Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Ergenekondu'ya yıkım kararı

    A.A
    22.10.2008 - 12:36 | Son Güncelleme:

    Ergenekon duruşmasının yapıldığı salondaki olumsuz koşullarla ilgili olarak savcı salonda incelemelerde bulundu.

    BAKAN ŞAHİN: EK BİR BÖLÜM EKLENECEK

    Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Ergenekon duruşmasının yapıldığı salondaki olumsuz koşullarla ilgili açıklamalarda bulundu. Şahin, duruşma salonuna 60 metrekarelik ek bir bölüm ekleneceğini söyledi.

    Şahin, TBMM'de gazetecilerin çeşitli konulara ilişkin sorusunu yanıtlarken, Silivri'de hava şartlarının kötüleşmesi durumunda gazeteciler için özel bir çadır kurulacağını söyledi.

    Duruşma salonunun hemen yanında bir basın odası bulunduğunu ve burada 20'den fazla sabit telefon bulunduğunu kaydeden Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz bakanlık olarak, yargısal faaliyetlerin en iyi şekilde yürümesiyle ilgili elimizden geldiği kadar yargı organlarımıza yardımcı oluyoruz, bundan sonra da yardımcı olmaya devam edeceğiz. Böylesine geniş çaplı bir davanın şu anda Silivri'deki salonda yapılması bir takım zorluklarla bizi karşı karşıya bırakabilir. Acaba başka bir arayış içinde olmalı mıydık? 'Bunu daha önce düşünmeli miydiniz?' diye bir soru sorabilirsiniz. Belki düşünmeliydik. Bunu ne ben düşünebildim ne duruşmaları yapacak mahkeme heyeti düşünebildi ne İstanbul'daki savcılık... Buranın uygun olacağı kanaatine vardılar. Biz de kendilerine yardımcı olduk.”

    Şahin, muhalefet sözcülerinin, cezaevindeki ölüm olayı ve dava yüzünden istifasını istediğinin hatırlatılması üzerine de şöyle konuştu:

    “Ben istifa edince ne olacak? Benim istifamı isteyen arkadaşlar mı Adalet Bakanı olacak? Yani istifa ile bunlar çözülecekse edelim. Cezaevindeki ölümle ilgili de benim istifamı istiyorlar. Peki, kendileri olsa ne yaparlardı? Diyelim ki CHP Grup Başkanvekili Suha Okay Adalet Bakanıydı, onun döneminde Metris Cezaevinde böyle bir olay meydana geldi. Suha Beye sorun: Siz ne yapardınız? Ölen kişiyi geri getirebilir miydiniz? Özür diler miydiniz? Personelle ilgili ne gibi tedbirler alırdınız? Bunları kendileri açıklasınlar. Yapılması gereken ne vardı da ben yapmadım? Onu söylesinler. Ondan sonra bu istifa taleplerini değerlendireyim.”

    “YÜKSEK MAHKEMEMİZLE BİR POLEMİK İÇİNE GİRMEK İSTEMEM”

     

    Şahin, Anayasa Mahkemesinin, üniversitelerde türbanın serbest bırakılmasını düzenleyen Anayasa değişikliğini iptal gerekçesiyle ilgili sorularını şöyle yanıtladı:

    “Anayasa Mahkemesinin daha önce YÖK Kanununda yapılan değişiklik, bazı siyasi partilerle ilgili açılmış olan davalarla ilgili verdiği kararlarda zaten üniversitelerde kılık kıyafetle ilgili oluşmuş bir görüşü ve yaklaşımı vardı. Sanıyorum, bu konuda da bu görüş paralelinde bir karar verdi. Ama işin asıl diğer yönü, 'acaba Anayasa koyucu, yani TBMM, bundan sonra Anayasada veya yasalarda herhangi bir değişiklik yaparken, daha çok Anayasada değişiklik yaparken, yetki ve görevleriyle ilgili artık bir sınırlamaya mı tabidir? Yani artık yasama organı, hür ve bağımsız iradesiyle Anayasa değişikliği yapamaz mı?' konusu Türkiye'nin gündemine geldi. Bu, Anayasa hukukçuları ve tabii ki genelde hukukçular tarafından çokça tartışılacak bir konudur. Bunun Türkiye'de yeni bir nokta olduğu kanaatindeyim. Yani TBMM, Anayasa koyucu gerekli çoğunluğa da sahip olsa, Anayasanın herhangi bir maddesini değiştirdiğinde, Anayasa Mahkemesi, bu Anayasa değişikliğini, Anayasanın başka maddelerine aykırı bularak iptal edebilir veya yürütmenin durdurulması kararı verebilir konusu, Türkiye'de yeni bir konudur. Bir sorun mudur? Bir takım hukukçular, bunun bir sorun olacağını değerlendiriyorlar. Ben Adalet Bakanı olarak, Yüksek Mahkememizle bir polemik içine girmek istemem. Kararı okuduktan sonra bir hukukçu olarak, bir vatandaş olarak değerlendirmemi kuşkusuz ki yaparım. Ama bu karar, Türk siyasetinin gündemine, Türk Anayasa hukukunun önüne yeni bir konuyu getirmiştir. Belki yeni bir sorunu getirmiştir. Bu, bundan sonra çokça tartışılacak bir konudur.”

