Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erkekleşen kadın problemi toplumda huzur bırakmadı

Gün geçmiyor ki, erkekleşen kadın hayatın bir alanında etkisini hissettirmesin. Evlilikler onun yüzünden bitiyor, ailede huzur kalmıyor, ağız tadıyla aşk yaşanamıyor, olimpiyatlarda göz zevki bozuluyor. Erkek türü kastrasyon ve nihayetinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Erkekleşen kadını bekleyen acı sonsa kellik!

İki hafta evvel, hakim ve savcıların internet sitesi adalet.org’da bir erkek avukatın yazdığı makele ortalığı karıştırmıştı.
Adını öğrenemediğimiz zat, erkekleşen kadının evlilikte müşterek hayatı çekilmez hale getirdiğini savunuyordu. Hatta yazının başlığı ‘Evlilik Neden Biter?’ idi.
Üstelik sayın avukatın tezine göre bir kadının erkekleşmesi an meselesiydi. Para kazanmak, kendi ayakları üzerinde durmak isteyen her kadın bir sabah uyandığında kendini erkeksileşmiş bulabilirdi.
Zira, kadınların iş hayatında etkin ve aktif şekilde yer almaları, onların östrojen hormonlarının azalmasına ve testosteron hormonlarının artarak kadınsı davranışlardan uzaklaşmasına yol açıyordu. Bu kadınlar tereddüt etmeden eşinin karşısına dikiliyor, rahatlıkla onu beceriksiz görüp aşağılayabiliyordu.
Beyefendinin endokrinoloji dalındaki ihtisas derecesini bilemiyoruz. Ancak bu sayıklamanın münferit olduğunu sanmayınız. Çünkü siteye, özellikle erkek aile hakimlerinden, kendisinin görüşlerine katılan çok sayıda yorum geldi.
Daha iki gün önce de olimpiyatlarda sporcu kadınların erkekleşmesinden dem vuruldu. Bu kez şikayet eden bir erkek gazeteciydi ve tüm kadınları da şikayetçi olmaya davet ediyordu. Yüksel Aytuğ, Sabah gazetesindeki köşesinden, “Ben kadın derneklerinin yerinde olsam, olimpiyat oyunlarını şiddetle protesto ederdim. Havuzdaki hanımların, kadınlıkla ilgisi kalmamış gibi. Kocaman omuzlar, küçücük kalçalar ve tahta gibi dümdüz göğüsler... Kadınlığın, analığın, bereketin simgesi olan göğüsler, hızı engelleyen birer ‘safra’ olarak görülmüş olmalı ki, çocukluktan bu yana adeta budanmış. Bazı kadın ciritçileri, güllecileri, güreşçileri, haltercileri, boksörleri saymıyorum bile... Onların görüntüleri hepten içler acısı... Kadın zarafetini ve naifliğini, olimpiyat eliyle yok edeceğiz...” diyordu.

BÜTÜN TOPLUM HAK SAHİBİ

Sanırsınız kadın dediğimiz ‘mamül’ iri memeli, dolgun kalçalı, uzun ince bacaklı, Bedri Koraman karikatürlerindeki gibi tek tip üretilen bir kamu malı. Tercihleri üzerinde tüm toplum hak iddia edebilir. Bir kadın seks sembolü olmak yerine sporcu olmayı seçerse kamu huzurunu örnekte görüldüğü gibi bozabilir. Bir hedefe, ideale kendini adamak ve bunun getirdiği sonuçları kabullenmek (annelik ve iyi bir eş olmak dışında) erkeklere özgü bir haslettir.
Tabii hiçbir suç cezasız kalmaz. Kadınlar da bu yaptıklarının ceremesini çekecekler. Nasıl mı? Erkekler gibi kelleşerek!
Bu da bir sağlık haberi... Bir saç terapi merkezi uzmanı söylüyor: Gerek iş gerekse evlilik yaşamında üstlendiği sorumluluklar kadını maskülen hale getirirken, stresin tetiklediği ‘testosteron’ hormonu da kadına saç kaybettiriyor!
Kaçıııınnnn, kadınlar erkekleşiyor.

X