Gündem Haberleri

    Erkek gibi yetiştirildim

    Hürriyet Haber
    08.03.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    İstanbul'da Şişli Meydanı'ndaki ünlü Abide Apartmanı, hemen Adliye'nin yanıbaşında yükselir. Bu apartmanda 35 yıldır Türk sinemasının ‘‘abide’’ isimlerinden ünlü bir yıldızı oturur: Neriman köksal. Bu evin duvarları, nice büyük aşklara, büyük acılara, büyük davetlere, büyük senaryo tartışmalara tanık olmuştur. Neriman Köksal, kapılarını Hürriyet'e açtı ve hem özel yaşamını, hem de Yeşilçam'ın unutulmuş yakın tarihini anlattı.

    İşte Neriman Köksal'la konuşuyorum yıllar sonra. Genç bir gazeteci olarak setlerini az mı izledik ‘‘Fosforlu’’nun... Cami yıkılır gibi olsa da mihrap yerinde. Tertemiz makyajı, manikürlü elleri ve gülünce çizgi olan gözleri yine aynı. Ve ilk tanıdığım günden beri aynı ‘‘erkek gibi kadın’’ Neriman Köksal. Yeşilçam'da, sahnede geçen yarım asırda 400'ü aşkın film bıraktı arkasında. Ama o hálá dimdik ayakta. Altı yıldır TV'de ‘‘Bizim Mahalle’’ dizisindeki rolünü başarıyla sürdürüyor. Dile kolay, tevellüd 17 Mart 1928...

    BABASINI HATIRLAMIYOR

    - Rami'de doğmuşum, ama çocukluğum Feriköy'de geçti. Yalın ayak, başı kabak çocukluk günleri. Teyzemle annemin bahçeli bir evi vardı. Topaç çevirerek, ip atlayarak bahçede zaman geçirirdik. Ben erkek gibi yetiştim, hep erkek çocuklarlarla oynardım. Kendi babamı hatırlamıyorum, öteki beş kardeşim annemin ikinci evliliğinden. Babam Ahmet Kökçü, Rami Kulübü'nde futbol oynarmış. Yirmi yaşlarında verem oluyor, sonra rahmetli. Baba tarafım çok mutaassıptır, film çevirdiğimi bilmesinler diye soyadımı Köksal yaptım.

    Köksal'ın sinemayla tanışması, birçok dönemdaşı gibi Beyoğlu'ndaki İstiklal Caddesi'nde olacaktır.

    - Bir gün Beyoğlu'nda yürürken baktım iki adam beni takip ediyor. Ben de çok alımlıyım, herkes dönüp dönüp bakıyor. O gün de üstümde siyah tayyör var, yakası kürklü. Adamlar Park Otel'in arkasındaki evimize kadar geldiler. Meğer biri yönetmen Çetin Karamanbey'miş. Beni Refik Halit Karay'ın ‘‘Çete’’ romanındaki Rus prensesi Nina rolü için beğenmişler. Sene 1949. Kartlarını uzatınca ‘‘Ben artistlik yapamam’’ diyerek tersledim. Bir prova filmi çekeceklerini söylediler, ısrar kıyamet, sonunda kabul ettim. Sonra onlar Refik Halit beye resimlerini götürmüşler, o da beğenmiş. Sonra elime silah verdiler, tüfek verdiler, ata bindirdiler stüdyoda. Artistlik zamanla çok cazip geldi.

    Giriş o giriş. Sonra gelsin filmler... Peki, aşksız olur mu bu hayat?

    - İlk aşkım Hikmet'le dört senem geçti. Şimdi evli barklı adam, soyadını söylemeyeyim. O zamanlar başka bir terbiye vardı, ödümüz patlardı. Bana birisi takıldığı zaman kimse görmesin diye, Feriköy'e Kurtuluş'a pabuçlarımı elime alıp tarlalardan dolaşarak eve gelirdim. Yetişkin olduğum zaman bile Hikmet'le çıktığımda arabadan iki sokak arkada inip eve gelirdim...