    Adalet Bakanı Şahin, gerekçeli kararda, Anayasanın değiştirilemez maddelerine yönelik vurgular bulunduğunu hatırlatarak, “Bu konuda AK Parti'nin yeni bir yol haritası var mı, yoksa türban düzenlemesi rafa mı kalkıyor?” diye soran gazeteciyi yanıtlarken de şunları söyledi:

    “Türkiye'de yürürlükte bulunan Anayasanın değiştirilemez maddeleri ve Cumhuriyetin temel nitelikleriyle ilgili ne bizim, ne benim bildiğim diğer siyasi partilerimizin, ne halkımızın 'bunlardan vazgeçelim' diye bir düşüncesi var. Asıl düşünce, Cumhuriyetimizi ve onun temel niteliklerini nasıl daha da güçlendirebiliriz. Halkımızın bu konuda şikayetçi olduğu bir takım sorunları, acaba nasıl aşar da tüm halkımızın rejime ve onun ilkelerine bağlılığını ve samimiyetini, samimi bağlılığını nasıl daha da pekiştiririz? Bizim AK Parti olarak tek amacımız budur. Rejimi daha da güçlü hale getirmektir. Vatandaşımızın 'benim ne güzel devletim var, ne adil devletim var, ne güzel rejimim var' demesini sağlamaktır. Tek hareket noktamız budur. Yoksa Cumhuriyetimizi ve onun temel niteliklerini, değiştirilemez hükümlerini ortadan kaldırmak gibi bir düşüncemiz asla olamaz. Ben kimsenin de olmadığı kanaatindeyim. Bunlardan vazgeçip de nereye döneceğiz. Padişahlığa geri mi döneceğiz?”

    DTP'Lİ TÜRK'ÜN SÖZLERİ

    DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'ün Diyarbakır'da kullandığı sözlerin hatırlatılması üzerine Bakan Şahin, şunları söyledi:

    “Bu son derece talihsiz bir beyandır. Türkiye'de kime soykırım uygulanmıştır, Allah aşkına? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Hangi ana dili farklı olan vatandaşımıza bu ülkede farklı bir muamele uygulanmıştır? Bu sözü söyleyen kişi geçmişte de TBMM'de görev yapmadı mı? TBMM'nin bir üyesi olarak bulunmadı mı? Şimdi TBMM'de grubu bulunan bir siyasi partinin genel başkanı değil mi? Size ayrıcalık uygulansaydı burada bulunabilir miydiniz? Bunlar son derece talihsiz beyanlardır. Ben sorumlu mevkide olan kişilerin ağzından çıkanları kulağının duymasını istiyorum. Yargının, bu sözle ilgili soruşturma açmış olması, benim tamamen dışımdadır. O bir yargısal faaliyettir.”

    ERGENEKON DAVASI

    Şahin, gazetecilerin Ergenekon davasının ilk duruşmasında yaşanan sorunlarla ilgili sorularını da şöyle yanıtladı:

    “Bu dava, özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen bir davadır. Normal şartlarda bu davanın Beşiktaş'taki bir duruşma salonunda görülmesi gerekiyordu. Çünkü, oradaki salonlardan en büyüğü hangisiyse orada yapılacaktı. En genişi de ancak 100 kişinin alınabileceği bir salondur. O nedenle mahkeme heyeti bize Silivri'deki ceza infaz kurumu içinde, bizim 'ileride lazım olur' düşüncesiyle yaptığımız duruşma salonunun bu iş için kullanılıp kullanılamayacağını sordu. Biz de 'tabii ki mümkündür' dedik. Yerinde incelemeler yapıldı. Bir takım tadilat talepleri geldi. Bunları da yaptık. Şu anda 280 kişinin yargılama faaliyeti içerisinde, içinde bulunabileceği bir salon haline getirildi.

