Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erken teşhisi yakalayın kanserden korkmayın

Kanser kelimesi beraberinde bir sürü psikolojik tepkiyi de getiriyor. Oysa erken teşhis olanağı olan ‘meme kanseri’nden korkmak yersiz. Ama erken teşhis için de, 40 yaşından sonra senede bir kez mamografi çektirmek şart.

Dr. Can GÜRBÜZ

Genel Cerrah, Türkiye Meme Vakfı (MEVA) Başkanı

Meme kanseri kadınların en önemli sağlık sorunlarından biri. En sık görülen kanser çeşidi. Her yıl 1 milyon kadına meme kanseri teşhisi konuyor. Hastalığın bir özelliği ise meme kanseri görülme sıklığının her yıl artıyor olması. Bu oran yüzde 1 ile yüzde 5 arası olmak üzere ülkelere göre değişiklik gösteriyor. Hastalığın artışına rağmen ölüm artışı yok. Bunun başlıca sebebi son yıllarda toplumlarda meme kanseri bilincinin artması ve yapılan erken teşhis çalışmaları. Meme, süt üreten bir organ. İki işlevi var, biri yeni doğan bebek için, türün devamı için süt üretmek, diğeri ise yine türün devamı için, karşı cinse karşı olan cinsel özellik taşıyor. Meme, birçok süt bezinden oluşuyor ve bu süt üreten bezlerde üretilen süt, kanallar aracılığıyla meme başına taşınıyor. Memeyi oluşturan süt bezlerini ve üretilen sütü taşıyan kanalları döşeyen hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalmaları sonucu ise meme kanseri oluşuyor.

Tıp hálá tam olarak nedenini bilmiyor, önleyemiyor. Meme kanserlerinin yüzde 90’ı genetik neden içermiyor.

Kanseri önleyemiyoruz ama riskini azaltabiliriz. Zaten elimizde erken teşhis Bu da kadınların biraraya gelerek oluşturdukları güçle artırılabilir. Erken teşhis olanakları yaygınlaştırılmalı. 40 yaşını geçmiş her kadının yılda bir kez mamografi çektirmesi lazım. 40’tan önce ultrason çektirilebilir. 40 yaşından genç kadınların memesinde meme dokusu yoğun olduğu için kanseri göremeyebiliyorsunuz, ultrason daha iyi cevap verir.

Meme kanserlerinin risk faktörleri nelerdir?

Türkiye’de en önemli meme kanseri risk faktörlerinin başında ileri yaşlarda alınan kilolar geliyor. Menopoz sonrası kadın vücudunun en önemli östrojen kaynağı olan yumurtalıklar işlevini yitiriyor ve vücutta östrojen hormonu seviyesi düşüyor. Fakat büyük oranda deri altında bulunan yağ dokuları, östrojen hormonu üretmeyi sürdürüyorlar. Bunun sonucu menopoz sonrası kilolu kadınlarda östrojen seviyesi aynı dışarıdan hormon almaya benzer şekilde yüksek kalıyor. Kadın vücudunun östrojen hormonuna maruz kalma süresi arttıkça, meme kanseri riski artıyor.

Egzersiz yapılması meme kanseri riskini azaltır. İlk canlı doğumun geç yaşlarda yapılması da meme kanseri riskini artırıyor. Alkol ve sigara kullanılması da meme kanseri riskini artırıyor. Buna karşılık haftada birkaç kadeh kırmızı şarap ise meme kanseri riskini azaltıyor. Düzenli alkol kullanan kadınların bir B vitamini olan folat zengin diyetle beslenmeleri öneriliyor. Bu sayede meme kanseri risklerini, alkol kullanmayan ve folat fakir beslenen kadınların seviyesine indirebiliyorlar.

Folat, ıspanak, pazı, marul benzeri yeşil yapraklı sebzeler, limon, portakal suyu gibi narenciye, kuru fasulye, kuru bezelye gibi baklagillerde bol miktarda bulunuyor. Balık, beyaz et çok yararlı. Son yıllarda meme kanserinin artma nedenlerinden biri de teknolojilerin getirdiği bozulmalar, hazır gıdalar. Zeytinyağı tüketmeli, hayvansal yağlardan uzak durmalılar. Her şeyi doğal almalılar. Örneğin Japonya’da meme kanseri görülme sıklığı çok az. Çünkü soya ağırlıklı besleniyor, balık çok tüketiyorlar.

Menopoz sonrası kullanılan hormon tedavisinde meme kanseri riski var mıdır?

Menopoz sonrası hormon kullanılması ile meme kanseri vakalarında yüzde 26 artış görüldüğü yazıldı gazetelerde. Oysa, bahsi geçen çalışmada hormon alan 10 bin kadın grubunda, hormon almayan 10 bin kadına göre 8 tane daha fazla meme kanseri olgusu görülmüş. 10 bin kadın arasında 8 tane kadının daha fazla meme kanserine yakalanması elbette önemli; ama hormon kullanmayan 10 bin kadının da 45 tanesi meme kanserine yakalanıyor. Bundan hiç bahsedilmemiş.