    EVCİLİK OYUNU

    Yaşamındaki ikinci erkek, Türk sinemasının ünlü yönetmenlerinden Nevzat Pesen'dir.

    - Nevzat'la beraberliğimiz aşk değildi. Hikmet'i bırakmaya karar vermiştim ki, bir gün İzmir'e gittim. Sinemadaki galadan sonra yemeğe çıkıldı. Orada Nevzat'ı gördüm ve çok beğendim. Ama kim olduğunu bilmiyorum. Rahmetli Feridun Çölgeçen'e ‘‘Anla bakalım bekar mı, evli mi?’’ dedim. Feridun gitti, geldi ‘‘Bekarmış’’ dedi. Halbuki evliymiş. O geceden sonra ben Nevzat'la ahbaplık kurdum. İstanbul'a dönünce Hikmet'e telefonda ‘‘Bu iş bitti’’ dedim. Bir şeye karar verince onun bitiririm. Sonra Nevzat bana evli olduğunu, ama soğukluk olduğunu anlattı. İstanbul'a gelip ilk filmi ‘‘Kızımın Başına Gelenler’’i benimle yaptı. Beraberiz ama Nevzat on gün burada, bir ay İzmir'de. İzmir'de eşi var, sineması var. Baktım olacak gibi değil, ailesiyle birlikte İstanbul'a gelmesini söyledim. Yıldız'da çoluk çocuğu için bir ev tuttuk. O sırada hamile olan karısına, çocuğu erkek olsun diye erkek resimli bir kart yolladım. Nevzat haftada iki gün eşine gidiyor, dört gün benimle kalıyordu. Daha sonra karısıyla da konuşmaya başladık. Orada bulamadığı pantolonunu burada buluyordu. Böylece bir evcilik oyunudur geçti. Zamanla tedirgin olmaya başladım, bu iş böyle nereye kadar gidecekti? Aslında çocuk sahibi olmak istiyordum. Nevzat'tan birkaç defa hamile kaldım, ama aldırdım. Bir günde üç filme gidiyorum, çocuğa zaman yoktu. Sonunda bir gün Nevzat'a ‘‘Senden ayrılacağım, vereceğim nüfus kağıdımı birine, onunla evleneceğim’’ dedim. Yaptım da...

    Arnavut kızının kuralları

    Neriman Köksal, Yeşilçam'ın kuralları olan yıldızlarından. Bir kere hayır dedi mi, hayır olarak kalır... Eski bir mayolu fotoğrafını gösterdiğimde şunları söyledi:

    - Dikkat edin, giydiğim mayolar hep kapalıdır. Hayatımda hiç bikini giymedim. Ben Arnavut kızıyım, bizde göbek görünmez. Bir iki arkadaşın evinde bikini giydim, kendimi çıplak gibi hissettim. Güzel bir vücut, minnacık bikini, bakıyorum kocası gayet rahat. Olacak iş değil birader. Artık küçüldü de şu kadar oldu. Onları da çıkarsınlar da rahat etsinler...

    Ya öpüşme, sevişme sahneleri.

    - İlk öpüştüğüm erkek artisti hatırlamıyorum. Rahmetli Nazım İnan vardı, ağzının kenarına tükürükleri saçılırdı. Ona çekimden önce ‘‘Sen ağzını toparla, ben seni öpeceğim’’ derdim. Öpüşlerimizde kafamızı sallardık uzun görünsün diye. Dudak dudağa gelirdik, şimdiki gibi dudaklar ağzın içinde emilmezdi.

    Kabadayı kadın dediğin tespih taşır.

    - Bende çeşit çeşit tesbihler var, 33'lükten 99'luğa kadar. Elimde tesbihim olmadan film seyredemem. Otururken, televizyon seyrederken hep tesbih çekerim, oyalıyor beni. Her çantamda mutlaka tespih bulunur...

    YARIN Üç ayda boşadım



    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı