Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erkekler çocuktur

Bu hafta bir haber vardı gazetelerde.

Yapılan bir araştırmaya göre erkekler 43 yaşına kadar çocukluktan kurtulamıyormuş.
Duygusal olgunluğa ancak 43 yaşında erişebiliyorlarmış.
Hayır efendim, katılmıyorum.
Erkekler hep çocuktur.
13’ünde de, 43’ünde de,
63’ünde de.
İster etrafa korku salan bir patron olsun, ister sokakta aslan kesilen bir erkek, hepsinin ama hepsinin yanında yaramaz bir çocuğa döndüğü kadın vardır.
Aynı araştırma, kadının 32 yaşında duygusal olgunluğa eriştiğini söylüyor.
Buna da katılmıyorum.
Kadın çok daha genç yaşından beri anaçtır.
Anaçlık nasıl kadının kodlarında varsa, belki de çocuk ruhlu olmak da erkeklerin kodlarında var.
Kadınla erkek her konuda taban tabana zıt zaten.
Belki de bu yüzden birbirlerini tamamlıyorlar, birbirlerine ihtiyaç duyuyorlar.
Bakın sadece şu bile anlatıyor aradaki farkı.
Erkek bluetooth gibidir:
Yanındayken bağlıdır, uzaklaşınca yeni aygıt arar.
Kadın wireless gibidir:
Hepsini görür, en güçlüsüne bağlanır.

Sosyal medya

Hepimiz için çok zor geçen iki haftayı geride bıraktık.
Sosyal medyanın da en yoğun kullanıldığı haftalardı bunlar.
Umarım bu süreçten hepimiz sosyal medyayı nasıl kullanacağımız yönünde dersler de çıkarırız.
İnsanlara hakaret eden, doğruluğu kesin olmayan yorumlar yazmaz, bunları paylaşmayız.
İyi niyetle çaba gösteren sanatçı arkadaşlarımın başına gelenlere bakıyorum.
Neredeyse sosyal medyada linç edilecekler.
Alay konusu oluyorlar.
İnsanların canını acıtmayı seviyoruz.
Sosyal medya bunun en acımasız yaşandığı yer oldu.
Umarım bu süreç her konuda daha insaflı olmayı öğretir bize. 

Eski bir komünistim!

Sol kültürün bütün Türkiye’yi etkisi altına aldığı 70’li yıllarda itiraf edeyim ben de bir komünisttim!
Gezi Parkı eylemcilerine şirin gözükmek için söylemiyorum bunu, gerçekten öyleydim!
Bizim zamanımızda okullarda çok daha güçlü bir eğitim verilirdi. 20 yaşında Sartre okudum ben.
70’li yıllarda da hep solcularla yan yana oldum.
Onların kültürüyle iç içe yaşadım.
Peki ben o kültürü yalayıp yuttuğum için mi komünist olmayı tercih ettim?
Hayır efendim.
Komünist olmamın çok başka bir sebebi vardı:Kendimden yaşça büyük bir adama aşık olmuştum.
Adam Frankofon ve komünistti.
Ben de bir an önce büyümek için onun okuduğu kitapları okumak derdindeydim.
Platonik bir aşktı benimkisi...
Haliyle komünistliğimin de platonik olduğunu söylememe gerek yoktur herhalde...

Çay bardağı deyip geçme

Geçenlerde hangi dizide gördüm hatırlamıyorum, kadın oyuncu kendine hiç yakışmayan şekilde tutuyordu çay bardağını.
Bira bardağı tutar gibi sarılmış çay bardağına.
Kadın değil sanki bir erkek gibi içiyor çayı.
Oynadığı role uysa neyse.
Oynadığı rol de hanımefendi bir kadın rolü.
Herhalde kadın oyuncu normal hayatta da öyle tuttuğu için çay bardağını, dizide de öyle tutuyor.
Oysa çay bardağı deyip geçmeyin.
Kadın her yerde kadın gibi olmalı.
Çay bardağını bile kadın gibi tutmalı.
Belki de ben hep böyle detaycı olduğum için sadece benim gözüme batıyor böyle şeyler...

Hayata pas ver

Denizli Emniyet Müdürlüğü’nün düzenlediği Hayata Pas Ver organizasyonu için cuma akşamı Denizli’deydim.
Emniyet Müdürü Zeki Bulut’un hayata geçirdiği bir sosyal sorumluluk projesi bu...
10-15 yaşlarında maddi ya da ailevi yönden sıkıntı içindeki çocukları sportif faaliyetlere yönlendirmek amacıyla çeşitli organizasyonlar düzenleniyor.
Böylece çocuklar suça itilmekten kurtuluyor. Birlikte sosyalleşerek topluma daha faydalı bireyler olmalarının yolları açılıyor.
Denizli Emniyet Müdürlüğü’nün uzun süredir yürüttüğü projeye destek olmak amacıyla ben de Denizli’ye gittim.
Böyle bir projeye bir nebze destek verebildiğim için çok mutlu oldum. Çocuklar ve gençlerin bu ülkenin geleceği olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu konuda çaba gösteren herkesi kutluyorum.

X