Erkek gözüyle iki kadını suçlamak

Hürriyet Haber
23.01.2012 - 11:09 | Son Güncelleme:

“KADIN hâkim için ayrımcılık şikâyeti” başlıklı haber, boşanma davasını kaybeden kocanın, davanın kadın hâkimini Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’na şikayet etmesini konu alıyordu. 29 Aralık 20011’de yayımlanan bu haberin spotunda A.K. adlı kocanın, kadın hakim Gülay Berkay’ı “ayrımcılık yaptığı” iddiasıyla HSYK’ya şikayet ettiği bilgisi veriliyordu.

Kadıköy 3. Aile Mahkemesi Hakimi Gülay Berkay, haberdeki suçlamaları yalanlayan bir metin gönderdi. Berkay’ın görüşleri özetle şöyle: “Her iki tarafın karşılıklı iddiaları ile temellendirdikleri delilleri toplanmış ve bu delillerden, her iki tarafın da güven sarsıcı davranışları nedeni ile kusurlu oldukları, ancak davacı kocanın davalı kadına uyguladığı sözel ve psikolojik şiddet nedeni ile kadına nazaran daha kusurlu olduğu kabul edilmiştir.


Esasen davacı koca eşini dövmüş, fiziksel şiddet uygulamış ve Kadıköy 1. Aile Mahkemesi’ndeki boşanma davasında tedbir kararı ile bir müddet evden ve kadının işyerinden uzaklaştırılmış; eşler ayrı yaşamışlar ve çocukları için yeniden bir araya geldikleri ve boşanma dosyası işlemsiz bırakıldığından, kocanın bu fiilinin kadın tarafından affedildiği kabul edilerek sonradan açılan bu boşanma davasındaki sebeplerin dışında bırakılmıştır.

Hal böyle iken daha ağır kusurlu kocanın beyanları ile yetinilerek, etraflıca araştırma ve soruşturma yapmadan, zarar verme kastı ile kişilik haklarım ihlal edilecek şekilde yayınlanması 5651 sayılı kanunun 9. maddesine aykırıdır.”

Aynı haberde suçlanan eski eşten de yanıt geldi. Güler Serpil Kervan adına avukatının gönderdiği metinde iddialar yalanlandı:

“Eş ve çocuklarına psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladığı ve bu yüzden ağır kusurlu olduğu tespit edilen Adnan Kervan’ın eşi Güler Serpil Kervan’a tazminat ödemesine hükmedilmiştir. Hal böyleyken davayı kaybeden Adnan Kervan’ın gerçekdışı beyanları araştırma ve incelemeye tabi tutulmadan haber diye verilmiştir. Müvekkil, hiçbir suretle kocasını aldatmamış, sadakatsizlik teşkil eden bir tutum ve davranışta da bulunmamıştır. İlişkisine karşı çıkan çocuklarını sokağa atma gibi bir davranışı da olmamıştır.”

Değerlendirme

Kuşkusuz bir erkeğin, kadın hakimi HSYK’ya şikayet etmesi haber. Ama haberde suçlanan iki kadının yanıtı da olmalıydı. Suçlanan kadınların görüşleri ya da en azından mahkeme kararından alıntılar, hem haberi bilgi yanlışlarından arındırır hem de davaya incinmiş bir erkeğin gözüyle bakılmasını önlerdi. Örneğin, aldatma ve çocukları sokağa atma iddiaları doğru gibi sunulmamış olurdu.

Zaten Selçuk Yaşar da haberi yazmadan önce hakime ulaşmaya çalışmış, telefonla aramış, not bırakmış; ama maalesef hakim Berkay, kendisiyle konuşmamış. Fakat Güler Serpil Kervan hiç aranmamış.

Dikkatimi çeken diğer nokta, haberde kadın hakimin adının açıkça yazılmasına rağmen karı kocanın sadece rumuzlarının kullanılması. Oysa biraz flu da olsa fotoğraf ve rumuzlar yan yana gelince kimlikleri zaten belli oluyor.

Kültür Müdürü’nü üzen kısaltma

“GIDIK meraklısı Kültür Müdürü” haberi, Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Şinasi Haznedar’ı üzdü. 16 Ocak’ta dördüncü sayfada çıkan haber, aslında Çanakkale Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndaki bir taciz iddiasını konu alıyordu.
Başlıkta, “Kültür Müdürü” kısaltması kullanılınca Haznedar, o gün gelen telefonlardan bunaldı. Haznedar, “Kültür Müdürü nitelemesi konu ile hiç ilgisi bulunmamasına rağmen şahsımı akla getirmekte, onur kırıcı ve ayıp bir eylemin öznesi durumuna getirici işlev görmektedir” diye itiraz etti.
Gerçekten “Kültür Müdürü” kısaltması, Kültür ve Turizm Müdürlükleri için kullanılır. “Koruma Kurulu”nun bu şekilde kısaltılması yanlış olmuş.

Galatasaray soruşturması

“GALATASARAY aklandı” başlıklı haber, şike soruşturmasını dikkatle izleyen futbolseverleri şaşırttı. Nasıl olmuştu da diğer takımlarla ilgili davalar henüz başlamamışken, Galatasaray ile ilgili yargılama bitip de aklama kararı çıkmıştı?