    Pazartesi günü bir takım sorunlar yaşandı. Bu, tamamen yargısal bir faaliyettir. Oradaki duruşmanın intizamından Bakanlık olarak biz sorumlu değiliz. Tamamen ilgili mahkeme ve ilgili Cumhuriyet Savcılığı sorumludur. İlgili mahkeme bize 'burada duruşmaları yapabilirim ama şu değişikliklerin yapılması gerekir, bunları yaparsanız herhangi bir sorun yaşanmaz' şeklinde, onların da önceden öngördükleri hususları aktardı. Biz, bunları yerine getirdik. Eğer yerine getirmemiş olsaydık herhalde 'mahkeme heyeti sizden burayı biraz genişletin talebinde bulundu, siz de bunu yerine getirmemişsiniz, getirseydiniz bu sorun yaşanmazdı' diye bizi sorumlu tutabilirdiniz.”

    “DAHA BÜYÜK SALONUMUZ YOK”

    Bakan Şahin, İstanbul'da adliyelerin içinde veya bakanlığa ait başka bir mekanda, Silivri'dekinden daha büyük bir salon bulunmadığını bildirerek, “Ama dün iki arkadaşımı, Müsteşar Yardımcısı ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürümü İstanbul'a gönderdim. Yerinde bir inceleme yaptılar. İlgili mahkemenin başkanı, İstanbul Cumhuriyet Savcısı ve savcı vekilleriyle birlikte yerinde bir değerlendirme yapıldı” diye konuştu.

    Salona, 60 metrekarelik yeni bir bölüm yapılarak, bir rahatlama sağlanabileceği yönünde yeni bir talep geldiğini ifade eden Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bunu hemen yapabiliriz. Ancak, başka bir değerlendirmede bulunduk arkadaşlarımızla. Bizim Silivri Ceza İnfaz Kurumları içinde bir ilköğretim okulumuz var. Burada, orada görev yapan personelimizin çocukları eğitim görüyor. Önümüzdeki yıllarda, 2009 veya 2010'da burada bir spor salonu yapmayı düşünüyorduk. Sabahleyin arkadaşlarıma dedim ki 'bu spor salonunu biz öne alalım. Orada yerimiz var çünkü. Ama bunu 2-2.5 ayda yetiştirmeniz koşuluyla'. Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı imkanlarıyla yapmak istiyoruz. Çünkü, o vakıf ihale kanununa tabi olmadığı için farklı bir usulle, davet usulüyle en uygun teklifi verene burayı verebilir. Teknik İşler Daire Başkanlığındaki arkadaşlarımız, bu spor salonunun yapımıyla ilgili çalışmaları başlattılar. Benim kendilerinden ricam şudur: '2009 yılı Ocak ayının başına veya en geç 15'ine yetiştirebilirseniz böyle bir salonu oraya hemen inşa edelim.' Ben Türkiye'de inşaat teknolojisinin çok geliştiğini biliyorum. Eğer 2-2.5 ayda buraya bir spor salonu kazandırabilirsek, o zaman ilgili mahkeme heyetine veya başka mahkeme heyetlerine, 'arzu ederseniz, bu spor salonunu da duruşmalar için kullanabilirsiniz' diyeceğiz. Bu süre içinde mahkeme orada devam edebilir.”

    Şahin, yarından itibaren, Pazartesi günü yaşanan sorunların, orada en azından büyük ölçüde yaşanmayacağını düşündüğünü, mahkeme başkanı ve heyetinin de bir takım tedbirler aldığını kaydetti. O gün yaşananlardan dersler çıkararak savcılığın da bazı tedbirler aldığını belirten Bakan Şahin, “Bize bu konuda bir görev düştüğü takdirde şerefle bu talepleri yerine getiririz. Spor salonu konusunu öne alarak gerçekleştirebilirsek uygun görüldüğü takdirde orada da dava görülebilir” dedi.

    Silivri'deki duruşma salonuna kurulan ses ve görüntü sisteminin uygun olduğunu söyleyen Şahin, “(Zeytinburnu'ndaki spor salonuna alalım) diye bir talep geldi. Bu sistemi, başka bir yere monte etmek mümkün değil. Bu da duruşmanın can alıcı yönlerinden bir tanesi. Duruşmaların burada yapılması gerektiğine dair sayın Başkan ve heyet bir karar verdi. Biz Adalet Bakanlığı olarak bir duruşmanın nerede yapılacağına karar vermiyoruz” diye konuştu.

    Etiketler: son dakika
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı