Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erken öten horoza ne oldu

Geçen hafta İshak Alaton'dan uzun bir makaleye iliştirilmiş kısa ama fazlasıyla anlamlı bir mektup aldım.

Şöyle başlıyor: "Sevgili Kardeşim, bu yaşıma geldim, nihayet anlamaya başladım. Ben dünyaya erken gelmişim. Hep erken öten horoz olmuşum! Allah'tan, bugüne kadar sağ kalabilmişim..."

Alaton geçen hafta salı günü Referans'ın manşetine taşıdığımız "Devrimci DİSK'in 30 yıllık evrimi" haberinden çok etkilenmiş.
Etkilenmemek mümkün mü?
 
1979'da Türkiye'nin içinde bulunduğu kriz ortamından TÜSİAD'ı, yani sanayicileri sorumlu tutan ilanlar veren Tekstil İşçileri Sendikası, geçen hafta gazetelere verdiği ilanla "patronlara" sahip çıktı.

Biz de 30 yıllık iki ilan arasındaki değişime dikkat çeken bir haber hazırladık.

Ben şahsen bu iki ilan arasındaki zihniyet devrimi niteliğindeki farka dikkat çektim.

İşte bu haber ve yazı İshak Bey'i çok etkilemiş.

Meğer 1990 yılında bir konferansta, sosyalist bir arkadaşını ikna edebilmek için ısrarla "emek ile sermayenin el ele yürüyebileceğini" anlatmaya çalışmış.

Sonra oturmuş o konuşmayı kaleme almış.

İshak Bey'in o yazısı dün Referans'ta yayımlandı.

Sizden ricam, dün Jale Özgentürk'ün Tekstil İş Sendikası Başkanı Rıdvan Budak'la yaptığı röportajla Alaton'un yazısını birlikte okumanız.
 
Referans'ın manşetinden sonra Budak ziyaretime geldi.

Hiç komplekse kapılmadan "Evet değiştik, çünkü biz artık 'soğuk savaş' dönemi sendikacısı değiliz" dedi.

Karşıtlıklar üzerinden iş-siyaset-sendikacılık yapma döneminin sona erdiğini belirtti.

"İş dünyası ve sendikacılar değişti ama Türkiye'de siyaset hâlâ 'soğuk savaş' döneminden kalma kutuplaşma üzerinden yürütülüyor" demeyi de ihmal etmedi.

Hatta işverenlere sahip çıktıkları ilanın toplumda kabul görmesini, DİSK'in 30 yıllık değişiminin başarısı olarak lanse etti.

Meğer marjinal gruplar dışında her kesimden çok büyük destek almış.
 
Artık ne sol eski sol ne de sermaye eski sermaye.

Baksanıza Erdemir'de çalışanlar işten çıkarmaların önüne geçmek için işverenle "16 aylık karşılıklı fedakârlık üzerine kurulu" bir anlaşmaya imza attılar.

1500 kişinin işten çıkarılmaması için 8000 bin civarında çalışan maaşlarında yüzde 35'lik indirimi kabul etti. Hem de bu işlem sendika ve işveren el ele vererek gerçekleşti.

Küresel kriz, küreselleşmenin tüm tahrip edici etkilerine rağmen emekle sermayeyi bugüne kadar hiç olmadığı kadar yakınlaştırdı.

DİSK Başkanı Süleyman Çelebi ve Budak bu zihinsel devrimin Türkiye'deki en canlı örnekleri.
 
"Global ekonomik kriz hepimizin aynı gemide olduğunu çok net gösterdi. Bugünün sorunlarını çözmek için emek ve sermayenin mutlaka el ele vermesi gerekir."

Budak bana bunları anlatmadan önce ben bilgisayarımda İshak Bey'den aldığım dokunaklı mektubu okuyordum.

Tam 19 yıl önce kaleme alınmış "Emek ile sermaye el ele."

İshak Bey haklı gerçekten de hep "erken öten horoz" oldu.

"Erken öten horozun başı kesilir" atasözüne rağmen o hep doğru bildiği yoldan gitti.

Fransızların deyimiyle iş dünyasında hep "avant-garde" yani öncü oldu.

Kimi zaman çok ağır bedeller ödedi.

Fakat öncülük ettiği "emek sermaye el ele" anlayışı 19 yıl sonra da olsa hayat buldu.

X