19 Ocak’ta spor sayfasında çıkan bu haberin giriş cümlesinde “Galatasaray şike soruşturmasında aklandı” yazıyordu, ama ikinci cümle çok farklı bir gelişmeyi işaret ediyordu: “Özel yetkili savcılık tarafından yürütülen soruşturmada, sarı kırmızılarla ilgili olarak görevsizlik kararı verildi.”

Savcılık dosyayı kapatmamış, görev alanına girmediği kararını vererek, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne göndermişti. Haberin başlık ve ilk cümlesiyle devamı arasındaki çelişki, özellikle Fenerbahçe taraftarlarını kızdırdı. Gönderilen 110’u aşkın mailde özetle “Haberin başlığı içeriği örtüşmüyor. Haberde aklanma yok
görevsizlik kararı var. Başlık doğru olsa savcı ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı verirdi” eleştirisi vardı.

Haklıydılar da. O başlık ve giriş cümlesi, yanlıştı. Nitekim benzer tepkilerin iletilmesi üzerine Spor Servisi de cumartesi günü “Aklanma değil görevsizlik” başlıklı bir haberle düzeltti o yanlışlığı.

Ama Fenerbahçe taraftarları, Galatasaray haberleriyle birlikte bir habere daha tepki gösterdiler. O da “Küme düşme yok puan silme var” haberi. 17 Ocak’taki bu haber, Futbol Federasyonu’nun Olağanüstü Kongre onayına sunmaya karar verdiği düzenlemelerle ilgiliydi. Ne başlığında ne de haberde Fenerbahçe’nin adı bile geçmiyordu. Tamamen “atlatma” bir haberdi; birkaç gündür futbol kamuoyunun gündeminde ilk sıraya oturan gelişmeleri o haber günler öncesinden duyurmuştu.

FB Başkanvekili Nihat Özdemir’in, “Aziz Yıldırım’ın açıklaması kulübü bağlamaz” dediği yolundaki ifadeyi yalanlaması dışında bir yanlışlık yoktu haberde. O nedenle “Küme düşme yok puan silme var” haberine yönelik tepkileri yersiz bulduğumu söylemeliyim. Tabii takımlarıyla ilgili gelişmelere üzülen Fenerbahçelilerin, bu denli hassas olmalarını da anlıyorum.

Okurdan kısa kısa

Murat Taşkın: Bazı basın organlarından öğreniyoruz ki, Lefter’in cenaze töreninde Başbakan Erdoğan protesto edilmiş ve yuhalanmış. İlginçtir, bu haber Hürriyet’te yayımlanmadı. Pardon, 16 Ocak’ta satır arasına saklanmış “Erdoğan stadyuma geldiğinde uğultu yükseldi” gibi bir cümle vardı. Böyle bir haberi okurlardan saklamak nasıl bir gazetecilik? Acaba bizden başka neler saklanıyor?

Duygu Demirci: Türkçede karşılığı olan kelimeler yerine İngilizce ya da yabancı kelimeler kullanılmasını yanlış buluyorum. Sizin sayfanızın başlığındaki “Puzzle Portreler” de her iki kelime de yabancı. Portrenin karşılığı yok ve dilimize bu şekilde yerleşmiş ancak “puzzle” direkt İngilizce bir kelime.
Yüksel Çetiner: 13 Ocak sayınızda kocaman bir başlık ve resim var; “Kalbi Omzunda”. Alt başlıkta da şu ifade var: “Gülşen Bark, kalbinin pilini omzuna astığı küçük çantada taşıyor.” Kalbi omzunda mı, yoksa göğsünde mi? Yazının özetinde de anlatılıyor ki, kalp omuza asılı çantada değil. O çantada, yapay kalbi besleyen “pil” var.

NOT:
Başlıkta ironi yapılmış, omzundakinin pil olduğu da yazılmış zaten.

Caner Karasu: 17 Ocak’ta Ankara Eki’nde çıkan “Yüzme şenliğinde sekiz altın madalya” haberinizde özel bir okulun iki öğrencisinin tüm yarışmalarda birincilik elde ettiğini yazıyorsunuz. Haberinizin tamamen bir okulun reklamını yapmak amaçlı olduğunu düşündüğüm için kınıyorum. Yarışma sonuçlarının olduğu web sayfasına bakarsanız yanlışı görürsünüz.

Alp Özlevi: 9 Ocak günkü yayınızda “Yüzyıllık randevu” haberinizin bir cümlesi şöyle: “Amerikalı politikacının hayatında ilk kez gördüğü İstanbul’daki kuzenleriyle buluşmada heyecanlı olduğu gözlendi.” Politikacı İstanbul’u mu ilk kez gördü, yoksa İstanbul’daki kuzenlerini mi ilk kez gördü anlaşılmıyor.
Haydar Atilla Birgören: Bugün bir yazıda “mahsun” şeklinde yazılan sıfatın “mahzun” olması gerekmektedir. Daha hassas davranılması gerektiği kanaatindeyim.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı