"Mesude Erşan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mesude Erşan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mesude Erşan

Erkekler ve Doğu Anadolular daha büyük risk altında

Türkiye genelinde yapılan bir araştırma bağırsak ve rektum kanserine kırmızı et tüketiminin yüksek olduğu Doğu Anadolu’da ve erkeklerde daha sık rastlandığını ortaya koydu.

Türkiye’de 7 bölgeden, 21 merkeze başvuran 968 kolon (kalın bağırsak)-rektum (kalın bağırsağın son 15 santimetrelik kısmı) kanseri vakasıyla, ‘kolon kanseri haritası’ çıkarıldı. Ülkenin ilk ve en büyük kolon kanseri kayıt çalışmasına göre, her iki kanser de erkeklerde daha çok görülüyor. Hastalar belirtileri ciddiye almıyor ve tedavi için geç başvuruyor.
Araştırma, bugün ABD’de başlayan Amerikan Klinik Onkoloji Derneği ASCO’nun Gastointestinal Kongresi’nde poster çalışması kabul edildi ve sunuldu. Çalışmayı İstanbul Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Faruk Aykan ve Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Gökhan Demir koordine etti. Merkezlerin medikal onkoloji polikliniklerine başvuran yeni kolon-rektum hastalarıyla gerçekleştirilen araştırmada; hastaların sigara, alkol, beslenme alışkanları, yaşam koşulları, yandaş hastalıkları ve aile öyküsüne bakıldı.

ALKOLÜN ETKİSİ BULUNAMADI

Araştırmaya göre, kolon-rektum kanseri vakalarının yüzde 61’i erkek, yüzde 39’uysa kadın. Bu veri hekimleri şaşırttı. Çünkü literatür bilgilerine göre, kolon kanseri kadınlarda (5 erkeğe karşılık 6 kadın), rektum kanseriyse erkeklerde (5 erkeğe karşılık 4 kadın) daha sık görülüyor. Erkeklerin aleyhine olan bu durumun sigaradan kaynaklanıyor olabileceği tahmin ediliyor. Tüm Türkiye’de kolon kanseri rektumdan daha fazla. Vakaların yüzde 68’i kolon, yüzde 32’siyse rektum kanseri. Bu dünya literatürüyle uyumlu. Ancak bölgelere göre bakıldığında sürprizler var. Örneğin Karadeniz bölgesinde her iki kanser eşit sıklıkta (yüzde 50-yüzde 50) görülürken, Doğu Anadolu’da rektum kanseri yüzde 55, kolonsa yüzde 45 oranında. Prof. Dr. Faruk Aykan, “Kesin bir yargı için erken, ileri araştırmalara ihtiyaç var” diyor.
Beslenme tarzının kolon-rektum kanseriyle yakından ilgisi var. Araştırmada genel olarak kabul edilen risk faktörü kırmızı et tüketimi, Doğu Anadolu bölgesinde anlamlı olarak yüksek. Tüm bölgelerde alkol, sebze ve meyve tüketimi açısından bir fark bulunamadı. Rektum kanseri grubunda sigara içenlerin oranı biraz daha fazla.

DİYABET HÜCRELERİ TETİKLİYOR

Kalın bağırsak kanseri vakalarında yüzde 29’la hipertansiyon, yüzde 15’la diyabet en sık görülen yandaş hastalıklar. Ayrıca hem kolon hem de rektum kanseri vakalarında vücut kitle indeksi (vakalar ortalama 4 kilo vererek başvursalar bile) üst sınırın üstündeydi. Prof. Dr. Gökhan Demir, “Diyabet başlı başına kanser riski. Çünkü diyabette etkili birtakım hormon ve moleküller, kanser hücrelerini uyarıyor” diyor.

DOKTORA GEÇ GİDİLİYOR

Hastaların yüzde 46’sı, hastalık belirtileri baş gösterdikten sonra doktora başvurmak için dört aydan fazla bekledi. Vakaların yüzde 15’nin bekleme süresiyse bir yıl. Her üç hastadan biri (yüzde 32) başvurduğunda kanser artık evre 4 denen, metastas yapmış dönemde. Prof. Dr. Demir, “Kolon kanseri ciddi bir sağlık sorunu haline geldi. Dışkılama alışkanlığında değişiklik, karında şişkinlik ve ağrı, büyük abdestten kan gelmesi gibi belirtiler hemoroid, beslenme ve strese bağlanıyor, doktorlara başvurulmuyor. Halbuki bunlar kolon bağırsak kanseri habercisi olabilir. Maalesef hastaların üçte birini ameliyat edilemeyecek, geç dönemde yakalıyoruz. Halbuki erken tanıda tamamen iyileşmek mümkün. Türkiye’de kolonoskopi gibi kanser tarama programları maalesef yeterince yaygın değil” diyor.
Prof. Dr. Aykan da, “Tarama amaçlı ilk kolonoskopi 50 yaşında çekilmeli. 10 yıl arayla tekrarlanmalı. Her yıl da dışkıda gizli kan testi yapılmalı. Ailede kolon kanseri vakası varsa, diğerleri hastalığın çıktığı yaştan 10 yıl erken kolonoskopi çektirmeli. Kanserin en sık görüldüğü rektum ve sigmoid bölgesine de beş yılda bir bakılmalı. Kolonda polip saplanmışsa bunların takip edilmesiyle, hastalığın ortaya çıkışını durdurmak mümkün” diyor.

