Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erkekte kronik, yer yer ölümcül boşanamama sendromu

Türk erkeği bir türlü boşanamıyor. Devlet boşuyor, karısı boşuyor ama adam bir türlü mülkiyet hakkından vazgeçmiyor.

- Ankara Keçiören’de boşandığı karısını bıçaklayarak öldüren koca gözaltına alındı.
-  Erkan Y., Çanakkale’nin Bayramiç İlçesi’nde, boşandığı eşi Merve Altan’ın evini basarak genç kadının babasıyla annesini av tüfeğiyle öldürdükten sonra, eski eşini kaçırdı.
-  Adana’da eski eşinin yeniden evlendiğini öğrenen Yusuf K., üç çocuğuyla yaşadığı evi yaktı.
-  Şanlıurfa’da, boşandığı eşi tarafından işe giderken sokakta bıçaklanan Zuhal İbşanoğlu öldü.
 -  Adana’da Bekir Sıraç, ayrıldığı sevgilisini zorla öpmeye çalıştı. Başarılı olamayınca tekma tokat dövdü.
-  İzmir’de V.O şiddet nedeniyle boşandığı eşi Dilek. K’nın üzerine kıskançlık nedeniyle kızgın yağ döktü.
Örnekleri çoğaltmak mesele değil. Var böyle bir sorunumuz; Türk erkeği bir türlü boşanamıyor. Devlet boşuyor, karısı boşuyor ama adam bir türlü mülkiyet hakkından vazgeçmiyor. Bir tür Yunan Adaları sendromu, verin gazı bir koşu gider hepsini geri alırız. Artık bizim olmadığını idrak edemiyoruz bir türlü. Boşanma sonrası mülkiyet sorunu her zaman yukarıda olduğu gibi kanlı örneklerle çıkmıyor karşımıza elbette. Bakınız en son Cem Özer suretinde karşılaştık boşanamayan erkekle.
Eski eşi Nurgül Yeşilçay’ın erkek arkadaşıyla sokak ortasında tartışma yaşadığı haberleri üzerine uluorta dahil oldu konuya. Son durumda kendisinin yatıştırılması, Yeşilçay’ın tartaklanmasından daha önemli hale geldi hatta. Bir hışım televizyon programlarına katıldı, ‘zibidi’ olarak andığı sevgiliye ayar, gazetelere röportaj verildi, Nurgül’ün kulağı çekildi.
“Talimat verdim, bu konu hakkında konuşmayacak. Telefonlarını da kapattırdım. Ne karada ne havada, kendisi şu anda denizin ortasında kafasını dinliyor” demeçleri hönkürüldü.
Ama durun, hepsinin bir açıklaması var: Çiftin ortak çocuğu bulunması. Bu elbette geçerli bir sebep olabilir. Bir baba, çocuğunun fiziksel veya ruhsal bakımdan zarar görme ihtimali karşısında müdahale gereği duyabilir. Fakat Cem Özer’in yaptığı bu değil. O tıpkı erkek kediler gibi egemenlik alanını işaretliyor, kendisine tutulan ya da tutulmayan tüm mikrofonlara kocaman kocaman konuşarak.  Tüm ‘süje’ ve ‘zibidi’lere selam çakıyor. Nasıl isterdim Nurgül Yeşilçay denizin ortasında kafasını dinlemek yerine eski kocasına, “Sana ne be adam” desin.

X