Gelin bunu diğer risk faktörleri ile kıyaslayalım; günde 2 kadeh alkol alınması meme kanseri riskini yüzde 40 artıyor, sigara içmese bile pasif içici olan bir kadının meme kanseri riski yüzde 100 artıyor, 12 yaşından erken adet görmeye başlamak, 14 yaşından sonra adet görmeye başlamaya göre meme kanseri riskini yüzde 20 artırıyor. İlk çocuğunu 30 yaşından sonra doğurmak, 20 yaşından önce doğurmaya göre meme kanseri riskini yüzde 100 artırıyor.

Hangi kadın bu risklerden bir veya birkaçını taşımıyor? Hormon kullanılması da bu risklerden sadece birisi. Menopoz sonrası hormon kullanan kadınların yüzde 20 daha uzun yaşadıkları da bilimsel olarak ispatlanmış bir konu. Hormon kullanan kadınlar daha bilinçli bir grubu oluşturdukları için düzenli meme kontrollerini yaptırıyor, yıllık mamografilerini çektiriyorlar ve meme kanseri gelişse bile erkenden teşhis konuyor ve hormon almayan kadınlardan çok daha uzun yaşıyorlar.

Meme kanserine yakalanan kadınların bu konudaki bilgi eksikliklerini gidermek amacıyla konunun uzmanları tarafından son derece yalın bir dille hazırlanan ve Doğan Ofset tarafından basılan ‘Kadınlar İçin Meme Sağlığı Bilgileri’ adlı kitap, vakıfta satışa sunuluyor.

Dr. Pamir Çetin

ARTAM

(Kadın Sağlığı ve Doğum Uzmanı)


Mamografi doğru okunmalı

Türkiye’de hangi radyoloğa sorsam, biz mamografi çekip, okuyoruz diyorlar. Bunu söyleyenlerin çoğunun sertifikasyonu bile yok. Amerika’daki kontroller insanı sıkacak kadar çoktur. Çünkü bir kanserli kütle mamografide kaçırıldığı zaman, radyoloji bölümü birbirine girer, geçen yıl kim görmedi bu kitleyi diye. Türkiye’de ise ‘Pardon’ derler sadece.

Oysa, mamografi çeken bölgelerin belirli standartı olması lazım. Her modern aleti dükkanına koyan ben mamografi çekiyorum diye ortaya çıkmasın. Bugün dünyada hiç birbirine bağlı olmayan ikinci bir radyoloğa kendi sonuçlarını kontrol ettiriyor merkezler. Ülkemizde eğer 640 milyona bile mamografi çeken yerler varsa, en azından işini doğru düzgün yapmalarını bekleriz, kimse alınmasın. Benim en çok sinirlendiğim laflar, ‘Burası Türkiye, böyle!’ denmesi. Bu açıdan Meme Vakfı’nı hem kesin ve doğru teşhisleri için kutluyorum, hem de uyguladıkları fiyat politikasını takdir ediyorum. İddia ediyorum ki, Türkiye’de okunan mamografilerin yüzde 60’ı yanlış okunuyor. Kadın sağlığı ve menopoz üzerine verdiğim konferanslarda meme hastalıklarının, menopoz döneminden sonraki kadınlarda daha sık görülmeye başlandığını görüyorum. Dünyada, aile hikayesi kanser açısından çok kötü olan genç kızlar, 22- 25 yaşındayken genetik araştırma yaptırıyorlar. Ve sonuç pozitif çıkarsa her iki memelerini de aldırıp protez taktırıp, daha güzel bile oluyorlar. Elle muayenede 1 santimetre ya da 1,5 santimetrenin altında bir kitle bulmaya imkan yok. Ve bu kitleyi bulduğumuzda artık bu kitle yayılmış demektir. Çok şanslı olacaksınız ki, o yayılmasın.

Bu nedenle erken teşhis için 35’i geçtikten sonra ilk mamografiyi yaptırmak lazım. 40’tan sonra ise her sene bir kez yaptırmak lazım. Erken yakalanınca tedavi olasılığı çok yüksek. Böylece bu insanların normal ve kaliteli bir hayat sürmelerini sağlayabiliyoruz. Tıptaki tüm ilerlemeler erken teşhis sayesindedir, unutulmasın.

Kadın sadece göğüs değil

Bu yazıya yorum yapmak aslında biraz fazla gelecek... Kadın olmanın öyle farklı ve değişken özellikleri vardır ki bunlardan bir tanesi olan fiziki görüntü hiçbir zaman diğer özellikleri yok etmemeli bana kalırsa... Allah kadını yaratırken, onu sadece göğüsten oluşturmadı. Dolayısıyla kendimizi sevmek ve yok olan şeylerimizle değil varolan şeylerimizle mutlu olmayı bilmek en büyük olgunluk ve mutluluktur.

YARIN :Meme kanserine yakalanan kadınlar anlatıyor...

Türkiye Meme Vakfı: Tel: 0212.361 71 31 www.memekanseri.org
cgurbuz@doruk.net.tr
X