HAP KAMERAYLA KOLONOSKOPİ

Kolon kanseri taramasında kolonoskopi altın standart. Ama hem her sağlık kurumunda yapılamadığı için hem de uygulama biçimi nedeniyle gerektiği sıklıkta yapılmıyor, yüzde 0.5-1’de kalıyor. Teknoloji yıllardır kolonoskopinin yerini alacak, daha kolay yöntemler peşinde. Kapsül kolonoskopi de bu düşüncenin eseri. Kapsüllerin ilk jenerasyonları beklenen sonuçları vermedi. Yeni modelleri geliştirildi. ABD’de geliştirilen ve FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu) onayı alan ikinci jenerasyonsa sadece 2.9 gram ağırlığında, 31.5 mm boyunda. Kapsülün iki ucuna birer kamera yerleştirildi. Üstünde toplam 8 LED ışık var. Bu LED’ler, yüksek netlikte görüntü elde edilmesini sağlıyor.
Her bir kamera 172 derecelik görüntü açısına sahip. Yani toplamda 344 derecelik alanı fotoğraflama yeteneği var. Hap içilmeden önce aynen kolonoskopi öncesinde olduğu gibi ilaçlarla bağırsaklar boşaltılıyor. 10 saat yolculuktan sonra vücudu terk ettiğinde (bu arada hastanın yemek yemesi serbest) geride hastanın beline takılı kayıt cihazında, kolondan 144 bin karelik görüntü kalıyor.
Yeditepe Tıp Fakültesi Gastroenteroolji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cengiz Pata, “Hasta kapsülü yuttuktan yaklaşık iki saat sonra kalın bağırsağa ulaşıyor. Bu yüzden iki saat sonra hastayı görüp, sistemi aktive ediyoruz. Ondan sonra da hastayı evine, işine gönderiyoruz. Kapsül bağırsakta yol alırken, çekimleri yapıyor. Hasta için çok konforlu bir yöntem, zorluğu doktorlara. Biz bilgisayarımızda görüntüleri tek tek tarayarak inceliyoruz. İlk çıkan kapsüllere göre görüntü kalitesi çok arttı. Mesela lezyonlarda yüzde 90’a yakın duyarlılık saptandı. Bu oran tarama testi için gayet iyi. Hiçbir sorunu olmayan, sağlıklı insanların taramasında büyük oranda kullanacağız. Ama bağırsaktaki poliplere müdahale gerekiyorsa, yine kolonoskopi esnasında tedavi edeceğiz. Teknolojinin yeni hedefi bu kapsüllerin ucuna kancalar takarak, biyopsi örneği alabilecek halde üretmek” diyor.


Serkan Çağrı (klarinet sanatçısı)
SAĞLIĞIM İÇİN
MUTLAKA YAPARIM: Güne erken başlar ve kahvaltı ederim.
ASLA YAPMAM: Yatmadan önce ve sahne almadan önce yemek
MUTLAKA YAPACAĞIM: Spor, ara tatiller ve check-up.

Tababet komada, hasta teyakkuzda
ŞİFA KÜTÜPHANESİ

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta son kitabı, Bir İki Üç TIP’ta sağlık sektörünün baş aktörlerini cesurca mercek altına alıyor. Sadece meslektaşlarına değil, ilaç firmalarına, siyasetçilere, herkese dokunduruyor. “Doğru bildiğimi yazmaya ve söylemeye devam edeceğim” diyor. Hayy Kitap, 9 lira.

UZUN LAFIN KISASI

YANLIŞ: Verem (tüberküloz) fakir ve varoş hastalığı. Benim başıma gelmez. Hastalık eskiden görülüyordu, şimdi kökü kazındı. Çocukların da aşılanmasına gerek yok.
DOĞRU: Verem sadece sosyo-ekonomik düzeyi düşük insan ve coğrafyaların hastalığı değil. New York dahil birçok metropolde sorun. Türkiye de muaf değil. Herkesin başına gelebilir. Siz hala aşıları mı tartışıyorsunuz?

X