Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erken bir bayram yazısı

<B>İNSAN </B>bazı dönemlerinde, daha önce üzerinde hassasiyetle durduğu konuların, bizzat kendi zihninde <B>boşluğa</B> düştüğüne şahit oluyor. Önemle sağlık konularının nüksettiği dönemlerde insana, <B>önemli</B> bir sürü mesele <B>önemsiz, önemsiz</B> bir sürü mesele de <B>önemli</B> gözükmeye başlıyor.

Ben de 6 ay içinde aynı konuda iki ameliyatı üst üste geçirince; üstüne üstlük bir kırık ve hafif topal ayağı ve dahi narkoz etkisiyle şimdilik -inşallah!- tutmayan bir sol el bileğini ameliyatın yanında promosyon olarak kabullenince, bayramı erken kutlamaya karar verdim.

Artık siz, ister her gün bayram kutlamaya karar verdiğimi, ister bayram haftasına girdiğimi düşünün; beni bugünlerde olduğum gibi kabul edin.

* * *

Kafayı özellikle üç konuya takmamaya çalışıyorum. Bu üç konu:

1) Nasıl oluyor da Efsane son üç maçtır hep aynı skorla ‘‘2-1 yeniliyor’’? Geri dönen Efsane tekrar çıktığı yere mi kaçtı, yoksa zaten gelen o değil miydi?

2) Osman Durmuş nasıl bir insan? O mu çok saçma, yoksa onunla uğraşanlar mı? Daha evvel rastlamadığımız bir insan türü ile karşılaşınca biz mi onu garip, o mu bizi acayip buluyor?

3) Afganistan üzerine ahkám kesen cari ve emekli paşalar, öğretim üyeleri; ezcümle ekranları dolduran stratejistler şimdi nerelere kayboldu? Onların millete neden öngörülerinin yanlış çıktığı konusunda bir açıklama yapma mecburiyetleri yok mudur?

* * *

Artık ben; a) hakemlerin Efsane'nin hakkını planlayarak ve taammüden yediklerini, b) cümle gazetecilerin kendileri bakan olamadıkları için koskoca bakanı kıskandıklarını, c) büyüklerimizin ‘‘bir bildikleri’’ kadar ‘‘bir bilmedikleri’’ de olduğunu düşünüyor ve rahatlıyorum.

Önemli olan dirlik ve düzenliğin bozulmamasıdır!

* * *

Öte yanda bayram haftasında, zihnimden halen atamadığım narkozun son damlalarının sarhoşluk veren etkisiyle şu konulara büyük heyecan duyuyorum:

1) Mehmet Ali Erbil'in iftar sonrası hazmı kolaylaştıran Çarkıfelek programına çıkan hanımların aynı anda hem çok çekici, hem de konuşma özürlü olması bir tercih midir, yoksa işvet ile cenneti bir araya getirmeyen kaderin bir cilvesi midir?

2) Reklam filminde Tarkan, kafasına kovboy şapkasını geçirdikten sonra, özgür kıza ne yapacak? a) Şapkayı bu sefer kızın kafasına geçirecek, b) hayır, kız eski sevgilisine asla ihanet etmeyecek, şapkanın kafasına geçmesine müsaade etmeyecek, c) tüm ısrarlara rağmen RTÜK'ten korkan Tarkan kıza vantuz çekmeyecek.

3) Yine bir reklam filminde, bir dizel yağını tanıtmak için, - 25 derece soğukta otobüsün üstünde bağrını açan şoför amca neden böyle yapıyor?

* * *

Ben yine; a) Mehmet Ali Erbil'in güzel hanımların hakkını planlayarak ve taammüden yediğini, b) bir gazeteci olarak, Tarkan'ın tırnağı dahi olamadığım için koskoca Tarkan'ı kıskandığımı, c) şoför amcanın da her halükárda beni aşan ‘‘bir bildiği’’ veya ‘‘bir bilmediği’’ olduğunu düşünüyorum.

* * *

Bir bayram öncesi çay bardağına konan çay demi kıvamında narkoz; her yolun Roma'ya çıkması gibi adama, her türden sorunun aynı kalıp cevabı olduğunu düşündürüyor.

Kalıplı düşünmek, adamın kalıbına uymasa da hayatı kolaylaştırıyor.
X