası çok güzel çalışıyor ve ikinci konferans kararı verildi. Bu karar, hükümetin dışarıdan almış olduğu Avrupa Birliği (AB) dayatmaları sonucunda oldu. Başbakan'ın kendine özgü fikri değildi.
      
    Dün Avrupa Parlamentosu'nda Ermeni konusu tartışılırken, bu olay gündeme geldi ve bir parlamenter, 'Bize söz verilmişti, nasıl ertelenir?' diye tepki gösterdi. Bu sözü veren kimler? Başbakan mı, Dışişleri Bakanı mı? Başbakan'dan bu konuda açıklama bekliyoruz.”
      
    Mahkemece durdurulan konferansın bilimsel olmadığını savunan  Kerinçsiz, toplantıda sadece Ermeni diasporasının tek yanlı ifade ettiği fikirlerin tartışılmak istendiğini ileri sürdü.
      
    "MAHKEMEYE BÜYÜK SALDIRI YAPILDI”
          
    Kerinçsiz, İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin konferansa ilişkin yürütmeyi durdurma kararına da değinerek, şunları kaydetti:
      
    “Toplantının ertelenmesinden sonra mahkemeye büyük saldırı yapıldı. Bu saldırıyı yapan da Sayın Başbakan olmuştur. Başbakan, 3 kişiden oluşan idare mahkemesi heyetinden birinin ismini açıkça zikrederek diğer iki hakimi tahkir etmiştir. Hukuki bilgileri yerin dibine batırmıştır. Böyle bir hakkı ve hukuku yoktur. Düşünce hak ve özgürlüğünden bahsederken, Anayasa'nın temel ilkesini başta Sayın Başbakan olmak üzere Başbakan gibi düşünen bazı siyasetçiler, bazı medya mensupları mahkemenin üzerine saldırmışlardır. Bir dava devam ederken asla müdahale edilmemesi gerektiği fikrini bir tarafa atmışlardır. Alınan karar ihtiyati tedbirdir. Asıl dava devam etmektedir.”
      
    "BAŞBAKAN'A SORUYORUM"

    Avukat Kemal Kerinçsiz, “iktidarın bir kanadının 'verdiğiniz karar yanlıştır' diye hakimlerin üzerine gittiğini” iddia ederek,  ”Başbakan'a soruyorum. Açıklamalarınızdan sonra mahkemenin tesir altında kalmaması mümkün mü? Dava devam ediyor. Hakimler nasıl karar verecek? Bundan sonra çıkan kararın, Başbakan'ın baskısı altında çıktığı inancında olacağız. Böyle bir hukuk ihlalini kabul edemeyiz” diye konuştu.
      
    Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararını 19 Eylül Pazartesi günü aldığını ve APS yoluyla düzenleyici üniversitelere gönderdiğini dile getiren Kerinçsiz, kararın infazı için dün noter vasıtasıyla tebligat yaptırdıklarını hatırlattı.
      
    Kerinçsiz, tebligatlarından önce kararın üniversitelere gittiğini, ancak herhangi bir gelişme olmadığı için kendilerinin kararı yeniden üniversitelere, İstanbul Valiliği'ne, Emniyet Müdürlüğü'ne, Sarıyer ve Beşiktaş ilçe emniyet müdürlüklerine tebliğ ettirdiklerini kaydetti.

    Kemal Kerinçsiz, “İşin gerçeği bu konferansın amacı Sevr'in yeniden hortlatılmasıdır. Ülkenin kaosa sürüklenmesi ve parçalanmasının sağlanmasıdır. Ermenistan ve Kürdistan'ın oluşumunun sağlanmasıdır” dedi.
      
    “527 BİN TÜRK ERMENİ ÇETELERİNCE KATLEDİLDİ”
         
    Milli Güç Platformu Başkanı Kerinçsiz, Türk milletinin tarihinin dünyanın en şerefli ve en temiz tarihi olduğunu vurgulayarak, Türk milletinin hesabını veremeyeceği, utanacağı hiçbir davranışı olmadığını, buna Ermenilerin 1915'te güvenlik nedeniyle göç ettirilmelerinin de dahil bulunduğunu söyledi.
      
    Osmanlı'nın Ermeni tehciri kararında haklı olduğunu ifade eden Kerinçsiz, Türkiye'nin bu konudaki arşivlerini açtığını, arşivlere göre de Ermeni çeteleri tarafından katledilen Türklerin sayısının 527 bin olduğunu anlattı.
      
    Kerinçsiz, “Boğaziçi Üniversitesi'nin 'gerçek dışı Ermeni tezlerini sunmak amacıyla bu konferansı düzenlediğini, bu üniversitenin bir devlet üniversitesi olduğunu” kaydederek, “Ancak bu üniversitenin en önemli özelliği, 'Ben İstanbul'u bu tepeden fethedeceğim' diyen Amerikalı misyoner Hamlin tarafından Robert Kolej namıyla kurulan bir misyoner ve ajan okulunun devamı olmasıdır” diye konuştu.
      
    Türk milletinin hoşgörülü ve sabırlı olduğunu, ancak sabrının da bir sınırı bulunduğuna işaret eden Kerinçsiz, gün gelip sabrın taşabileceğini sözlerine ekledi. 

    KEMAL KERİNÇSİZ: BİZE ’PROVOKATÖR’ DİYENLERİ KINIYORUZ

    Ermeni Konferansı’nın yürütmesini durduran avukatlar grubundan Kemal Kerinçsiz, AB Komisyonu’nun kendilerine "provokatör" demesini üzüntüyle karşıladıklarını belirterek, "Üyelerimiz arasında 35-40 yıllık avukatlık yapan var, yüzlerce avukatın oluşturduğu bir grubuz, bize provokatör diyenleri kınıyoruz" dedi.

    Kerinçsiz, konferansı durdurmalarına yönelik iç ve dış tepkilere ilişkin soruları yanıtlarken, AB sürecini baltalamakla suçlandıklarını bildirdi. Provokasyon yapmadıklarını, hukukun gereğinin yerine gelmesini sağladıklarını belirten Kerinçsiz, "Hukukçular Birliği’ne üye 600-700 avukat var. Bu üyelerimiz içinde 35-40 yıldır avukatlık yapan deneyimli hukukçular bulunuyor. Başvurumuz düşüncesizce yapılmış başvuru değildir, hukukun gereğinin ortaya çıkması için idare mahkemesine başvurduk, bize provokatör diyenleri de biz kınıyoruz" diye konuştu.

    ESKİ KONFERANS BİTTİ
     
    Kerinçsiz, üniversitelerin, hakkında durdurma kararı alınan "eski" Ermeni konferansını artık düzenleyemeyeceklerini, itiraz etmedikleri ve itirazları kabul edilmediği halde, eski konferans düzenlenirse "suç" işlenmiş olacağını kaydetti.

    Üniversitelerin, düzenleyeceklerse yeni bir formatta Ermeni konferansı düzenlemeleri gerektiğini belirten Kerinçsiz, üniversitelerin yedi günlük itiraz süreleri bulunduğunu bildirdi.

    "DÜNÜ UNUTMADIK"

    Bu arada platform üyeleri, üzerinde “Dünü unutmadık” yazısı ile Ermenilerin Türklere yaptıkları katliamlara ilişkin fotoğrafların yer aldığı panoyu üniversitenin kapısının önüne bıraktılar.
      
    Platformun protestosuna, Milliyetçi İşadamları Derneği, Kıbrıs Türk Dernekleri, Hukukçular Birliği, Balkan Türkleri dernekleri ve MHP üyeleri ile Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi Sözcüsü Sevgi Erenerol da katıldı.
      
    Öte yandan Kültür ve Töre Derneği üyeleri, üniversitenin kuzey kampusü önündeki yolun karşısındaki duvara da, üzerinde “Hocalı katliamını unutmadık”, “Ermeni çetelerin katlettiği Türk diplomatları unutmayalım” yazılı pankartlar ile Ermenilerin katlettiği Türklerin fotoğraflarını astılar.
      
    Dernek Başkanı emekli Kurmay Albay Necati Çankaya da Ermenilerin gerçekleştirdikleri katliamları anlattı.
      
    Çankaya, tek yanlı konferans düzenlenmesine izin veremeyeceklerini ve ülkeye sahip çıktıklarını söyledi. 
      
    BEDRİ BAYKAM: KONFERANSIN YAPILMAMASINI TERCİH ETTİK
      
    BÜ önünde “Yurtsever Hareket” adına basın açıklaması yapan sanatçı Bedri Baykam da, “konferansın son derece yanlı, antidemokratik ve dünya kamuoyunu yanıltıcı bir anlayışla düzenlendiğini” savunarak, “toplantının yapılmamasını tercih ettiklerini” söyledi.
      
    Baykam, şunları kaydetti:
      
    “Ancak demokratik bir ülkede önyargılı, bilimsel ve demokratik nesnellikten uzak böyle bir toplantının düzenlenme özgürlüğü olduğunu, üzüntüyle de olsa kabul ediyoruz. Bu nedenle, izleyicilerinin bile seçilerek çağrıldığı ve çoğunlukla soykırım tezini savunan konuşmacıların yer aldığı, tartışmaya açık olmayan, karşıt görüşlere kapalı toplantıyı protesto ediyoruz.”

    TÜRKİYE EMEKLİ SUBAYLAR DERNEĞİ'NDEN KONFERANSIN DURDURULMASINA DESTEK

    Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) üyeleri, Dolmabahçe Sarayı açıklarında Atatürk'e saygı duruşunda bulundu.
      
    İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma kararı verdiği konferansa katılmak isteyen, ancak bu talepleri konferansın düzenleyicileri tarafından daha önce reddedilen Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) üyeleri, Dolmabahçe Sarayı açıklarında Atatürk'e saygı duruşunda bulundu.

    Atatürk'e saygı amacıyla Beşiktaş'a giden “Moda” adlı yolcu vapuruna binen grup, Dolmabahçe Sarayı önlerine gelindiğinde Türk bayrakları ile saygı duruşunda bulundu. Bu sırada Türk bayraklarını gören Dolmabahçe Sarayı önündeki nöbetçi askerlerin de selam durduğu görüldü.
      
    Beşiktaş'a gelen vapurdan inen grup adına açıklama yapan TESUD Genel Başkanı emekli Tümgeneral Rıza Küçükoğlu, vapurda saygı duruşu ile 1938 yılının 29 Ekim'inde Kuleli Askeri Lisesi öğrencilerinin Ata'ya vedasını ve o heyecanı yeniden yaşadıklarını söyledi. 
      
    “HUKUK TOPLANTIYI UYGUN GÖRMEDİ”
      
    İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin konferansla ilgili verdiği yürütmeyi durdurma kararına ilişkin “Bizim geldiğimiz sınıf yani Silahlı Kuvvetler, her zaman hukukun verdiği karara saygı duyar. Biz bu karara saygı duymanın ötesine geçmeyelim” diyen Küçükoğlu, şunları kaydetti:
      
    “Aslında bu, gerçekten bir Ermeni konferansı idi. ABD'de adını 'soykırım üniversitesi' olarak koyan Zoryan Enstitüsü'nün, Ermeni ulusal enstitüsünün ve çeşitli yabancı üniversitelerin Ermeni organizasyonu ile yürüttüğü bir etkinlikti. Bu toplantıya biz katılacak ve demokratik olarak katkıda bulunacaktık. Ama hukuk bu toplantıyı uygun görmedi. Hukuka saygı gösteriyoruz.
      
    Bir ülke bir bütünse, güçlüyse, topraklarını güvene almışsa, kendi iç sorunlarını halletmişse saygındır, prestijlidir. Halbuki BÜ'de toplantı yapmak isteyenler, devletin üniversitesini rektörlerin bilgisi olmadan bir nevi Ermeni işgaline uğratacaklardı. Mahkeme kararıyla BÜ Ermeni işgalinden kurtulmuştur. Onun için toplumsal olarak biz, prestij ve saygı kazandığımıza inanıyoruz. En azından ulusal bütünlük ve beraberliğimizi hep birlikte koruduğumuza inanıyoruz. Unutmayalım ki Sayın Adalet Bakanı, bu toplantının ne anlama geldiğini mayıs ayında açıklamıştı.”
      
    Gruptakiler açıklamanın ardından dağıldılar.  

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı